11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 74
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 74 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 74
Soru: Açıklamayı ve metni okuyup soruları cevaplayınız.
Açıklama: İslam dünyasında alegorik öykü geleneği İbn Sînâ ile başlamıştır. 9. yüzyılda Huneyn bin İshak tarafından Yunancadan çevrilen “Salaman ve Absal” öyküsü, başta İbn Sînâ’nın “Hay b. Yakzan”ı olmak üzere birçok İslam düşünürünün eserlerine kaynaklık etmiştir. İbn Sînâ’nın bu öyküden söz ettiği ve onu özetlediği bilinir fakat bağımsız bir yapıt olarak yeniden yazdığı konusu şüphelidir. Kesin olarak bilinen ise İbn Sînâ’nın “Salaman ve Ab- sal’daki alegorik anlatım tekniğini kullanarak “Hay b. Yakzan” adlı yapıtını yazdığıdır.
“Hay b. Yakzan” alegorik bir öyküdür. Alegorik tarzda yazılan eserlerde yazar, düşüncelerini sembollerle ifade eder ve bir şey söylerken başka bir şey kasteder. Bu nedenle öğrencilerin doğrudan doğruya İbn Sînâ’nın metnini okuduklarında onun neyi kastettiğini anlamalarını sağlamak için paragraf sonlarında parantez içinde İbn Sînâ’nın o paragrafta neyi anlatmak istediğine yönelik açıklamalara yer verilmiştir.
HAY BİN YAKZAN
(…) “Adım sanım Yakzan (Uyanık) oğlu Hay’dır (Diri).” (İbn Sînâ burada, Yakzan’ın kendiliğinden var olmayan, Hay’ın ise soyut akıl olduğunu anlatır.)
“Beytülmakdis’tenim.” (Kutsal olan akılsal evren)
“İşim, evrenleri gezmektir. Bu gezilerim nedeniyle, bütün evrenin gerçekliğini kavramış, her nesneyi öğrenmiş bulunuyorum. Gezilerim ve öğrenmelerim sırasında, yüzümü sürekli babama, Yakzan’a tutardım.” (İbn Sînâ burada, bilme ve öğrenmenin sınırının, kendisinin üstünde bulunan akılları, bu akıllar aracılığıyla ilk ilke ve nedeni bilme isteği olduğunu anlatır.)
“O, bütün bilimlerin anahtarını elime vermiş, evrenlerin yollarını göstermiş olduğundan, iklimlerin ufukları önümde açıldı; tümü, bana bir anda göründü.” (İbn Sînâ burada, düşüncelerinin ilk ilkeden geldiğini, etkin aklın bilgisinin aşamalı olarak değil bir anda elde edildiğini anlatır.)
“Yeryüzünün üç sınırı vardır:
1. Yerin üzerinde ve göğün altında bulunan sınırdır. Bunun bütün gerçekliği (künhü) bilinmiş, içinde bulunan nesnelerin çoğu hakkında tam olarak bilgi elde edilmiş, bunlara ilişkin haberler alınmış ve verilmiştir.
2. Batı tarafında bulunan sınırdır. Bu sınır mağribin arkasındadır.
3. Bu sınır da batı tarafındadır; doğu (meşrik) yönündedir.
Bu son iki sınırın, insanlık evreninden ayrılan bölüm ve yanları vardır. Kazanılmış güçlerle donanmayan, yalnızca doğal güçlerle kalanlar, oralara geçemezler.” [İbn Sînâ burada şunları anlatır: Maddi olan doğal varlıklardan oluşan yeryüzündeki birinci sınır, (madde) ile biçimden oluşan cisimleri, genellikle gördüğümüz ve elimizle tuttuğumuz şeyleri ifade eder. Bunlar, doğal bilimlerin konularıdır. Bunların öz ve gerçeklikleri, bu bilimler aracılığıyla öğrenilir. Mağribin arkasındaki sınır ile özdek (insanın bir amaç uğruna biçim verdiği doğal cisim) kastedilmiştir. Bu, doğal cisimlerin asıllarını, tözlerini oluşturur. Doğu yönündeki sınırla da özdeğin aldığı biçimler anlatılır. Bu özdek ve biçimin öz ve gerçekliği gizli olup çok az insan tarafından bilinebilir. Bu konuda yalnızca yaratılıştan gelen güçler yeterli değildir, kazanılmış güçler de gereklidir.]
- Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 73)
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 74 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























