11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 169
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 169 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 169
Türkiye’de Felsefi Düşünceye Katkıda Bulunan Felsefeciler
Türkiye’de felsefenin yaygınlaşması üniversiteler aracılığı ile olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra başarılı öğrenciler, eğitim amacıyla yurt dışına gönderilmiştir. Bu öğrenciler, yurda döndüklerinde üniversitelerde görev almıştır. Yine bu dönemde farklı ülkelerden Türkiye’ye davet edilen düşünürler, üniversitelerde ders vermeye başlamıştır. Gerek yabancı akademisyenler gerekse yurt dışına gönderilen öğrenciler o dönem Batı’da hâkim felsefi akımların Türkiye’de etkili olmasına zemin hazırlamıştır. Öte yandan Türk düşünce geleneğinin kökleri araştırılmaya başlanmış, felsefe tarihçiliği gelişim göstermiştir. Bu anlamda Türkiye’de dünya felsefe tarihine geçmiş, önemli felsefi eserler ortaya koymuş birçok felsefeci yetişmiştir. 1933 yılında İstanbul Üniversitesi (Görsel 5.16)
Edebiyat Fakültesinde açılan felsefe bölümü, Türkiye’de felsefenin kurumsallaşmasında önemli bir role sahiptir.
Hilmi Ziya Ülken (Görsel 5.17), felsefenin yanı sıra sosyal bilimlerin neredeyse her alanında eserler vermiş, akademik kariyeri boyunca pek çok öğrenci yetiştirmiş bir düşünürdür. Felsefenin temel konusu olarak varlığı öne çıkarır. Ona göre bütün varlık ilişkileri; Tanrı, evren ve insan arasındaki ilişkilere dayalıdır. H. Z. Ülken, mutlak hakikat olarak gördüğü Tanrı’yı “aşkın varlık” olarak nitelendirir. Evreni Tanrı’nın tecelli alanı olarak görür. Tanrı ile diğer varlıklar arasındaki ilişkiyi “kuşatma” kavramı ile açıklar. Ona göre aşkın varlık, insanı çepeçevre kuşatmıştır. Bu nedenle aşkın varlık, insanın bilme ve düşünme gücünün üstündedir. Onunla ancak “inanma” gücüyle temasa geçilebilir. Bunun yöntemi ise sezgidir. Sezgi; yaşanmış ve yaşanacak, gerçek ve ideal hâllerin aynı anda aynı bilinç eyleminde kavranması demektir. H. Z. Ülken; bilinç, özgürlük ve sorumluluk kavramlarını Tanrı kavramına dayandırır. İnsan, Tanrı karşısında sorumlu olduğu için kendine ve diğer insanlara karşı da sorumludur. İnsanı diğer varlıklardan ayıran onun vicdanen özgür olmasıdır. Bu özgürlüğü ise insana Tanrı karşısındaki sorumluluğu kazandırır.
Nurettin Topçu (Görsel 5.18), ahlak felsefesi alanındaki görüşleriyle öne çıkan, ahlak konusundaki görüşlerini “hareket” kavramı üzerinde temellendiren bir düşünürdür. Ona göre evren; varlık, düşünce ve hareketten oluşmaktadır. İnsan, hareket içinde olan ve hareketleriyle anlam kazanan bir varlıktır. Hareket, düşünceden uygulamaya geçiştir; insanın özüdür. Hareket, bilinçli ve amaçlı olmalıdır. Bu ise özgür irade ile mümkündür. Özgür irade sahibi insan ahlaklı hareket eder.
İnsanın iradeli her hareketi, sürekli daha mükemmel olana ve sonsuzluğa yani Tanrı’ya yönelir. İnsanın iradeli hareketi şuurlu bir hareket olup N. Topçu bu harekete “isyan ahlakı” adını verir. İsyan ahlakı insanın kendisi ile mücadelesidir. Tanrı’ya teslim olan insan, Tanrı’nın özgürlüğünü kendisinde hisseder, kendisini sınırlandıran güçlere isyan eder ve onlarla mücadele eder. İsyan, Tanrı’ya ulaşınca sona erer, yerini boyun eğmeye bırakır. Boyun eğme ise ahlaki sorumluluğu ortaya çıkarır. N. Topçu’ya göre ahlaki ve insani değerlerin yitirilmesi, değerler dünyasının yok olması sonucunu doğurur. Bu durum, toplumu dolayısıyla bireyi etkileyerek onun hareketini olumsuz anlamda değiştirir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 169 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























