11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 17
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 17 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 17
EDEBİYAT, BİREY VE TOPLUM
Edebî eserler yazıldıkları dönemin toplumsal yaşamını yansıtır. İnsana ait bütün uğraşılar toplumsal bir zeminde gerçekleşir. Dolayısıyla edebî ürünler de toplumun yapısı ve işleyişiyle doğrudan ilişki içindedir. Siyasi, kültürel, dinî, ekonomik ve sosyal özellikler edebiyat ürünlerinde karşılık bulur. Yazar ve şairler, içinde bulundukları sosyal çevreye ait unsurları eserlerine yansıtır. Bu yönüyle edebiyat toplumun aynasıdır. Fuzuli’nin ünlü eseri Şikâyetname bunun bir örneğidir. Şair bu eserinde şöyle der: “Selam verdim, rüşvet değil diye almadılar. Belge gösterdim, faydasız diye ilgilenmediler.” Sanatçı, yaşanan olumsuzluklar karşısında insanların hislerine bu eseriyle tercüman olmuştur.
Toplumsal hayattaki önemli değişimler edebiyatın yönünü tayin eder. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesi, bu durumu açık bir şekilde örneklemektedir. İslamiyet’in kabulüyle birlikte Türk edebiyatına yeni türler ve nazım şekilleri girmiş, şiirlerde hece ölçüsünün yanında aruz ölçüsü de kullanılmaya başlanmıştır. Bunun yanında İslam dinine ait terim ve kavramlar, Arap ve İran mitolojisine ait bazı ögeler Türk edebiyatına girmiştir. 19. yüzyıldan sonra Türk toplumunun içine girdiği Batılılaşma sürecinde ise Türk edebiyatı Avrupa’dan gelen yeni türler ve anlatım imkânları ile tanışmıştır. Eserlerin içeriği de bu doğrultuda değişmiştir. Gazete ve dergi başta olmak üzere iletişim araçlarının toplum hayatına girmesi, değişim sürecini daha da hızlandırmış, bu süreçte bazı edebî türler eski etkisini kaybetmeye başlamıştır.
Edebiyatın, toplumu harekete geçiren bir özelliği vardır. Namık Kemal’in Türk-Rus Harbi’ndeki asker ve gönüllülerin vatan aşkı ve cesaretini konu alan Vatan yahut Silistre adlı eserinin 1873’te sahnelenmesi sonrası halkın verdiği tepkiler, bu duruma örnek teşkil eder. İnsanlar bu oyundan çok etkilenmiş, tiyatroyu izleyenlerin dinî ve millî heyecanları zirveye ulaşmıştır. Oyun bittikten sonra seyirci kalabalığı Namık Kemal’i görmek ve tebrik etmek için yola çıkmıştır. “Yaşasın vatan, yaşasın millet, yaşasın Namık Kemal!” sözleri sokak ve meydanlarda yankılanmıştır. Büyük ilgi gören oyun, yoğun istek üzerine tekrar sahnelenmiştir.
Sanatçı kendini anlatırken aynı zamanda toplumu anlatır. Edebiyatın, toplumu yansıtma özelliği, ortaya konan bütün eserlerde topluma ait unsurların aksettirildiği anlamına gelmez. Nitekim Ahmet Hamdi Tanpınar’ın roman yazmak isteyen bir arkadaşı Anadolu’ya gidip dolaşır, halkın psikolojisini inceler, insanları dinler, onlarla konuşur fakat bir türlü amacına ulaşamaz. Bunun üzerine Tanpınar ona şöyle der: “Sen yalnız başına bir realitesin, bize bu realiteyi anlat. Yaşadığın saati, her gün içini parçalayan sızıları ve ümitlerini…” Sanatçı tamamen kişisel bir ürün ortaya koymuş olsa dahi içinde yaşadığı topluma eserinde bir şekilde yer vermiş olacaktır.
Edebî ürünler sosyoloji alanındaki araştırmalara da kaynaklık edebilir. Edebî eserler yazıldıkları dönem ve toplumun aynası oldukları için sosyoloji alanında araştırma yapanlara malzeme sunar. Sosyolog Şerif Mardin “Osmanlı romanı, Türk modernleşmesini incelemek için az yararlanılmış bir kaynaktır, oysaki birçok roman yazıldıkları zamana ait İstanbul’un seçkin çevrelerinin durumu hakkında bize önemli bilgiler verir.” diyerek bu duruma işaret etmiştir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 17 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.


Yeni Yorum