9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 64
“9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 64” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 64
ZORLUK YILLARI
Yönerge: Aşağıdaki metni okuyunuz. Metinden hareketle soruları cevaplayınız.
ANADOLU’DA BİR GECE
Bu çocuğa Anadolu’da rastladım. Çankırı ile Kastamonu arasında, “Kalehan”da konaklamıştık. Arabamızın bir hayvanı çatlamış, ağzı köpüklenerek yabani bir hırıltıdan sonra hanın kapısına serilmiş; kımıldamadan, çırpınmadan, tepinmeden bir lahzada katılaşmıştı. Arabacı, sağ kalan hayvanını yatırdıktan sonra öfkeyle karşıma dikildi:
— Efendi! Benden yana umudun kalmasın. Buradan ileriye bir adım atamam. Bir araba bul.
(…)
Başka araba yoktu, iki gün handa bekledim. Hancı, uzak bir mesafede imişim gibi haykırarak müjdeledi:
— Kalk hele… Başka araba geldi, üç yağız hayvanı var. Ilgaz’ı da geçer, uçurumu da geçer, daha bilmem aha, şeytanın yamacını da geçer, kalk hele.
Hanın kapısına çıkınca bana tanıtılan yeni arabacım, taze bir tecessüsle beni süzdü, ben de aynı merakla ona baktım: On üç on dört yaşında bir çocuktu. Kül benizli, elmacık kemiklerinin altı çukura batmış, üst dudağını gölgeleyen silik bir tüy çizgisiyle cılız kafalı bir köy oğlanıydı.
Siyah kirpikli gözlerinin derin parıltısıyla sordu:
— İnebolu’ya mı?
— Evet.
— Araba hazır
Korkuya benzer bir isteksizlik, beni bu küçük arabacıyla pazarlığımda haksızlıklara düşürüyordu; çocuk, çıkarmak istediğim her güçlüğü kabul etti. Uzlaştı, eşyamı arabasına taşıdı. Araba kalkarken hancıyla eski arabacı arkamdan seslendiler:
— Korkmayasın, küçüktür ama hayvanları iyi sürer.
Anadolu’nun hüzünlü sabahlarından biri idi. Ağır ağır gidiyorduk. Yol çok dönemeçli, çapraşık ve dardı; hayvanlar, yağız, parlak, sert adalelerinde birikmiş kuvveti boşaltabilecek kadar hız alamı- yorlardı. Küçük arabacım, elindeki dizginleri rehavetle tutarak yanımızda yükselen toprak kayalara bakınıyor, arabasıyla hiç oyalanmıyordu. Düşündüm: “Ne kadar olsa çocuk, Allah bizi kazadan esirgesin!”
(…)
Ilgaz’ı geride bırakmak üzereydik, sabah yaklaşıyordu fakat. Birdenbire yolun kenarında, otuz kırk metre ilerimizde, araba fenerinin sarı ışığından üç siyah gölgenin yavaşça kaçıştıklarını gördük.
Arabacım hemen ayağa kalktı.
Dizginleri sol elinin bileğine sararak sağ elini bol pantolonunun arka cebine attı. Büyük, hantal, eski sistemde bir tabanca çekti ve hayvanları daha şiddetle sürdü. Araba, gölgelerin kaçıştığı yere geliyordu; karartıların bulunduğu hizaya yaklaşınca siyah elbiseleriyle dimdik duran ve ellerini fişeklerine…
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 64 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























