8. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 55
“8. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Sayfa 55 Bilim ve Kültür Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
8. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Bilim ve Kültür Yayınları Sayfa 55
Hz. Şuayb (as), Medyen’den ayrıldıktan sonra Allah Teala’nın emri gereği Eyke halkının yaşadığı yere gitti. Eykelilerin çoğu da aynen Medyen kavmi gibi puta tapıyor, insanlara zulmediyordu. Gerek alışverişte gerekse diğer ilişkilerinde hilelere başvuruyordu. Hz. Şuayb (as), bu insanlara kendinin peygamber olduğunu bildirdi ve putlara tapmaktan vazgeçip Allah’ın (cc) varlığına, birliğine inanmalarını, O’na saygılı olmalarını, ibadet ve emirlerine itaat etmelerini, güzel ahlaklı olmalarını söyledi.(58) “Ölçüyü tam tutun, eksik verenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın, bozgunculuk yaparak yeryüzünde karışıklık çıkarmayın.”*59* diyerek öğütlerde bulundu. Ne var ki yakınlarındaki Medyen halkının uğradığı felaketten ders almayan Eyke halkı, Hz. Şuayb’ın (as) sözlerine itibar etmediler. O’na, “... Sen, gerçekten büyü yapılmış birisin! Sen de sadece bizim gibi bir beşersin. Biz, senin kuşkusuz yalancılardan biri olduğuna inanıyoruz.”*60* dediler.
Hz. Şuayb (as) (Görsel 2. 16) kavmine uzun süre öğüt verdi ise de dinletemedi. Yaptığı uyarıları da kimse önemsemedi. En sonunda putperestler, Hz. Şuayb’a (as) alayla karışık, “Eğer doğru sözlü isen, haydi üstümüze gökten azap yağdır.”*61* dediler. Onların iman etmeyeceklerine, kötülüklerden de vazgeçmeyeceklerine iyice kanaat getiren Hz. Şuayb (as), “Yaptıklarınızı en iyi bilen Rabbimdir...”*62 diyerek onları Allah’a (cc) havale etti. Bir süre sonra da Eyke halkı, etrafı kapkara gölgelerin kapladığı bir günde korkunç bir felaketle yok oldu.
Yorum Yapınız
Zenginlik içinde rahat bir hayat süren Medyen ve Eyke halkı, kendilerine putlardan uydurma ilahlar edinmiş, Allah Teala’ya (cc) şirk koşmuşlardı. Allah’ın (cc) kendilerine ihsan ettiği nimetlere şükretmemiş, kanaat göstermemişlerdi. Sahip oldukları zenginlikle yetinmeyip savunmasız insanların mallarını baskı ve zorbalıkla ellerinden almışlardı. Ticari hayatta da hile yapar, ölçtüklerini eksik ölçer, tarttıklarını eksik tartarlardı. Yaptıkları zorbalık, hile ve haksızlıklarla fakir halka zulmederek toplumdaki dirlik ve düzeni bozmuşlardı.
Toplumda barışı, huzuru, güveni, yardımlaşma ve dayanışmayı esas alan İslam dini, her bakımdan dürüstlüğü emreder. Bu bağlamda ticari ilişkilerde de dürüst olunması, üreticinin ve tüketicinin korunması, her insana hakkının tam olarak teslim edilmesi; malın kusurunu gizlemekten, malı alıp satarken eksik ölçüp tartmaktan veya alınan malın parasını eksik ödemekten kaçınılması İslam’ın temel ilkelerindendir. Hz. Peygamber (sav), “Alışveriş yapan iki kişi bu alışverişi doğruluk üzere yaparlar ve (malda kusur var da o) kusuru açıklarlarsa alışverişleri her ikisi için de bereketli olur. Eğer (maldaki) kusuru gizlerler ve yalan söylerlerse alışverişlerinin bereketini kaybederler.” (Ebu Davud, “Buyu”, 51) buyurmuştur. Hz. Şuayb (as) da tebliğde bulunduğu insanlara daima dürüst olmalarını çokça vurgulamıştır.
Soru: İnsanların hakları gözetilmezse, alışverişte satıcı malı eksik tartar veya ölçer ya da kusurlu malı sağlam gibi gösterip insanları aldatırsa, müşteri de aldığı malın parasını tam ödemezse toplumda sosyal ve ekonomik yönden ne gibi olumsuzluklar yaşanabilir? Tartışınız.
- Cevap:
8. Sınıf Bilim ve Kültür Yayınları Din Kültürü Ders Kitabı Sayfa 55 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.