9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 68
“9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 68” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 68
HAYATTAN HİKÂYEYE TİP
Yönerge: Aşağıdaki metni okuyunuz. Metinden hareketle soruları cevaplayınız.
KÂHYA
Yakınlardaki bir radyo, akşamın yedisinde başlayıp sekize kadar sürecek olan “Reklamlar Geçidi” programında Muzaffer Akgün’ün yanık ezgisini yayıyordu.
Sağdaki büyük bir yapının gölgesindeyse yediden, on, on bir yaşına kadar çocuklar, toz toprak içinde çift kale oynuyorlardı. Yahut da oynamaya çalışıyorlardı kocaman bir naylon topla. Naylon topun ardında kıyametler kopuyordu üstelik. Bağırıp çağırmalar, küfürler, toz bulutları, “Goooool!” sesleri. O, bütün bunlara kıyıdan, hasret dolu gözleriyle bakıyor, arada kendi kendine heyecanlanıyordu. On yaşlarında ya var ya yoktu. Esmer ayakları yalındı. Kış, yaz, okul saatleri dışında semtteki kâhyaya yamaklık yaptığını, babasının (…) gittiğini, annesinin Mahmutpaşa’da tuzcunun yanında, ablasının Cibali tütün fabrikasında çalıştığını biliyordum. Oysa okuyordu. Hem okuyor hem de kâhyaya yamaklık ediyor, kazandığı paralarla defter, kalem alıyor, yaşlı annesine, tüberkülozlu ablasına yük olmamağa çalışıyordu. Birinde eşelemiştim. Büyüdüğünde kaptan olacağını, bütün dünyayı ancak bu sayede gezip dolaşabileceğini söylemişti. Şimdi top oynayan kendi akranı çocuklara bakarken heyecanlanışı dikkatimi çekmişti, sokuldum yanına. Öylesine kaptırmıştı ki oyuna kendini, beni geç fark etti, fark edince de toparlandı:
— Vay abi, sen misin?
— Hayrola? dedim.
— Bakıyorum be abi. Şu santraforu görüyor musun? Hiç iş yok. Ben olsam. üç metreden topu kaleye sokamadı!
Neden oynamadığını sordum.
İçini hasretle çekti, gri bebekli gözleri bulandı. Yalın ayaklarına baktı.
— Ayakkabım yok.
— Onlardan çoğu da ayakkabısız…
— Ayakkabısız ama, ayakları sakatlanınca, doktora götürecek babaları var onların!
— Senin de annen?
Gene içini çekti:
— Kadın hasta hasta çalışıyor tuzcuda. Bir de benimle mi uğraşsın. Sonra zaten aksinin biri tuzcu. Top oynar, ayağımı sakatlarsam annem beni doktora götürmek zorunda kalacak. İşe gidemeyince adam anneme hemen yol verir!
— Ablan?
— Gene içini çekti, hem de “Amma da halden anlamazmışsın!” dercesine.
— Ablam kendi hastalığını bile tedavi ettiremiyor!
Radyoda “Reklamlar geçidi”.
Kocaman yapının gölgesindeki çocukların toz toprağa karışan çığlıkları.
Küçük kâhyanın her şeye rağmen oyuna dalıp dalıp giden, oyuna hasret, çocuk gözleri.
Orhan Kemal, Kırmızı Küpeler (Metin, aslına sadık kalınarak alınmıştır.)
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 68 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























