11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 14
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 14” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 14
ce… Biraz sonra göreceksiniz ya… Bu külüstür şehirde umulmayacak kadar güzel bir şeydir… Parasız hiçbir şey olmaz, deriz… Esas itibariyle doğrudur… Fakat çalışan ve irade sahibi bir insanın parasız da neler yapabileceğine bu mektepten güzel örnek gösterilemez… Meselâ badana dam cam tamiri filân gibi şeyler için para veririz. Eteklerini beline dolar bu işleri kendi görür…
(…)
Yemek bitmişti. Mebus, dizlerine tırmanan bir kediyi okşuyor ona sofra artıklarıyle ziyafet çekiyordu:
— Bunlar mektebin göze görünen kısımları dedi. Manevi ciheti nasıl acaba? Hayat beni biraz reybî yaptı. Çok faal ve işgüzar görünen insanlardan daima bir parça şüphe ediyorum… Keza görünüşü, gösterişi çok mükemmel olan müesseselere de pek emniyetim yoktur.
— Bu Zehra için sizi o cihetten de temin edebilirim. Çocuklarımıza verdiği terbiye de aynı derecede temiz ve mükemmeldir. Bir kere çok müspet kafalı bir kadın… Hurafe ve hayal ile mütemadiyen mücadele eder talebesine ancak ilmin en müspet hakikatlerini öğretir.
(…)
— Şu halde bu kızın kasabada birçok düşmanları olacak.
Maarif Müdürü kesik kesik gülerek cevap verdi:
— Zannettiğiniz kadar değil… En kötü insanlarda bile basit bir adalet mefhumu var. Bir suçu yüzlerine vuran aynı suçu işlemişse kızıyorlar. Fakat temiz tanınmış bir insana infial ve kinlerinde pek o kadar insafsız olmuyorlar. Zehra’nın hususi hayatında en küçük bir leke, ahlâkında en ehemmiyetsiz bir zaaf gösterilemez.
— Mübalâğa ediyorsunuz.
— Katiyen hakikati söylüyorum.
— Siz ancak romanlarda tesadüf edilebilecek ideal bir kahramandan bahsediyor gibisiniz. İnsan olsun da hiçbir zaafı olmasın?
Maarif Müdürü arkadaşının yüzüne bakıp gülerek:
— Böyle bir iddiada bulunmadım.
— Onda en ehemmiyetsiz bir zaaf gösterilemez demediniz mi?
— Evet…
—Şu hâlde?!…
Tevfik Hayrı gülümseyerek:
— Bir insan için zaaftan mahrumiyet de büyük bir zaaf değil midir, dedi.
— Paradoks yapıyorsun Tevfik…
— Bilâkis Allah’ın en sade bir hakikatini söylediğime kaniyim. Zehra’yı size ideal bir roman kahramanı olarak tasvir ettim. Fakat dikkat ediniz ki “tam bir insandır” sözünü sarfetmedim. Şimdi de size bu güzel madalyonun ters tarafını kendi görüş ve düşünüşüme göre tasvir edeyim. Doğruluk, temizlik, fedakârlık hastalığı onda insanlığın en kıymetli bir kabiliyetini öldürmüştü: Acımak kabiliyeti… Zehra’ya hissiz bir kadın denemez… Bilâkis geniş bir ruhu var. Güzel, doğru, temiz şeyleri çılgınca sevebilir; onlar için her fedakârlığı yapıyor. Fakat zaafa, düşkünlüğe, çirkinliğe acımıyor. Sadece kızıyor, hırçınlaşıyor.
(…)
Tevfik Hayri’nin her zaman gülümseyen sakin çehresi garip bir heyecanla karışıyordu:
— Acımak… Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi insanlığımızın derecesini öğretir… Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı bir hak ve hakikat meselesi, etrafında toplanmak kabiliyeti bir cemiyeti mesut etmeğe kâfi gelemez… Bunun için acımak, birbirimizin feryadını iniltisini duyabilmek de lâzım… Yine Zehra’ya geliyorum… O şüphesiz çok mükemmel mahlûk, çok iyi muallim… Fakat bu söylediğim eksiği tamamlanmadıkça hiçbir zaman istediğimiz muallim olmayacak… Biliyor musunuz, bu fikrimi ben kendisine de daima söylerim…
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 14 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























