11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 166
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 166 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 166
Viyana Çevresi” olarak isimlendirilen filozoflar tarafından savunulan mantıksal pozitivizm, 20. yüzyıl felsefesini derinden etkileyen felsefi yaklaşımlardan biridir. Mantıksal pozitivizm, pozitivizm anlayışında olduğu gibi bilginin duyum ve deneye dayanan bilimsel yöntemle elde edilebileceğini, bunların dışında kalan metafiziksel alanın bilgisinin mümkün olmadığını savunur. Bilgilerin mantıksal analizi sayesinde doğru bilgiye ulaşmanın mümkün olabileceğini iddia eder. Bunun için bilgilerin ifadesinde kullanılan dilin çözümlenmesine önem verir. Mantıksal pozitivizme göre doğrulanabilen ve anlamlı olan bilgiler mümkündür. Başka bir deyişle anlamlı olan her önerme aynı zamanda doğrulanabilir bir bilgidir. Doğrulanamayan metafiziksel önermeler, anlamlı olmadıklarından bilgi değeri taşımaz. Bu yaklaşımla mantıksal pozitivizm, her tür bilginin tek yönteminin bilim olduğunu hatta felsefenin bile bilimsel bir yaklaşım içinde olması gerektiğini savunur.
Rudolf Carnap (Görsel 5.12), felsefi sorunların dil analizi yöntemiyle ele alınması gerektiğini ve bunun için öncelikle önermenin anlamlı olup olmadığının belirlenmesinin şart olduğunu savunmuştur. Ona göre anlamlı önermeler doğrulanabilir olanlardır. Doğrulama ya doğrudan ya da dolaylı yollarla yapılır. Doğrudan doğrulamada bilginin konusu, duyum ve deneyime dayalı bilimsel yöntemlerle doğrulanabilir. Başka bir deyişle doğrudan doğrulamada tek tek olgular gözlenip deneyimlenerek yani tümevarımla bilgiye ulaşılabilir. Dolaylı doğrulama ise doğrudan doğrulanmış önermelerle mantıksal bağlantı kurularak gerçekleştirilir. Örneğin masanın rengini doğrudan gözlemlere dayanarak doğrulamak mümkünken masanın demirden yapılıp yapılmadığı, “Mıknatıs demiri çeker.” bilgisinden hareketle kendisine yaklaştırılan mıknatısa tepkisine bağlı olarak dolaylı yollarla doğrulanabilir.
Karl Popper (Görsel 5.13), mantıksal pozitivizmin öne sürdüğü anlamlı bir önermenin “doğrulanabilirlik” ölçütüne uygun olması gerektiği görüşünü eleştirmiştir. Doğrulanabilirlik ilkesine göre bir bilgi, deney ve gözleme dayanan tümevarım yöntemiyle doğrulanabilir. Bunun için doğrulanacak olguya ait tüm evren, eksiksiz bir biçimde gözlem ve deneyime tabi tutulmalıdır. Bu ne sahip olunan olanaklar ne de zaman bakımından mümkündür. Bu durumda bilimsellik için gerekli olan, “yan- lışlama”dır. Bilgi, tüketici bir biçimde doğrulanamaz ancak yanlışlanabilir. K. Popper, bu görüşleriyle bilimselliğin ölçütünün yanlışlama olduğunu savunmuştur.
Thomas Kufin (Görsel 5.14), bilimin tarihsel gelişimi içerisinde bilgiyi ele almıştır. Bunu yaparken de “paradigma” kavramını kullanmıştır. Paradigma, bir dönemde herhangi bir alanda egemen olan dünya görüşü anlamına gelmektedir. Buna göre bilgi ve bilim, bir paradigmadan diğerine geçişler biçiminde ilerlemektedir. Bunun için de çeşitli aşamalardan geçilir. “Olağan bilim dönemi”nde konuyla ilgili mevcut paradigma kullanılır. Bu paradigma yeni bazı sorulara cevap veremezse bir bunalım ortaya çıkar. Bu döneme “olağanüstü bilim dönemi” denir. Bu dönemden eski paradigmanın terk edilmesi ve konuyu yeterince açıklayan yeni bir paradigmanın kabulü ile çıkılır. Bu durum “bilimsel devrim” olarak adlandırılır. Bilimsel devrim, uzun ve zorlu bir süreçten sonra gerçekleşir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 166 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























