11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 68
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 68 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 68
Gazâlfnin “Kendime şöyle dedim: Benim istediğim, her şeyin gerçek yüzünü öğrenmektir. Öyleyse önce bilginin gerçek yüzünün ne olduğunu öğrenmekle işe başlamam gerekir.” sözü onun bilgi problemine verdiği önemi gösterir. Gazâlî, bilgi problemine dair görüşlerini geliştirmeye eşyanın gerçek mahiyetinin ne olduğunu sorarak başlar ve bu konuda kesin bilgiye ulaşmayı amaçlar. Kendinden önce gelen, özellikle Fârâbî ve İbn Sînâ tarafından temsil edilen rasyonalist düşünce geleneğini eleştirerek görüşlerini geliştiren Gazâlî, aklın kesin bilgiye ulaşamayacağı sonucuna varır. Ona göre hakikate ancak sezgiyle ulaşılabilir. Bu bilgi, insan kalbine manevi bir hissiyat olarak iner. Kalbin kendisini manevi bir töz olarak görür. Duyusal ve akılsal bilginin karşısına sezgisel bilgiyi ve bu bilgiyi elde etmede kalp gözü kavramını koyar.
C. MS 2. YÜZYIL-MS 15. YÜZYIL FELSEFESİNDE İNANÇ İLE AKIL İLİŞKİSİ
“İnanç ile akıl ilişkisi” problemi, MS 2. yüzyıl-MS 15. yüzyıl felsefesinin temel problemlerinden biridir. Akıl; insandaki soyutlama, kavrama, bağıntı kurma, düşünme gibi yetileri ifade eder ve daha çok felsefe alanıyla ilişkilendirilir. İnanç ise bir bilgiye ya da düşünceye gönülden bağlı bulunmayı ifade eder ve daha çok din alanıyla ilişkilendirilir. İnanç-akıl ilişkisi ile ilgili yaklaşımları bakımından Hristiyan ve İslam felsefesi arasında benzerlikler olduğu kadar ayırıcı özellikler de bulunur. Her iki felsefe geleneğinin inanç ile akıl ilişkisi üzerine yaklaşımları, karşılaştırmalı bir biçimde incelenmelidir.
a. Hristiyan Felsefesinde İnanç ile Akıl İlişkisi
Hristiyan felsefesinde inanç ile akıl problemi üzerinde duran başlıca yaklaşımlar ve bunlarla ilgili düşünürlerin görüşleri aşağıda verilmiştir.
Akıl almaz olduğu için inanıyorum.
Tertullianus, Patristik Felsefe Dönemi’nin ilk önemli düşünürüdür. Onun inanç ile akıl ilişkisi konusundaki görüşleri “Akıl almaz olduğu için inanıyorum.” sözüyle özetlenebilir. Ona göre inanç öğretileri o kadar akıl almaz ve olağanüstüdür ki insanlar, inanmaları için ikna edici nedenler olmasaydı bu öğretileri kabul etmezlerdi.
Clemens, inanç ile akıl ilişkisi konusunda “Anlayabilmek için inanıyorum.” sözüyle ifade edilen tavrın ilk temsilcisidir. Ona göre akıl ve felsefe, bilgeliği tüm kavim ve uluslar için parlayan Tanrı’nın inayetinin bir lütfudur. Bununla birlikte Clemens, aklı ve felsefeyi inanç için bir hazırlık olarak görmüştür. Ona Anlayabilmek için göre akıl ve felsefe dinin anlaşılmasına katkıda bulunacak bir yardımcıdır, inanıyorum. Augustinus, inanç ile akıl ilişkisi konusunda “Anlayabilmek için inanıyorum.” görüşünü benimsemiştir. Hristiyan dininin temel öğretilerini temellendirebilmek için Platon felsefesinden yararlanmıştır. İnancı temel alan Augustinus’a göre aklın görevi, inanç yoluyla bilinen şeylerin tanrısal vahiy temeli üzerinde açıklanması ve aydınlığa kavuşturulmasıdır.
İnanmak için biliyorum.
Aquinalı Thomas, daha önceki skolastik düşünürlerin “Anlayabilmek için inanıyorum.” ilkesini “İnanmak için biliyorum.” biçiminde değiştirmiştir. Onun için “inanma” ve “bilme” örtüşemez ancak birbirini kısmen karşılayabilir. Aquinalı Thomas önce teolojiyle felsefe arasında bir ayrım yapmıştır. Bu ayrım çerçevesinde felsefenin aklın yardımıyla kanıtlanabilenlerin meydana getirdiği alana, teolojinin ise inanca dayanan hakikatlerin sahasına karşılık geldiği söylenebilir. Bu ikisi ona göre birbirinden kesin olarak ayrılmalıdır çünkü inancın akıl alanında, aklın da inanç alanında yapabileceği bir şey yoktur.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 68 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.


Yeni Yorum