11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 147
“11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Sayfa 147 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 147
Fransız İhtilali’yle birlikte Katolik Kilisesinin devlet yönetimindeki etkisi büyük ölçüde azaltıldı. 1791 Anayasası kabul edildikten sonra Monarşi Dönemi’nde büyük bir siyasi ve sosyal güce sahip olan Kilisenin topraklarına el kondu ve din adamlarının Fransız hükümetine sadakat yemini etmesi zorunlu tutuldu. Bu düzenleme Kilisenin kamusal alandaki etkisini ve devletin Kiliseye olan bağımlılığını ortadan kaldırarak laiklik ilkesinin temellerini attı.
Rousseau insan toplumunun çaresiz bir biçimde kokuşmuş ve kokuşmakta olduğunu, bunu da ancak bütüncül bir değişimin düzeltebileceğini öğretmişti. İşte, bu nedenle, devrimcilerin kahramanıydı: Devrimciler Rousseau’nun öngördüklerinin doğruluğunu kanıtlamıştı. Bir daha asla, kurumlar, alışkanlıklar ve inançlar, sırf her zaman böyle oldukları ya da -diğer bir deyişle- Tanrı tarafından buyuruldukları için kabul edilemezdi. Devrim, çoğu şeyin değişmeden ya da tadil edilmeden süreceğinin zannedildiği, sorgusuz sualsiz bir rızaya dayalı masum bir dünyayı tepetaklak etti.”
Fransız İhtilali, Monarşi Dönemi’nde uygulanan ayrımcı ve dar kapsamlı yargı sistemini değiştirdi. 1804 yılına kadar üç ayrı anayasa oluşturularak insan hakları, özgürlük, adalet ve eşitlik konularıyla ilgili rasyonel düzenlemeler yapıldı. 1804 yılında ise ihtilalin en önemli kazanımlarından biri olarak kabul edilen Napoleon Kanunu yürürlüğe girdi. Medeni Kanun olarak da bilinen bu kanunla vatandaşların mülkiyet, sözleşme, eşit vatandaşlık gibi medeni hakları güvence altına alındı. Doğuştan geldiği düşünülen ve soylulukla ilişkilendirilen bütün ayrıcalıklar ortadan kaldırarak hukukun tüm vatandaşlar için erişilebilir ve uygulanabilir olduğu açıklandı. Günümüzde Fransız medeni hukukunun temelini oluşturmaya devam eden Napoleon Kanunu, başta Avrupa olmak üzere Latin Amerika ve Afrika’nın bazı bölgelerindeki ülkeler için de örnek teşkil etti. Fransız İhtilali’yle birlikte vatandaşlık, vatanseverlik, milliyetçilik gibi kavramlar yeniden tanımlandı. İhtilalden önce monarşiye sadakat fikri ön plandayken ihtilalden sonra ulusa sadakat düşüncesi ağırlık kazandı. Her vatandaşın egemen bir ulusun eşit üyesi olduğu, dolayısıyla herkesin eşit hak ve sorumluluklara sahip olduğu vurgulandı. Bu yaklaşım milliyetçilik düşüncesini besleyerek Fransız vatandaşlığı kavramının benimsenmesini sağladı. İhtilal öncesinde siyasi ve sosyal kaygılarla ayrışan Fransız toplumu, bu yeni ulusal kimlik altında yeniden birleşme ve dayanışma imkânı buldu. Vatandaşlık ve ulusal gurur vurgusu, Fransız siyasetini ve kültürünü yeniden şekillendirdi. Böylece hem Fransa’da hem de ihtilalin etkilediği diğer ülkelerde modern milliyetçiliğin temelleri atıldı.
Soru: Sizce Fransız İhtilali’nin günümüz dünyasına bıraktığı en önemli miras nedir? Açıklayınız.
- Cevap:
1793-1794 yıllarında ülkeyi yöneten jakoben lider Maximilien de Robespierre (Maksimilyen dö Robespiyer), Fransa’yı “erdem cumhuriyeti”ne dönüştürme iddiasıyla bazı köklü değişiklikler yaptı ve içinde Hristiyanlarca kutsal kabul edilen pazar gününün yer almadığı yeni bir takvim hazırlandı. Fransa’yı diktatörlükle yöneten Robespierre, yeni yönetime tehdit olarak gördüğü en az üç yüz bin kişiyi tutuklattı. Bu tutuklulardan on yedi bini idam edildi, yaklaşık on bin kişi de henüz yargılanmadan hapishanede hayatını kaybetti.
11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 147 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.