“Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 30 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 30

Ahlakın Dinî Kaynakları Dinler tarihine bakıldığında her dinin bir ahlak anlayışına sahip olduğu görülür. Örneğin Buda, Konfüçyüs, Lao Tzu (Laozi) gibi bilgeler aynı zamanda birer ahlak sistemi kurucularıdır. Diğer yandan Yahudilik ve Hristiyanlık, kendi kutsal kitaplarından hareketle ahlak öğretileri ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda dinî metinler ahlaki yönden hem bireysel hem de toplumsal öğüt, tavsiye, emir ve yasaklar içerir. İslam’da ise ahlakın en önemli kaynakları Kur’an ve sünnettir. Kur’an, bireyden topluma hayatın tümüyle ilgili birçok ahlaki ilke içerir. Kur’an’ın amacı; güzel ahlaklı bireylerden oluşan, güvenin, adaletin, merhametin hâkim olduğu bir toplum inşa etmektir. Kur’an; peygamberleri sabır, iffet, adalet, merhamet, fedakârlık, yardımlaşma vb. erdemlerle insanlara örnek olarak sunar. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in ahlakını “Sen elbette üstün bir ahlaka sahipsin.” (Kalem suresi, 4) ayetiyle ortaya koyarken “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resulullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzap suresi, 21) ayetiyle de onu bir rol model olarak sunar. Böylece onu örnek alan güzel ahlaklı bir birey ve toplum inşa etmeyi amaçlar. “Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (İmam Mâlik, Muvatta, Hüsn’ül-Hulk, 8) diye buyuran Hz. Peygamber de hayatı boyunca tam bir tutarlılık ve süreklilik içinde insanlık için güzel ahlakın en güzel örneği olmuştur. Ahlakın Felsefi Kaynakları Düşünce tarihinde birçok düşünür, insanın nasıl bir varlık olduğu ve eylemlerinin nasıl olması gerektiği konusunda görüşler ortaya koymuştur. Ahlakın kaynağı ile ilgili olarak da akıl, toplum, doğa, vahiy gibi farklı cevaplar verilmiştir. Antik Yunan felsefesinde özellikle Sokrates ile başlayan insan ve ahlak üzerine düşünme süreci Platon ile devam etmiş, Aristoteles ile daha sistematik hâle gelmiştir. Aristoteles, aklı “insanı insan yapan temel şey” olarak tanımlamış ve ahlakın kaynağı kabul etmiştir. Bu düşünce mirasından faydalanan Müslüman filozoflar vahyin yanında aklı da ahlakın kaynağı olarak kabul edip akıl ile vahyi birleştiren bir anlayış geliştirmişlerdir. Özelikle ahlak konusunda ilk sistematik düşünceleri ortaya koyması bakımından Fârâbî çok önemli bir filzoftur. Daha sonra İbn Miskeveyh ve Nasîruddîn Tûsî bu anlayışın en büyük temsilcileri olarak kabul edilir ve kendilerinden sonraki düşünürleri çok etkilemişlerdir. Osmanlı Dönemi’nde ise Kınalızâde ve Taşköprizâde, Fârâbî-İbn Miskeveyh-Nasîruddîn Tûsî çizgisini takip ederek ahlak düşüncesini hem teorik hem pratik yönüyle işlemişlerdir. Bunların yanında özellikle ahlakın pratik yönüyle ilgili olarak gerek dinî ilimlerde uzmanlaşan bilginler gerek mutasavvıflar gerekse devlet görevi yapmış bürokratlar, ahlakın bireysel ve toplumsal yönüyle ilgili eserler kaleme almıştır. Gazzâlî, Yûsuf Has Hâcib, Nizâmülmülk, Ahmed Yesevî gibi isimler bu konuda ilk akla gelen örneklerdir. Ahlakın Kültürel Kaynakları Kültür, bir milletin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecinde oluşturduğu maddi ve manevi değerlerdir. Toplum hayatını düzenleyen değer, yasa, örf, âdet, gelenek, görenek, dil, sanat, ahlak ve inançlar birer manevi kültür unsurudur. Dolayısıyla ahlak ile kültür arasında da doğrudan bir ilişki vardır. Ahlaki değerler kültürü, kültürel değerler de ahlakı etkiler. Her toplumda ortak şekilde bazı şeyler iyi, güzel, faydalı, kutsal kabul edilirken bazı şeyler kötü, çirkin ve
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 30 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.