Ana Sayfa / Atasözleri / İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa


İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Açıklaması

İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Anlamı

İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Hikayesi Kısa

İnek Ağzında Sağılır Atasözünün Öyküsü

İNEK AĞZINDAN SAĞILIR ATASÖZÜNÜN ANLAMI

Bu atasözümüzün anlam olarak bir benzeri de “Aç ayı oynamaz” özdeyişidir. Anlamına gelince… İyi beslenmeyen ırgat, işçi gibi çalışanların iş verimi f az olur. Çalışan kişinin kamı tok, sırtı pek olmalıdır.

Evcil hayvanlar için de bakım ve besi çok önemlidir. Koşum hayvanlarında güç ve kuvvet, sağmal hayvanlarda ise süt verimi beslenmeye bağlıdır. Hatta iyi verim almak için; bağ, bahçe ve tarlaya da iyi bakım gerekir… Her şey bir denge üzerinde durur. Sözün özü; verdiğin kadar alırsın demektir…

İNEK AĞZINDAN SAĞILIR ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ

Önce bir uğultu duydu Orhan. Fakat bu uğultu ne fırtına uğultusuna ne de bir başka uğultuya benziyordu.  Dalgalı bir denizin dibindeki sesleri andırıyordu. Ama çok sürmedi… Sesler kesildi. Sadi Dede’nin sesi duyuldu:

“Geldik işte… Açabilirsin gözlerini…”

Orhan, gözlerini açmaya açtı da, hiçbir şey göre­medi… Sadece çıngırak sesleriyle sığır böğürtüleri duyuluyordu… Çünkü görüntülerin üzerini koyu bir yayla sisi kaplamıştı…

Korkmadı desek yalan olur. Neyse ki dedesi yama­daydı. … Elinden tutarak rahatladı.

“Sanırım bir yayladayız Orhan” dedi Sadi Dede. “Sığırlar bayırdan aşağı iniyorlar besbelli. Biz de inelim. İnekler sağıldıktan sonra ahırlara girecekler. Burada bir sağım işlemini ilk kez göreceksin. Sütü içiyorsun ama süt fabrikası olan inekleri çok iyi tanımıyorsun…” Sadi Dede haklıydı. Orhan, sevinç ve heyecanla bayır aşağı inmeye başladı. Onlar aşağılara doğru indikçe sis de yükseliyordu…

Biraz sonra her şey normale döndü. Sesler ve görüntüler berraklaştı… Ahırların bulunduğu yerde ki geniş alanda, herkesin ineği kendi ahırının önünde toplanmıştı. Üçer, beşer, onar…

Sadi Dede, Orhan’ın elinden çekerek;

“Şu ahırın damına çıkarsak her şeyi rahatlıkla görebiliriz oğlum” dedi. Herkes işine dalmış. Kimse bizi fark edemez… Biraz sonra, sırtı yamaca dayalı alçak damlı bir ahırın üstündeydiler. Orta yaşlı hamarat bir hanım, iki genç gelinle ineklerin sağımına başlamışlardı bile. O kadar yakındılar ki; Orhan, bakır bakraçlara basınçlı sıkılan süt sicimini bile görebiliyordu… İnsanlar mutlu, inekler semiz ve sağlıklıydılar… Birden, Orhan’ın yıllarında bir çocuk, orta yaşlı hanımın yanında beliriverdi.

“Babaanne” dedi. “Bizim şehirde süt aldığımız teyzenin iki ineğinden bu ineğin sütünün yarısı bile zor çıkar… Hem inekleri öyle zayıflar ki…”

“Aslan oğlum benim” diye güldü kadın. “Tabii ki sütü az olur o ineklerin. Zayıf olan inek doymuyor  demektir. Boş memeyi çekiştir dur… Hayvan yiye­cek, doyacak ki süt versin…”

Babaanne, bakracı alıp diğer bir ineğe doğru yürürken durdu. Gülümseyerek torununa baktı ve Orhan’ın da beklediği o sözü söyleyiverdi:

“İnek ağzından sağılır…”

Orhan, bu sözle âdeta çarpıldı. Dedesine baktı. O da çok beğenmişti. Kelebek kafesteydi… Uyarıya gerek duymadan, başını dedesinin göğsüne bastırdı. Zaman yolundaki bu seyahatiyle, bir atasözü daha kazanmıştı. Mutlu bir gülümsemeyle gözlerini yumdu…

Yine o korkunç uğultu ve sarsıntıdan sonra, bitkin bir halde gözlerini açan Orhan, başını dedesinin göğsünde ve kendini evlerinde buldu…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir