11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 63
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 63 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 63
• Tümeller Problemi
Tümeller problemi, Orta Çağ felsefesinde önemli bir tartışma konusu olmuştur. Tümel, istisna kabul edilmeden bir sınıfın bütün üyeleri için geçerli olan bir durumu ifade eder.
Bir başka deyişle tümel, belli bir sınıfın tüm bireylerini içine alan genel kavramları işaret etmek için kullanılır. Tümeller problemini tartışmış ve bu konuda farklı görüşler geliştirmiş üç temel felsefe yaklaşımı; kavram realizmi, adcılık (nominalizm) ve kavramcılıktır (konseptüalizm).
Kavram realizmi, Orta Çağ felsefesinde tümel ya da genel kavramların bireylerden ve tekil varlıklardan daha yüksek bir varlık olduğunu savunan yaklaşımı ifade eder. Aziz Augustinus, Pla- ton’dan hareketle bu görüşü savunmuş ve geliştirmiştir. Ancak ona göre tümeller, Platon’da olduğu gibi tikellerden ayrı ve bağımsız bir biçimde var olan idealar değil, Tanrı’nın zihnindeki idelerdir.
Adcılık (nominalizm) yaklaşımına göre tümeller nihai ve en yüksek gerçeklikler değil, sadece adlardır. Tümeller yalnızca dilsel ya da sözel bir niteliğe sahiptir. Latincede “nomen” ad anlamına geldiğinden bu görüş nominalizm olarak adlandırılmıştır. Ockhamlı VVilliam’ın (Okamlı Vilyım) temsilcisi olduğu bu görüş ayrı bir tümeller dünyasını varsaymanın gereksizliğini savunmuştur.
Kavramcılık (konseptüalizm) yaklaşımı, öncelikle “Kavramlar zihin tarafından nasıl oluşturulur?” ve “Deneyimin tekil verilerinden hareketle oluşturulan kavramlar nasıl olup da genel olabilir?” sorularını yanıtlamaya çalışmıştır. Tümelleri tanrısal açıklamalardan ayıran bu yaklaşım, kavram realizmi ile adcılığın sentezini yapmıştır. Kavramcılık, tümellerin tekil varlıklarda onların özleri olarak var olduğunu, onlardan ayrı biçimde var olmadığını fakat zihnin bu özleri tekil varlıklardan soyutlayarak onlar için kavramlar yarattığını savunur. Diğer bir deyişle tümeller, tekil ya da bireysel varlıklar tarafından paylaşılan ortak niteliğin duyu deneyi sayesinde zihin tarafından soyutlanması suretiyle oluşturulan kavramlar ya da idelerdir. Bu yaklaşımın önemli temsilcisi Aquinalı Thomas’tır.
• İrade Özgürlüğü Problemi
Hristiyan felsefesinde Tanrı’nın “her şeyi bilme” özelliği ile insanın “özgür irade”si arasındaki ilişki, tartışılan bir başka problemi oluşturmuştur. Tanrı’nın insan hayatında olan ve olabilecek her şeyi bilmesinin özgür iradeye imkân tanıyıp tanımadığı sıklıkla tartışılmıştır.
Augustmus’a göre “ilk günah”ı işleyen ilk insanın -Âdem’in- mirasçısı olan insanoğlu, günah işlemek veya işlememek konusunda özgürdür. Tanrı, insanın ne yapıp ne yapmayacağını önceden bilmektedir. Tanrı, özgürlüğü en ufak derecede bile sınırlamak istememekte ancak her bireyin ne yaşayacağını bilmektedir. Hiçbir bireyin bu konu hakkında şikâyet etme hakkı bulunmamaktadır. Eğer insan, Tanrı’yı gerçekten seviyorsa ve iyilik düşüncesine sahipse yeniden kurtuluşa ulaşacaktır. Aguinalt Thomas’a göre insan, akıl aracılığı ile doğrunun ne olduğunu bilebilir. Bu durum Tan- rı’nın her şeyi önceden bilmesi ile uyumludur. Tanrı, insanı seçeceği eylem konusunda serbest bırakmış fakat onun ne yapacağını da bilmektir. Ona göre Tanrı’nın önceden bilmesi, kadercilik (fatalizm) ile aynı şey değildir. Çünkü kadercilik belirlenmiş bir hayat içinde bir rol yapmaktan ibaret gibi görünmektedir. Oysa insan, hayatını akıl yoluyla aldığı kararlarla şekillendirmektedir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 63 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.


Yeni Yorum