Ana Sayfa / Masal / Bakla Ağacı Masalı
masal

Bakla Ağacı Masalı


Bakla Ağacı Masalı

Bir varmış, bir yokmuş, vaktiyle bir nine varmış. Bu nine kulübesinde yalnız başına yaşarmış. Bir gün kulübesinin önünü süpürürken bir baklacık bulmuş. Başlamış düşünmeye:

«Ben bu baklacığı ne yapayım? Ekmek yapsam, olmaz; yesem, karnım doymaz. En iyisi ben bunu eke­yim. Baklalarını toplar, yemek yaparım».

Nine baklacığı kulübesinin bahçesine ekmiş. Der­ken beklemeye başlamış. Birkaç gün sonra baklacık topraktan başını çıkarmış. Çıkarmış çıkarmasına ya, öyle bir hızla boy atıyormuş ki bir hafta içinde kulü­benin boyunu geçivermiş. Derken bu hızlı büyüme de­vam etmiş. Bir gün bakmışlar ki baklacık bulutlarla sohbet ediyor.

Baklacığının büyüdüğünü gören nine bir gün de­miş ki:

«Sepetimi alıp biraz bakla toplayayım».

Sepetini eline almış, çıkmış baklacığın üstüne. Ama ne kadar çıktıysa da bir türlü bakla bulamamış. Bulutlara kadar çıkmış. Bakmış ki orada iki keçi kavga ediyor. Kavgacılar yanına gelmişler. Biri söze başla­mış:

«Ben kışım».

Sonra öbürü söz almış:

«Ben de yazım».

Derken ikisi birden sormuşlar:

«Söyle bakalım hangimiz daha iyiyiz?»

«Vallahi oğlum, ikiniz de iyisiniz. Kış olmasa yağ­mur olmaz, ekinler bitmez. Yaz olmasa da ekinler büyümez. Onun. için hem kış iyidir, hem de yaz».

Nineye kış ile yaz birer dağarcık verip yolcu et­mişler. Nine aşağıya inince dağarcıklarını açmış. Bak­mış ki birinde altın dolu, öbüründe gümüş.

Bir gün otururlarken komşularından biri ninenin altınlarını görmüş. Nineye bunları nereden aldığını sormuş. O da başına gelenleri bir bir anlatmış. Komşu da aynı yolculuğu yapmak istemiş. İyi kalpli nine de izin vermiş.

Ertesi gün komşu kadın bulutlara kadar çıkmış. Yaz ile kış yine kavga etmekte imişler. Komşu kadını görünce onunla konuşmaya başlamışlar:

«Ben kışım».

«Ben de yazım».

Sonra ikisi birden sormuşlar:

«Söyle bakalım, hangimiz daha iyiyiz?»

«Ne yaz iyidir, ne de kış. Yaz çok sıcak olur, kış da çok soğuk. Onun için ikiniz de iyi değilsiniz».

Kış ile yaz, tıpkı nineye verdikleri gibi birer da­ğarcık da komşusuna vermişler. Ama demişler ki:

«Bu dağarcıkları karanlık yerde açacaksın. Açtı­ğını da kimseler görmeyecek. Bütün delikleri sıkı sıkı kapatacaksın. Ancak o zaman bunları açabilirsin».

Aşağıya inen komşu bazı arkadaşlarını yanına ala­rak evinin fırınına girmiş. Her tarafı kapatmış. Arka­daşlarına da fırının ağzını bir güzel sıvamalarını tem­bih etmiş.

Komşu kadın fırının karanlığında dağarcıklarını açmış. Ama içlerinden ne altın çıkmış, ne de gümüş! Birinden akrepler, diğerinden yılanlar çıkmış. Akrep­lerle yılanlar kadını sokuvermişler. Komşu kadın davul gibi şişip ölüvermiş.

Bir müddet sonra fırını açan komşular, kadının ölüsünü bulmuşlar. İyi kalpli nine de kötü komşusun­dan kurtulmuş.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir