? Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözü | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Atasözleri / Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Açıklaması

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Anlamı

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Hikayesi Kısa

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez Atasözünün Öyküsü

CİNS KEDİ ÖLÜSÜNÜ GÖSTERMEZ ATASÖZÜNÜN ANLAMI

Birçok kimse, varlıktan darlığa, rahatlıktan sıkın­tıya düştükleri an hemen telaşlanır, çevresinden yardım ister. Ama soylu ve onurlu kişiler sıkıntıla­rını belli etmek istemez, dosta ve düşmana karşı dik durmaya çalışır, kimseye minnet etmezler. Güçsüz anlarında kimseye yük olmamak için ortadan çekilirler…

CİNS KEDİ ÖLÜSÜNÜ GÖSTERMEZ  ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ

Önce bir uğultu duydu Orhan. Fakat bu uğultu ne fırtına uğultusuna, ne de bir başka uğultuya benziyordu. Dalgalı bir denizin dibindeki sesleri andırıyordu. Ama çok sürmedi… Sesler kesildi. Sadi Dede’nin sesi duyuldu:

“Geldik işte… Açabilirsin gözlerini…”

* * *

Orhan, bu seyahatinde gözlerini açtığı an, kendisini bir dere kenarında buldu. Neyse ki, dedesi yanın­daydı. Yayvan bir vadide çağıldayarak akan derenin şarkısı cana can katıyordu. Manzara çok güzeldi. Çiçekler güzeldi, ağaçlar güzeldi, kuşlar güzeldi…

Birden sesler duyuldu. Sadi Dede, Orhan’ı kolun­dan çekti. Bir bodur ağacın arkasına saklandılar… Sesler yaklaştı, yaklaştı… Bir yaşlı nine ile ikisi erkek, biri kız; üç çocuk çıkageldi. Tam da Orhan ile Sadi Dede’nin saklandıkları bodur ağacın önünde durdular…

Hepsi çok üzgündüler. Hele küçük kız, burnunu çeke çeke ağlıyordu. Zavallı yaşlı kadın, bu üç çocuğu teskin edebilmek için kim bilir nice diller dökmüş ve hâlâ da devam ediyordu…

“Yavrularım diyordu Nine. “Güzel kuzucuklarım. Kedi bu. Nereyi gittiğini bilemeyiz ki… On yıldan beri bizimle yaşıyor. Biz Yumak kediyi yavruyken aldığımızda, Ali ile Ayşe daha doğmamışlardı…

Kardeşlerin en küçüğü solduğu anlaşılan Ayşe, burnunu çekerek;

“Ama babaanne!” diye hıçkırdı. “Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yapmamıştı Yumak. Dün akşamdan beri yok…”

“Biri alıp götürmüştür Yumak kedimizi…” diye İ inledi Ali…

Çocukların en büyüğü yaşlı gözlerle dereye a l bakıyordu… Nine, kime ne diyeceğini, nasıl teselli – edeceğini bilemiyordu… ;

* Âz öteden, elinde orakla gelmekte olan aksakallı m î bir ihtiyar göründü. “Haşan Dayı” dedi çocuklardan ı biri. Haşan Dayı, köyün yaşlı ve bilge kişilerinden j biriydi. Yaklaşınca selam verip hatır sordu. Çocukla- | un üçü aynı anda konuşunca# Nine araya girdi:

“Bizim Yumak kedi dün akşamdan beri kayıp Hasan Dayı” dedi. “Çocuklarla onu arıyoruz.”

Haşan Dayımda Yumak kediyi biliyordu. Kaç seneden beri yakın komşularıyla yaşayan kediyi bilmemesi mümkün müydü? Biraz düşündükten sonra; “Bu kedi epey yaşlıydı sanırım” dedi, “öyle değil mi Elif Baa?””He” dedi Nine. “On yaşında vardı rahat Hiçbir yere gitmez, gitse de çok kalmazdı…”

Haşan Dayı, birden söyleyip söylememek arasında epeyce duraksadıktan sonra dedi.

” Sizin kedi cins bir kediydi. Asil ve onurlu bir hayvandı. O, ölmek için ıssız bir yer bulup ölmüş­tür… Üzülmenize gerek yok. Vakti gelince hepimiz ölmeyecek miyiz?..”

“Ama Haşan Dayı!” diye hıçkırdı Ayşe… “Yumak ölmüş olsa, ölüsünü bulurduk…”

Haşan Dayı, Ayşe’nin dağınık saçlarım okşarken; farkında olmadan, bizim Orhan’ın da bellek kafe­sine, o atasözü denen narin kelebeği gönderdi:

“Cins kedi ölüsünü göstermez!”

“Alacağımızı aldık evlat” dedi Sadi Dede. “Haydi, başım göğsüme daya ve gözlerini yum.”

Yine o korkunç uğultu ve sarsıntıdan sonra, bitkin bir halde gözlerini açan Orhan, başım dedesinin göğsünde ve kendini evlerinde buldu…



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir