Yükleniyor...
Evvel Cevap
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 45
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 45

“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 45 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 45

Bir işaretle sol tarafı gösterdim. Anlayamadılar ne taraftadır Ali Sofya. Elimin gösterdiği istikameti bir türlü kestiremediler. Gösterdiğim yerde kocaman binalar, birbirini kesen, biçen yollar, dükkânlar vardı. Oradan Ayasofya’yı nasıl bulacaklar? Ama ne yapsınlar, çaresiz kabullendiler. Zahir oralardadır, diye akıllarından geçmiş gibi yüzüme baktılar. Son bir defa daha:
– Herhalde ıraktır, dediler.
– Yok, pek ırak değil, dedim. Adam ellisini aşmıştı. Toprak rengi yüzünde alışılmamış çizgiler vardı.
– Bunu getirdim köyden, dedi. Çarşaflı kadını gösterdi: Sütlaç gibi buruşuk, ufacık gözleri ile yanaklarının elmacık kemiklere rastlayan yerleri pırıl pırıl, dişleri bembeyaz, yüzüne bakınca bir süt kokusu duyar gibi oldum. Bu yüz pembe mi pembe; içinde ne güzel bir kan akıyordu kim bilir…
– Hiç İstanbul görmedi bu. Bakıyor, hoşlanıyor da gülügülüveriyor. Hoşlanıyor pek. Biz Lüleburgazlıyız. Ben geldim birkaç defa İstanbul’a. Bu gelmemişti. Camileri gezdiriyorum.
– Taksim’e de bir gidin.
– Gideceğiz. Beyoğlu’nu da görürüz ha? O da, Taksim’e ulaşmadan değil mi?
– Evet.
– Tramvayla mı gidelim?
– Tramvayla gidin, ya!
– Ama biz, tonelden geçmek istiyoruz.
– Tonel işlemiyor, kapalı.
– Yaa. Tonel kapalı demek… Tonelin kapalı olmasına

– Bakır ucuzlamış, ucuza aldık.
– Kaça aldınız?
– Kilosuna… Ne verdikti?.. Dört yüz elli kuruştan verdiler. Te, bak şuna, üç yüz on kuruş verdik. Pahalı değil, değil mi?
– Üç yüz yirmi beş kuruş verdik. Yedi yüz gram geldi.
– Sen beş lira verdin. Ne geri verdi sana bakırcı? Hesap ettiler. Önce anlaşamadılar. Sonra anlaştılar. Üç yüz on kuruşa almışlardı tencereyi.
Ben senin gelmen ihtimali olan yola gözlerimi dikmişim. Onlar, hesaplarını yapmış, havuzu seyrediyorlar. Ben geçmenizden ümidimi kesmişim. Sizi nerede bulabileceğimi: “Bana bakın! Beni dinleyin, n’olur? Bırakın da bir gün samimi olayım. Söyleyeceklerimi söyletmiyorsunuz. Dinleyeceklerimi dinletmiyorsunuz. Bırakın anlatayım… ”
– Bu, dibinden mi kaynar?
– Yok canım! Babacığım, bu pınar mı? Boruyla içine terkos gelir. Adam yanındakine dönüyor:
– Borularla doldururlarmış. Dibine boru döşemişler, senin anlayacağın. Bana:
– Pekiii? Hani bu, suları fışkırtırmış…
– Bayramlarda, sıcak havalarda… Hava soğuk da ondan fışkırtmıyorlar.
Adam kadına:
– Hava soğuk da ondan fışkırtmıyorlar, anladın mı? Sıcak havada fışkırtırlar

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır. 

11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 45 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Benzer İçerikler

Yeni Yorum