11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 196
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 196 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 196
gazetelerde milli marş için bir yarışma açıldığı ilan edildi. Birinci olan esere ve bestesine 500'er lira para ödülü verileceği belirtildi. Yarışma fikrine ve özellikle de para ödülüne sıcak bakmayan Mehmet Akif, kendisinden beklenmesine rağmen bu yarışmaya katılmadı. Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey'in ricası ve ısrarı üzerine para ödülünü almamak şartıyla bu şiiri yazmayı kabul etti. Bu şiir 1 Mart 1921'de Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi tarafından Meclis kürsüsünden okundu ve yapılan müzakerelerden sonra 12 Mart'ta milletvekillerinin oylarıyla millî marş olarak kabul edildi. Böylece Mehmet Akif, Milli Mücadele içindeki faaliyetlerini İstiklal Marşı'yla taçlandırmış oldu.
Mehmet Akif, 1923 yılının Ekim ayında Abbas Halim Paşa'nın davetlisi olarak Mısır'a gitti ve 1924 yılı baharına kadar Mısır'da kaldı. Baharda İstanbul'a geldi, sonbaharda tekrar Mısır'a gitti ve kışı orada geçirdi. 1925 yılı baharında tekrar İstanbul'a döndü, bu arada Diyanet İşleri Başkanlığı'nca kendisine Kur'an'ı tercüme etme görevi verildi. 1925 yılı sonuna doğru tekrar Mısır'a gitti ve 1936 yılına kadar orada kaldı. Bu yıllarda daha çok Kur'an'ın tercümesiyle uğraştı. Ayrıca 1929 yılından sonra Kahire'deki Camiatü'l-Mısriyye'de (Kahire Üniversitesi) Türkçe dersleri verdi. 1935 yılında sağlığı bozuldu ve hastalığının ilerlemesi üzerine 1936 yılı Haziran ayında İstanbul'a geldi. Bu yılın sonunda, 27 Aralık'ta İstanbul'da İstiklâl Caddesi'ndeki Abbas Halim Paşa'ya ait Mısır Apartmanı'nda vefat etti. Cenazesi 28 Aralık günü Beyazıt Camii'nden kaldırıldı ve çoğu üniversite öğrencisi olan büyük bir kalabalık tarafından Edirnekapı Şehitliği'nin karşısındaki mezarlığa defnedildi. 1960 yılında yol inşaatı sebebiyle mezarı Edirnekapı Şehitliği'ne nakledildi.
Mehmet Akif'in eserlerini "şiirleri" ve "diğer eserleri" olarak ikiye ayırabiliriz. "Diğer eserleri"nin tamamına yakını tercümelerden meydana gelmektedir. Tercümelerinin dışında edebiyat bilgileri ile ilgili bazı yazıları ve Sırat-ı Müstakim / Sebilürreşafta tefsir, mevize, hasbihal gibi başlıklar altında yayımlanmış düzyazıları da bulunmaktadır. Bunların bir kısmı ölümünden sonra kitap olarak da yayımlanmıştır. Şiirlerini "Gençlik dönemi şiirleri" ve "Olgunluk dönemi şiirleri" şeklinde iki başlık altında değerlendirebiliriz. Bunlardan gençlik dönemine ait olanları kendisi sonradan kitaplarına almamış ve bir bakıma reddetmiştir. Gençlik dönemine ait şiirlerinin yayımlanmış olanlarının çoğu Resimli Gazete'deö\r. Bunların bir kısmı manzum mektup tarzında yazılmış ve daha çok kendi yaşantısından söz ettiği şiirlerdir. Birçoğu ise dinî bir hüviyet taşıyan, Allah ve Peygamber sevgisini ve değer verdiği İslâm büyüklerine duyduğu hayranlığı dile getirdiği manzumelerdir. Bu şiirlerde o, şiir dili bakımından belli bir vasatı yakalamış ve aruzu sorunsuz kullanabilecek bir teknik olgunluğa erişmiş görünmektedir. Ancak onun kendine özgü üslubu, aradan on yıl geçtikten sonra, 1908 yılında yayımlanan ve kendisinin de başyazarlığını yaptığı haftalık S/raf-/ Müstakim dergisinde peş peşe yayımladığı şiirlerle belirecektir. Olgunluk dönemi şiirlerini yedi kitapta toplamıştır. Bunlar sırasıyla Safahat, Süleymaniye Kürsüsünde, Hakkın Sesleri, Fatih Kürsüsünde, Hatıralar, Asım ve Gölgeler'dir. "Safahat" adlandırması şiir kitaplarının tamamında üst başlık olarak da korunmuştur.
İlk kitabında yer alan şiirlerin hemen tamamı II. Meşrutiyet döneminde yayın hayatına giren ve kendisinin de başyazarlığını yaptığı Sırat-ı Müstakim mecmuasında yayımlanmıştır. Onun geniş okuyucu kitleleri tarafından tanınması bu şiirlerle olmuştur."Safahat-ı hayat"iddiasını doğrulayacak şekilde bu kitaptaki şiirlerin çoğu toplumun çeşitli kesimlerinden insan manzaralarını yansıtmaktadır. Babası öldüğü için ailenin geçim yükünü üzerine almak zorunda kalan bir çocukla, öğrenim gördüğü yatılı okuldan vereme yakalandığı için uzaklaştırılan başka bir çocuğun trajedisini anlatan "Küfe" ve "Hasta" şiirlerinde çocuklar; "Seyfi Baba", (...) ve "Yemişçi İhtiyar"da
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 196 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.