Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Youtube Kanalı
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 24

Youtube Kanalı

“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 24” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 24

Üniversite yıllarında dört ayrılmaz arkadaştı onlar: Mustafa (İnan), Müeyyet (Berdan), Şevket (Arat) ve Namık (Sılay). Bir de Namık’la konuşayım diye düşünmüştü Mustafa İnan. Ankara’da bulunduğu sırada: “Ben Bayındırlık Bakanlığında müsteşar olduğum için Mustafa’nın bakanlığı kabul etmesini çok istiyordum; çünkü işlerimiz iyice bozulmuştu. Mustafa, “Cemal Gürsel bayındırlık bakanı olmamı istiyor, ne yapayım?” diye sorunca çok heyecanlandım. Muhakkak olmalısın diye ısrar ettim. Onu hemen aldım, eski vekil Daniş Kopere götürdüm. Birlikte yemek yedik ve Mustafa’yı kandırmaya çalıştık. Ama kandıramadık Mustafa’yı. Ankara’ya ikinci gelişinde kabul etmemiş teklifi. “Ben mühendis yetiştiriyorum,” demiş, “Bayındırlığa bu yönden hizmet ediyorum. Orada daha yararlı olurum.”

(…)
Profesör Erdal İnönü, Mustafa înan’ı Kurucu Meclis çalışmaları sırasında bir öğle yemeğinde tanımış. Hocanın fıkralarını çok duyarmış: “Makina mühendisliğinde iki şey önemlidir: titreşim ve maaş, bu söz sizinmiş,” dedim. “Değil.” dedi. Anlaşılan, fıkralarıyla meşhur olmak istemiyordu. Birden sordu: “Sizce ‘yaşantı’ kelimesi doğru mudur?” Sorusuna gene kendisi karşılık verdi: “Değildir. Çünkü yaşantı müspet bir kavramdır. Halbuki ‘ntı’ son eki, küçültme anlamı taşır, olumsuz kelimeleri türetmekte kullanılır: bulantı, çöküntü, sıkıntı, kuruntu, üzüntü, kırıntı, serpinti gibi.” Sonra bize uzun uzun dil konusunda bahsetti. İsviçre’deyken, doktora öğrenciliği günlerinde küçük bir kaza geçirmiş ve hastaneye kaldırılmış. Yarı baygın yatıyormuş, kendine gelip gelmediğini anlayamamışlar doktorlar ve aralarında bir kelimenin anlamını tartışıyorlarmış, “Ben dayanamadım,” diye anlatmıştı Mustafa İnan, “Onlara kelimenin doğru anlamını söyledim. Hemen, ‘Tamam,’ dediler, ‘Bu adam kendine gelmiş’. ”

Erdal İnönü’ye göre Mustafa İnan’ın en ilginç tarafı, bir bilim adamı olarak sanatçı yönünün bulunmasıymış: “Özellikle araştırmacı olan bir üniversite hocası için sanatçı ruh gerekli bir şeydir. Araştırmaya değer problemler bulabilmek ve bu problemleri sonuca götüren çalışmalar yapmak ve yaptırmak için kuru bir bilim adamı olmak yetmez; bunun için yaratıcı olmak, yani bir bakıma sanatçı olmak gerekir. Mustafa İnanın insan yönü de kuvvetliydi; dil ile bu kadar ilgilenen, doğru ve güzel ifadeye önem veren başka bir insan da belki onun kadar iyi ders anlatabilirdi. Fakat onun gibi, birlikte çalıştığı kimselerin ilerlemesinden zevk duyan, başkalarıyla ilişki kurabilen, çevresini kıskanmayan bir bilim adamı ‘ekol’ kurabilir. Bence gerçek idarecilik budur. Başkalarıyla ilişki kurabilmek, yaptığınız çalışmaları başkalarının anlayabileceği biçimde ‘ifade etmekle’ mümkündür. Her bilgin, yaptığı araştırmalar sırasında, çalışmalarını başkalarının anlayacağı şekilde ifade edemez. Özellikle matematikçiler böyledir. Bilim adamı bu bakımdan dışa dönük olmalıdır, öğrencilerine her düşündüğünü söylemekten çekinmemelidir. Oysa birçok bilginin düşünce sistemine girmek zordur.” Mustafa İnan, işte bu bakımdan ‘düşünen’ bir bilim adamıydı.

“Çok yorgundu ve birçok konuda eskisi kadar ümitli değildi,” diyor Cahit Arf: “Bilimsel araştırmanın örgütlenmesi meselesinde elinden geleni yapıyordu gene de. Gereksiz koşuşmalar yüzünden yorulduğunu söylüyordu. Mustafa İnan, bilimsel üretiminin yetenekleriyle ölçülemeyecek kadar az olduğunu biliyordu. Ne var ki onun dış görünüşüne aldananlar böyle dertleri olduğundan habersizdiler. Gururlu olduğu için ve bana kalırsa içe dönük olduğu için kimseye durumunu belli etmiyordu. Evet, bence içe dönük bir adamdı Mustafa; belirli bir seviyeyi aşan insanlann içe dönük olduğuna inanıyorum ben. Fakat onların çoğu, Mustafa gibi, iç dünyalarını başkalarından tecrit etmek isterler, bu dünyalarını adeta başkalarından kıskanırlar.”
“Mustafa İnan, senin anlayacağın, uzlaşması mümkün olmayan birçok topluluğun birden adamı göründü,” dedi orta yaşlı profesör. “Görünüşte hepsini birden idare etti. Mektep arkadaşlarına göre yemeyi içmeyi, güzel fıkralar anlatıp hoş konulardan sözetmeyi seven bir insandı. Aman unutmayalım: hafızası çok kuvvetliydi tabiî. Bu, bütün toplulukların oybirliğiyle kabul ettikleri bir özelliğiydi. Aile çevresinde düzenli, ilişkilerine bağlı bir insandı Mustafa. Üniversite çevresinde iyi bir hoca, dürüst bir bilim adamı ve kimsenin hatırını kırmayan bir idareciydi. Edebiyat çevrelerinde güzel şiir okuyan, derin kültürü olduğu anlaşılan biriydi. Yani bütün bunların bileşkesi miydi Mustafa İnan?

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 24 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!