“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 203 Ata Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 203

Güneş iyice yükseldikten sonra yaşlı adam oltanın ucundaki balığın hiç de yorulmamış olduğunu anladı. Lehine yalnızca bir belirti vardı. Olta ipinin suya gömülürken yaptığı eğriden balığın daha yukarı düzeyde bulunduğu belli oluyordu. Bu hiçbir zaman atlama niyetinde olduğunu kanıtlamazdı ama hani öyle de yapabilirdi birden. “Allahım, zıplatıver şunu" diye mırıldandı. “Onu idare edecek kadar bol ipim var şimdi." “İpi biraz gerecek olursam canını yakıp zıplatabilirim belki" diye düşündü. “Şimdi ortalık iyice aydınlandı, bir zıplayacak olursa karnına hava dolar, bir daha da derinlere inemez." Oltanın ipini germeye çalıştı; balık zokayı yutalı beri ip ilk kez kopacak dereceye gelmişti. Arkasına doğru abanıp ipi çekerken şiddetli bir karşı koyma hissediyor, daha fazla çekemeyeceğini anlıyordu. “Zaten daha fazla germek doğru değil" diye düşündü. “Her seferinde zokanın açtığı yarayı biraz daha genişleteceğinden, birden sıçrayacak olursa ağzından fırlatıverir sonra. Neyse güneş insanı kendine getiriyor. Şimdi daha iyiceyim." Oltanın ipine sarı yosun parçaları takılmıştı, yaşlı adam bunların bütün gece denizi taramalarından ileri geldiğini biliyordu; hatta bir dereceye kadar da hoşnut oldu buna. Gece denizin karanlık sularını kıvılcımlandıran sarı Gulf yosunlarıydı bunlar. “Balık" diye söylendi. “Seni seviyorum, sana saygı duyuyorum. Ama bilmiş ol ki gün bitmeden seni öldüreceğim." İçinden de “Dilerim öyle olur" diye geçirdi. Kuzeyden kayığına doğru küçük bir kuş geliyordu. Bu çalıbülbülü denen kuş, suların üstünde pek alçaktan uçuyordu. Yaşlı adam, onun bitkin bir durumda olduğunu gördü. Kuş geldi kayığın kıç omuzluğuna kondu. Sonra yaşlı adamın başının üstünde dolaşarak daha rahat bulduğu olta ipinin üstüne yerleşti. Yaşlı adam, kuşa, “Kaç yaşındasın?" diye sordu. “Bu ilk yolculuğun mu yoksa?" O konuşurken kuş gözlerıni gözierine dikmişti. Üstüne konduğu ipin ne olduğuna bi!e bakmadan küçücük ayaklarıyla iyice kavramış, onun sallanışlarına uyarak hafif hafif dalgalanıyordu. “Hiç oynamıyor" diye söylendi yaşlı adam. “Çok hareketsiz, rüzgârsız, durgun bir geceden sonra niye bu kadar yorgunsun? Nereye koşuyorsun?" “Atmacaya tabii" diye düşündü. Böyle ufakların yolunu onlar beklerdi. Fakat aklından geçenleri kuşa söylemedi. Nasıl olsa anlamayacaktı. Hem bir gün gelir, atmacaları kendi kendine öğrenirdi. “Dinlen küçük kuşum" dedi. “Dinlen de her insan, her balık, her kuş gibi kısmetinin, akıbetinin kucağına düş. Nasıl olsa ondan kurtuluş yok." Böyle konuşmak cesaretini artırıyordu; çünkü gece sırtı tutulmuş, şu sıra gerçekten canını yakmaya başlamıştı. “İstersen benimle kal kuş" diye sürdürdü. “Kusura bakma, yelkeni açıp seni sabah melteminde serinletemiyorum. Ama yine de dost bil bizi."
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Ata Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 203 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.