Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar
Ana Sayfa / Kitap Cevapları / 9. Sınıf Kimya Ders Kitabı Meb Yayınları / 9. Sınıf  Meb Yayınları Kimya Ders Kitabı Su ve Hayat Cevapları

9. Sınıf  Meb Yayınları Kimya Ders Kitabı Su ve Hayat Cevapları

Sponsorlu Bağlantılar


9. Sınıf  Meb Yayınları Kimya Ders Kitabı Su ve Hayat Cevapları

9. Sınıf Kimya Ders Kitabı Meb Yayınları 5. Ünite Doğa ve Kimya Sayfa 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194 1. Bölüm Su Hayat Soruları ve Cevapları 2017 – 2018

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 186 Cevabı

1. Dünya’nın % 70’inin sularla kaplı olmasına karşın içilebilir su kaynakları bunun yalnızca % 1’i kadardır. Sizce bunun nedeni ne olabilir?

  • Cevap: Dünya yüzeyine baktığımızda su kaynaklarının ancak %1’lik kısmı içilebilir temiz su olarak nitelendirilecek özelliklere sahiptir. ”Bu içilebilir temiz su kaynakları nelerdir?” sorusu gelebilir aklınıza. Dünyada içilebilir temiz su kaynaklarının büyük bölümünü yer altı su kaynakları oluşturmaktadır. Bunun yanında buzullar yer yüzündeki tatlı su kaynağının büyük bir çoğunluğunu oluşturmasına rağmen kullanılabilir nitelikte değildir. Tatlı su göllerinden ve akarsulardan elde edilen sularla, yapılan barajlarla, yer altı sularından arıtma ile elde edilen sular içme suyu kaynaklarını oluşturmaktadır.

2. İçme sularının tadının farklı olması neden kaynaklanıyor olabilir?

  • Cevap: Su canlıların yaşam kaynağıdır. Bitki, insan ve hayvanların yaşamlarını sürdürebilmeleri suyun varlığına bağlıdır. Peki suların tadı neden farklıdır. İşte şimdi bunu açıklayacağız.Yağmur suyu  toprağa karışıp kayalardan süzülürken geçtiği yerlerdeki mineraller çözülür ve suyun yapısına geçer. O bölgenin jeolojisine göre yeraltı sularının içerdiği çözünmüş iyon bileşimi değişir. İşte bu şekilde yağmur suyunun almış olduğu minerallerin farklı olmasından dolayı tadı da farklıdır.

3. Hava kirliliğine neden olan etkenler neler olabilir?

  • Cevap:*Sanayi alanları: Sanayi atıklarının doğrudan çevreye akıtılması ve giderlerinin denizlere ulaştırılmasıyla birlikte fabrikalardan çıkan zararlı gazlar da havayı kirletmekte ve canlılığı yok etmektedir.

    *Termik santraller: Yüksek oranda sarf ettikleri Kükürtdioksit çevreye ve tarım alanlarına havadan zarar vermektedir. Tarım alanlarının verimsizleşerek yok olmasına neden olmaktadır.

    *Şehirleşme ve sanayi siteleri: Evlerde kirli ve ucuz yakıtların kullanılmasıyla hava kirlenir, şehirleşme sonucunda hava sirkülasyonu binaların arasında gerçekleşmez ve hava daha çok kirlenir. Bununla beraber şehre yakın olan sanayi sitelerinin varlığı ve saldıkları gazlar şehirleri hava kirliliği açısından yaşanmaz hale getirir.

    *Orman ve bitki örtüsünün yanması, sistemsiz ve düzensiz maden ocakları işletilmesi, yanardağlardaki volkanik patlamalar havayı kirletir.

4. Sera etkisi denildiğinde aklınıza ne geliyor?

  • Cevap: Sera etkisi denince aklıma, insan faaliyetleri sonucunda dünyamızın aşırı derecede ısınması ve zarar görmesi geliyor.Dünya, üzerine düşen güneş ışınlarından çok, dünyadan yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu yansıyan ışınlar başta karbondioksit, metan ve su buharı olmak üzere atmosferde bulunan gazlar tarafından tutulur, böylece dünya ısınır. Işınların bu gazlar tarafından tutulmasına sera etkisi denir. Atmosferde bu gazların miktarının artması Yerküre’de ısınmayı büyük oranda artırır.

5. Ozon tabakasının incelmesinin canlılar üzerindeki olumsuz etkileri neler olabilir?

  • Cevap:İnsan Sağlığı Üzerinde Etkileri

    1.Deri Kanseri, bu hastalığa yakalanmanın en büyük nedeni çok fazla güneş ışınlarına maruz kalmaktır.Melonama adı verilen ben kanseride ozon tabakası incelmesi ile UV ışınlarına maruz kalmaktan ortaya çıkmaktadır.Deri kanseri tüm cilt tipleri için UVB radyosyonuna maruz kalmakla artmaktadır.

    2.Katarakt,uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın sonucu görmeyi azaltan sürekli körlüğün başlıca nedeni olan gözbebeklerini örten bir göz rahatsızlığıdır.Bu göz hastalığı birçok nedenle oluşsa da yapılan deneylere göre artan UV ışınları ile bu rahatsızlıkta artmıştır.

    3.Bağışıklık Sistemi,Ultroviyole ışınlarına maruz kalmak insanların bağışıklık sistemini zayıflatmaktadır.Bu da insan vücudunu  sıtma gibi enfeksiyon hastalıklarına karşı çok daha hassas hale getirmektedir.

    Bitkiler Üzerindeki Etkileri 

    Bitkinin fotosentez yaptığı esnada karbondioksit almak üzere stomalarını açması sonucu stomalardan ozon girişi olması, bitkinin stomalarını kapatmasına ve fotosentezin durmasına neden olur. Ozon yükseltgenme sonucu bileşimleri etkiler, enerji üretimini engeller ve bitki büyümesini yavaşlatır. Aynı zamanda artan ozon miktarı bitkide çiçek ve meyve miktarının azalmasına, suyun verimli kullanılmasının engellenmesine, hastalıklara, böceklere ve kuraklığa karşı zayıflamaya sebep olur.

    Hayvanlar Üzerine Etkileri

    UVB ışınları özellikle balık larvası, karides, yengeç, denizkestanesi, fitoplankton ve deniz bitkilerine zararlıdır. Fitoplanktonlar tek hücreli su yosunlarından oluşan, suda yaşayan bir bitki topluluğudur. Bu canlılar atmosfere salınan karbondioksitin yaklaşık %80’i için depo görevi yaparlar. Bunların yok olması karbondioksitin atmosferik konsantrasyonunu ve sera etkisini arttırarak küresel iklimi değiştirir. Ayrıca fitoplanktonlar okyanuslar üzerindeki bulutların oluşumunda önemli bir kimyasal madde olan dimetilsülfoksidi üretirler. Üretimdeki azalma bulut modellerini ve küresel iklimi olumsuz etkilemektedir. Böylece su ekosistemleri üzerinde artan radyasyonun baskısı besin zincirinin önemli bir parçasını oluşturan fitoplankton üretiminde azalma yaratacak, bu da insan besin kaynaklarında azalmalara yol açacaktır.

6. Pillerin çevreye rastgele atılmasının zararları neler olabilir?

  • Cevap: Atık piller diğer atıklarla karıştırılmaması ve ayrı olarak toplanıp çevreye zararının engellenmesi gereken atıklardır. Diğer atıklarla birlikte doğaya bırakıldığında atık pillerin biz insanlara kadar ulaşan zararları vardır.Piller birçok metal iyonu içerirler. Cıva, kadmiyum, kurşun, çinko, mangan, lityum, demir, nikel, kobalt gibi insan vücudunda toksik etkileri bulunan metaller, pillerin çevreye bilinçsizce atılmasıyla insana ve doğaya zarar verir.

    Piller içerdikleri maddeler ve metaller doğaya bırakıldıklarında uzun süre yok olmadan kalırlar ve zarar verici etkilerini doğa üzerinde göstermeye başlarlar. Toprakta yer altı sularına ve yetiştirdiğimiz bitkilere karışan zararlı maddelerle sağlığımızı tehdit ederler. Bu şekilde kirlenmiş toprak da su da kullanılmamalıdır. Ayrıca kirli sular havaya karışarak ve sonra tekrar yağmura dönüşerek ekosisteme zarar verirler.

    Gelişigüzel bir şekilde doğaya atılan piller sadece doğayı değil insanları da tehlike altına sokmaktadır. Zararlı maddeler nörolojik bazı hastalıklara yol açabilir, sinir sistemine zarar verebilir, kanser oluşturabilir, böbrek, karaciğer gibi organları olumsuz yönde etkileyebilir.

    Sonuç olarak toprağa atılan piller toprağa çok zor karışır ve toprağa karışana kadar geçirdiği süre boyunca hem doğaya hem biz insanlara çok büyük zararlar verir. Dünyaya ve kendimize sahip çıkmak adına atık piller ayrı atık kutularında toplanmalıdır. Buradan da atık piller geri dönüşüme alınarak çevreye zarar vermesi engellenmelidir.

7. Geri dönüşümü yapılan maddeler neler olabilir?

  • Cevap: Plastik ambalajlar, Cam ambalajlar, Kağıt ambalajlar, Metal ambalajlar, Alüminyum

8. Lavabo veya küvetlerde kireç birikintilerinin nedenini ne olabilir?

  • Cevap: Yağmur ile birlikte yeryüzüne ulaşan su, karşılaştığı her madde ile az veya çok etkileşime girer. Topraktan Ca ve Mg elementlerini alır. Bu elementler suyun sertleşmesine yani kireçlenmesine neden olur.

    Evimizde lavabolarda ve küvetlerde musluktan akan su kullanılır. Musluk suyu arıtılmadığı için sert bir sudur. Ayrıca içerisinde bulunan kireç, farklı sıcaklıklarda farklı hallerde görülür. Lavaboda ve küvette suyun sıcaklığı sürekli değiştiği için kireç, buralarda birikir. Eğer kireç çok fazla birikirse borular kullanıma elverişsiz hale gelebilir.

9. Çevreyi korumak için nelere dikkat etmeliyiz?

  • Cevap: Çevreyi korumak için, en azından bireysel olarak yapılabilecek bir takım önlemler bulunmaktadır. Bir miktar fedakarlık gösterilerek yapılması geleceğimizin temini olan birkaç önlem aşağıda yer almaktadır:
    *Çöpler, çöp poşetinin ağzını sıkıca bağlandıktan sonra çöp kutusuna atılmalıdır.
    *Ormanlar korunmalıdır.
    *Ağaçlara zarar verilmemelidir.
    *Çimlerin üzerinde ateş yakılmamalıdır.
    *Hayvanlara zarar vermekten kaçınılmalıdır.
    *Denizler kirletilmemelidir.
    *Evcil hayvanların atıkları temizlenmelidir.
    *Çevremiz sahiplenmeli, değeri ve önemi çocuklara öğretilmeli, büyüklere anlatılmalıdır.
    *Enerji tasarrufu yapılmalıdır.
    *Biten piller pil kutusuna atılmalıdır.
    *Piknikten sonra ateş söndürülmeli ve asla yerde çöp bırakılmamalıdır.
    *Kâğıt, teneke, cam, pil gibi geri dönüşümü olan maddeler geri dönüşüm kutularına atılmalıdır.

10. Hangi maddeler çevreyi kirletmektedir?

  • Cevap:*Kömür atığı çevreyi kirletmektedir.

    *Egzoz atıkları çevreyi kirletmektedir.

    *Sanayi atıkları çevreyi kirletmektedir.

    *Maden atıkları çevreyi kirletmektedir.

    *Evsel atıklar çevreyi kirletmektedir.

11. Ozon tabakası tükenirse insanlar aşırı uv ışınlarına maruz kalırlar. Aşırı UV ışınlarına maruz kalınması cilt kanserlerine, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur. Aşağıdaki görselleri inceleyerek görselde verilenlerin ozon tabakasının incelmesine etki edip etmediğini yazınız?

  • Cevap

12. Ozon tabakasının insan sağlığı için önemi nedir?

  • Cevap: Ultraviyole (UV) radyasyonun cilt kanseri de dahil pekçok insan sağlığı problemleriyle bağıntılı olduğu bilinmektedir. Cilt kanserinin ana sebebi çok fazla güneş ışığıdır. Güneş yanığı bir sağlık belirtisi olmadığı gibi 18 yaşından önceki birkaç ciddi güneş yanığı daha sonraki yaşam sürecinde cilt kanserinin gelişme şanşını önemli ölçüde arttırır. Açık tenli, açık renk saçlı kişiler cilt kanserine yakalanmakta en yüksek riske sahip olmalarına rağmen; tüm cilt tipleri için risk, daha çok UV-B radyasyona maruz kalmakla artar.
    Güneşin yakıcı ışınları gözlere de zarar verebilir. Deliller uzun süreli güneş ışınlarına maruz kalmanın görmeyi azaltan ve sürekli körlüğün başlıca nedeni olan, gözbebeklerini örten kataraktı başlattığını göstermektedir. Ozon tabakasındaki %10’luk sürekli azalma sonucunda küresel olarak her yıl yaklaşık iki milyon yeni katarakt vakasının ortaya çıkacağı tahmin edilmektedir. Izdırap veren, fakat genellikle tedrici görüş kaybı olan kar körlüğüne de UV ışınları neden olmaktadır.
    Artan UV-B’ye maruz kalmak insanların bağışıklık sistemini zayıflatır ve bu da vücutlarımızı enfeksiyon hastalıklarına karşı çok daha hassas hale getirmektedir.

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 188 Cevabı

Kendi yaş grubunuzun günlük aktivitelerini de düşünerek günlük su ihtiyacınızın ne kadar olduğunu araştırınız. Aile bireylerinin ve kendinizin günlük içme suyu tüketimini karşılaştırınız. Farklı yaş gruplarının içme suyu tüketim miktarını etkileyen faktörleri belirleyerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

  • Cevap:  Farklı yaş gruplarında fiziksel aktivite ve kalori/enerji ihtiyacı farklılık gösterdiği için su ihtiyacı da değişmektedir. Örneğin cinsiyet farkı gözetmeksizin 2-3 yaş aralığındaki bir çocuğun günlük kalori ihtiyacı 1000-1400 kcal (kilo-kalori) ve günlük su ihtiyacı 1.3 litredir. 4-8 yaş arasında günlük kalori ihtiyacı 1400-1600 kcal ve gülük su ihtiyacı 1.7 litredir. 14 yaş ve üzerinde kadın ve erkek günlük enerji ihtiyaçları farklılık gösterir. Örneğin 19-30 yaş aralığında bir kadın günlük 2000-2200 kcal enerjiye ve 2.7 litre su tüketimine ihtiyaç duyarken aynı yaşlardaki bir erkekte bu ihtiyaç 2600-2800 kcal enerji ve 3.7 litre su tüketimidir. 30 yaş üzerinde bireylerde günlük kalori ihtiyacı yaşlanmaya bağlı olarak azalır ve bu duruma uygun olarak günlük su tüketim ihtiyacı da azalmaktadır.

    Ayrıca araştırmalar yaşlanma ile birlikte susama ve su alımı düzenlenmesinde değişiklikler meydana geldiğini göstermiştir. Susuzluk hissinin oluşmasında görevli reseptörlerin yaşlanma ile görev yapamaz hale gelmesiyle susuzluk hissi yaş ile azalmaktadır. Ancak yine de düzenli su içme alışkanlığının yaşlılıkta da korunması vücudun susuz kalmasının önlenmesinde önemlidir.

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 189 Cevabı

Dünya’nın üçte ikisi sudur fakat sadece % 3’lük kısmı tatlı sudur. Tuzlu su canlıların kullanımı için uygun değildir. Günümüzde tuzlu sudan tatlı su elde etmede kullanılan yöntem ve teknikleri araştırarak; kullanılan bu yöntem ve tekniklerin avantaj ve dezavantajlarını belirtiniz. Tuzlu sudan tatlı su elde etmek için alternatif bir yol önererek proje hazırlayınız.

  • Cevap:  Günümüzde deniz suyunun tuzsuzlaştırılması için başlıca aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır:

    1. Damıtma: Damıtma yöntemi basitçe tuzlu suyun buharlaştırılması ve sonrasında yoğunlaştırılması yöntemiyle tuzundan ayrştırılması olarak açıklanabilir. Damıtma yöntemleri çok kademeli, çok işlemli, buhar sıkıştırmalı, güneşsel (solar) damıtma olarak alt kategorilere ayrılır. Bu işlemler için ısı veya mekanik enerjiye ihtiyaç duyulmaktadır. Damıtma yöntemi büyük miktarlarda arıtımı mümkün kıldığı için avantajlıdır.

    2. Membran ile ayrıştırma: Membran yönteminde fiziksel olarak duyun birleşenlerinden ayrılması için membranlar kullanılır. Membran yöntemleri ise terz-ozmos yöntemi ve elektrodiyaliz olarak ikiye ayrılır. Bu işlemlerin gerçekleştirilmesi için ya mekanik ya da elektrik enerjisine ihtiyaç duyulmaktadır. Ters ozmos yöntemi büyük miktarlarda sıvı arıtımına imkan verir. Günümüzde membran işlemler hem ekonomik ve az enerji sarfiyatına neden olmaları, fazla miktarda sıvı arıtımını mümkün kılmaları ve güvenilir bir ayrıştırma sağladıkları için daha çok tercih edilirler.

    3. Kimyasal işlemler: Kimyasal işlemler iyon değişim prensibine dayanır. Damıtma veya membran işlemleri ile birleştirilerek de kullanılmaktadır. Kimyasalların kullanıldığı bu işlem diğer işlemlerle karşılaştırıldığında maliyetli olmaktadır ancak diğer yöntemlerle birlikte kullanıldığında etkin bir sonuca ulaşılmasına imkan verir. Kimyasal işlemler ile yüksüz saf su eldesi de mümkün olabilmektedir.

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 190 Cevabı

Aşağıda birbiri ile bağlantılı Doğru/Yanlış tipinde ifadeler içeren “Tanılayıcı Dallanmış Ağaç” verilmiştir. İlk ifadeden başlayarak her doğru ya da yanlış cevabınıza göre çıkışlardan sadece birini işaretleyiniz.

1. Suyun insan vücudundaki işlevlerine örnekler veriniz.

  • Cevap:

-Vücuddaki enzimlerin çalışabilmesi için %15 sulu çözeltilere ihtiyaç vardır.
-Tüm hidroliz olayları su sayesinde gerçekleşir.
-Vücud sıcaklığının korunmasını sağlar.
-Hücrelerin ihtiyacı olan maddeleri hücreye taşır.
-Çeşitli maddelerin çözünmesini sağlar.
-Atık maddelerin dışarıya atılmasını sağlar.
-Kanın hacmini dengeler.
-Beyin, omurilik gibi bazı organları dış etkenlerden korur.

2. Suyun hayvanlar için önemiyle ilgili üç örnek veriniz.

  • Cevap: Su insanlar için olduğu kadar ekosistemin parçası olan hayvanlar içinde gereklidir. Doğanın parçası olan hayvanlarda yemek yemeli ve su içmelidirler. Vücutlarındaki sistemlerin çalışması için suya ihtiyaç duyarlar.Hayvanların etinden ve sütünden faydalanmak için onların bol miktarda suya ihtiyaçları olduğunu öğrenebiliriz. Örneğin inek gibi süt veren hayvanların sütleri sağıldıkları zaman bunun %87’si su olmaktadır. Etin sağlıklı şekilde süt üretmesi için bol miktarda su tüketmesi gerekir. Su tüketimi hayvanların yedikleri besinler, üretim alanına göre artış gösterebilmektedir. Bazı hayvan türleri günlük su tüketimi aşırı miktara ulaşabiliyor. Hayvanların vücutları ve ağırlıkları fazla olması ısının dengelenmesi adına düzeltmeler yapılması gereklidir. Bunlar sağlandığı takdirde verimlilikleri ve yaşamlarında artış gözlemlenir. Su sayesinde hayvanların verimliliği artarak daha çok faydalanabiliriz. Sıcaklarda çevresel faktörlerden etkilenmedikleri gibi yaşamlarını devam ettirebilir olurlar. Hayvanların büyük kısmı suya biz insanlardan daha çok ihtiyaç duyar. Onların etinden sütünden faydalanıyorsak susuz kalmamaları gerekmektedir.

3. Suyun bitkiler için önemiyle ilgili üç örnek veriniz.

  • Cevap: Bitkilerde su, hem miktar olarak hem de kalite açısından oldukça önemlidir. Odunsu olmayan bitkilerin % 90’ından fazlası sudan oluşmaktadır. Bitki için gerekli olan birçok besin maddesi toprak suyunda erimiş halde bulunur. Bitki, toprakta bulunan su ve suda erimiş olan besin maddelerini kökleri yardımıyla alarak büyüme faaliyetlerinde kullanır. Bu nedenle su, besin maddelerinin bitkinin diğer organlarına taşınmasında iletim mekanizması olarak görev yapar. Bitkiler kendi besinlerini yapabilmek için fotosentez adı verilen kimyasal olayı gerçekleştirir. Fotosentez için gerekli olan maddeler güneş ışığı, karbondioksit ve sudur. Su olmadan bitkiler besin maddesi hazırlayamazlar. Yani fotosentez gerçekleşemez. Besin maddesi olmadan da bitkiler büyüyüp gelişemezler. Bu nedenle su bitkiler için hayati önem taşımaktadır.Bitkiler köklerinden aldıkları suyu, gövde boyunca taşıyarak yapraklarında bulunan ve stoma adı verilen deliklerden havaya bırakırlar. Buna terleme denir. Terleme, bitkilerin serinleyerek  fazla sıcaktan zarar görmesini önler.Su, bitki hücrelerini doldurarak turgor olarak da bilinen hücrelerin şişkin durmasını sağlar. Bu hem bitkinin dik durmasını temin eder, hem de hücrelerin çoğalmasını sağlayarak büyümeyi hızlandırır.Görüldüğü gibi su bitkiler için vazgeçilmez unsurlardan birisidir. Su, bitki içerisinde sayılamayan daha pek çok görevi yerine getirir. Bütün bunlar bitkiler için sulamanın ne kadar hayati değerde olduğunu göstermektedir.

4. Su kaynaklarının korunması için neler yapılabilir? Açıklayınız.

  • Cevap: Bu dünyada insanlar için var olan en önemli nimetlerden bir tanesi kuşkusuz ki sudur. Suyun insan hayatındaki yeri ve önemini anlatmak ile bitiremeyiz. Öncelikle her insanın hayatına devam edebilmesi için su içmesi gerekmektedir. Su içmek, bir insanın en temel ihtiyaçları arasında yer almaktadır. Hatta bir insan haftalarca aç kalabiliyorken susuz en fazla birkaç gün daha hayatına devam edebilir. Su, doğanın biz vermiş olduğu nimetlerden bir tanesidir. Doğada hazır halde bulunur. Fakat insanların yaşamsal faaliyetleri sonucu su kaynakları ciddi derecede tehdit altında olabilmektedir. Bu konu ile ilgili her insanın gerekli bilince sahip olması amacı ile hazırlamış olduğumuz bu yazı ile, sizlere doğal kaynağımız olan suyu korumak için neler yapabiliriz kısaca bilgi vereceğiz.

5. Aşağıda verilenlerden hangisi ya da hangileri tatlı su kaynaklarındandır?
I. Buzullar
II. Yeraltı suları
III. Havadaki nem
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III

  • Cevap: B

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 191 Cevabı

Şu an Dünya’yı kurtarmak için bir şansınız olsaydı

1. Bireysel olarak su tüketimi ile ilgili neler yapardınız?

  • Cevap: İnsanlar biliyorsunuz ki bol bulduğu bir şeyi düşünmeden kullanır. Özellikle bu kullanım onlara hiçbir şeye mal olmuyorsa, ya da maliyeti çok önemli değilse israfa yönelmeye daha eğilimlidirler.

    Sorunu çözme yolundaki ilk adım, en temelden insanlara eğitimle “nasılsa bol var, senelerce yeter” gibi bencil bir bakış açısı yerine bilinç kazandırmak olacaktır.

    Sonrasında ise su tüketiminin daha iyi bir denetime tabi tutulması gerekir. Bugün şehirde yaşayan insanımız, su ülkemizde ucuz olduğu için kullanımına pek dikkat etmez. Kırsalda yaşayıp tarımla uğraşanlar arasında ise kaçak su kullanımının ve yer altı kaynaklarının tarım alanı sulanmasında izinsiz kullanımının yaygın olduğu görülmektedir. Kırsalda denetimi sıkılaştırırken kentte belki de hanelere su tüketim payı biçilmeli, bu sınırın aşılması halinde metre küp başına kullanım ücreti artırılmalıdır.

2. Toplumun diğer üyelerine su tasarrufu ile ilgili önerileriniz neler olabilir?

  • Cevap: Hepimiz evde, dışarıda ufak birkaç şeye dikkat ederek enerji tasarrufu sağlayabilir. Birkaç öneri olarak:

– Sık ama daha kısa duşlar alın.

– Bulaşıkları elde yıkamak yerine makine kullanın.

– Çamaşır makinesini dolmadan kullanmayın.

– Çamaşır makinelerindeki “zamandan tasarruf” sağlayan kısa programlar yerine ekonomik uzun programları tercih edin. Zamanınız bol, su israf etmek yerine azıcık bekleyiverin.

– Tıraş olurken, diş fırçalarken muslukları açık bırakmayın.

– Su tesisatınızda sızıntı varsa, musluklarınız damlatıyorsa en yakın zamanda tamir ettirin.

– Az kirletilmiş suyu geri dönüştürebilirsiniz. Mesela mutfakta meyve sebze yıkamak için kullandığınız suyla bahçe sulayabilir, sifon yerine tuvalette kullanıp tasarruf sağlayabilirsiniz.

Son olarak çevrenizi bilinçlendirin ve öğrendiklerinizi elbet uygulamaya geçirin.

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 192 Cevabı

1. Su tasarrufu için neler yapılabilir? Açıklayınız.

Cevap:

  • Damlayan musluklar tamir ettirilmelidir.
  • Su akıtırken daha az akıtan duş başlıkları ve muslukları kullanılmalıdır.
  • Diş fırçalarken musluklar kapatılmalıdır.
  • Mümkün olduğunca küveti doldurmak yerine duş alarak yıkanılmalıdır.
  • Kısa sürede duş alınmalıdır.
  • Sifon asgari çekilmelidir. (Her sifon çekildiğinde, beş günlük içme suyu kaybedilmektedir)
  • Bulaşık ve çamaşır makinelerini tamamen doldurmadan çalıştırmamalıdır.
  • Randımanlı su kullanan aletler tercih edilmelidir. Özellikle çamaşır ve bulaşık makinelerinin böyle olmasına dikkat edilmelidir.
  • Sıcak su musluğu açıldığında suyun ısınmasını beklerken akıtılan suyun ziyan olmaması için kova doldurulup bu su gereken farklı yerlerde kullanılmalıdır (Örneğin, çiçek sulama, tuvalete dökme, balkon yıkama).
    Ne kadar az su kullanırsak o kadar az depolanmış su gerekir ve o kadar az atık su oluşur. Biz de boşa harcadığımız suyu kesmekle su faturalarından kolaylıkla %25 oranında tasarruf sağlamış oluruz.

2. Su tasarrufunun başlıca faydaları nelerdir? Açıklayınız.

  • Cevap: Tüm canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için su tüketmek zorundadır. Ayrıca; yıkanmak, dişlerimizi fırçalamak, çamaşırlarımızı ve bulaşıklarımızı yıkamak gibi gündelik işlerimizin bir çoğunu yaparken temiz suya ihtiyaç duyarız.Gündelik hayatımızda suya bu kadar ihtiyaç duyarken bir yandan da küresel ısınmadan dolayı Dünya’nın sıcaklık ortalaması artmış, su kaynakları gitgide azalmıştır ve her geçen gün azalmaya da devam etmektedir. Örneğin, temiz su kaynaklarının beslenmesinde büyük rol oynayan pek çok akarsu yatağındaki su miktarı azalmış veya kurumuştur. Barajlarda yeterince su birikmemektedir.

    Su tasarrufu yaparak dünya üzerindeki temiz su kaynaklarının daha yavaş tükenmesine katkıda bulunabiliriz. Böylece, içme ve temizlik için kullandığımız suyumuz azalmaz, bizler de hastalıklardan korunmuş oluruz.

9. Sınıf Meb Yayınları Ortaöğretim Kimya Ders Kitabı Sayfa 194 Cevabı

NELER KAZANDIK?

Can ile Canan yaz tatillerinde bir kültür turuna katılmışlar ve Karadeniz bölgesinde bir kaç şehri gezmişlerdir. Gittikleri her şehirde farklı içme suyu kullanmışlar ve bu suların lezzetinin birbirinden farklı olduğunu tespit etmişlerdir. Suların lezzetinin neden farklı olduğunu merak ederek bir araştırma yapmışlardır.

1. Bu araştırmaları sonucunda aşağıda verilen bilgilerden hangisine ulaşmış olamazlar?
A) Suyun lezzetini etkileyen faktör suyun sertliğidir.
B) Su içerisinde çözünen Mg2+ ve Ca2+ iyonları derişimi fazla ise su lezzetli değildir.
C) Lezzetli sularda sabun köpürmez.
D) Lezzetsiz sular lezzetli hâle getirilebilir.
E) Lezzeti hoş olmayan sular ısıtıldıklarında tortu bırakır.

  • Cevap:C

2. Su sertliği ile ilgili,
I. Sıcak su borularında tortu bırakır.
II. Mg2+ ve Ca2+ iyonları derişimi fazladır.
III. Yeraltı sularının hepsi sert sudur. bilgilerinden hangisi ya da hangileri doğrudur?
A) Yalnız I B) Yalnız II C) Yalnız III D) I ve II E) I, II ve III

  • Cevap: C

3. Yumuşak su ile ilgili aşağıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Yumuşak sularda sabun sarfiyatı daha azdır.
B) Deniz ve göl suları yumuşak sudur.
C) Mg2+ ve Ca2+ iyonları derişimi azdır.
D) Isıtıldığı kapta daha az tortu bırakır.
E) İçimi hoştur.

  • Cevap: B
0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry


Sponsorlu Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir