“Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 87 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 87

Konuya Başlarken

Soru: Ahlak konusunda bilgi sahibi olmak, iyi ahlak sahibi olmak için yeterli midir? Görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

  • Cevap: Ahlak konusunda bilgi sahibi olmak tek başına yeterli değildir. İyi ahlak sahibi olmak için öğrendiğimiz değerleri davranışlarımıza yansıtmalı ve iyi davranışları alışkanlık hâline getirmeliyiz.

Kınalızâde Ali Efendi 1510 yılında İsparta’da doğdu (Görsel2.13). İsparta’da oturan dedesi Abdülkadir Efendi kına yakmayı sevdiği için çocukları da Kınalızâde (Hmnâvîzâde) lakabıyla tanındı. Abdülkadir Efendi, Kanûnî Sultan Süleyman devrinde kadılık ve kazaskerlik yaptı. Kınalızâde, ilk öğrenimini İsparta’da yaptıktan sonra İstanbul’a giderek medresede eğitim gördü. Medreseden mezun olan Kınalızâde Ali Efendi 1543 ila 1562 yıllarında sırasıyla Edirne, Bursa, Kütahya ve İstanbul’da çeşitli medreselerde müderris olarak görev yaptı. Ardından 1562 ila 1570 yıllarında sırasıyla Şam, Kahire, Halep, Bursa, Edirne ve İstanbul kadılıklarında bulundu. Anadolu kazaskeri iken Sultan II. Selim’in bir sefer hazırlığı esnasında Edirne’de 22 Ocak 1572 tarihinde vefat etti.

Kınalızâde, kaynaklarda hem dinî hem felsefi ilimlere hâkim olan büyük bir âlim olarak anlatılmaktadır. Ayrıca fazilet sahibi, güzel ahlaklı, kâmil bir insan olduğu kaydedilmektedir. Üç dilde şiir yazması onun Türkçe yanında Arapça ve Farsçaya olan hâkimiyetini gösterir. Kâtip Çelebi onun hakkında, “Gerçekleri araştırıp bulan ulu Türk âlimi, böylesi dünyaya bir kere gelenlerdendir.” ifadesini kullanmıştır. Kınalızâde, hem öğrencilik zamanında hem de müderrislik, kadılık ve kazaskerlik görevlerinde ahlakı, olgun kişiliği, ilmî derinliği ve başarıları ile herkesin saygısını ve övgüsünü kazanmış önemli bir Osmanlı âlimi ve devlet adamıdır. 

Kınalızâde Ali Efendi (temsilî)

Kınalızâde, 1564 yılında Şam’daki kadılık vazifesi sırasında kaleme aldığı Ahlâk-ı Alâî’yi Suriye beylerbeyi olan Semiz Ali Paşa’ya ithaf etmiştir (Görsel 2.14). Müellifin ifadesine göre “hikmet-i ameliyye (pratik felsefe) üzerine bir telif” olan eser, bir mukaddime ve üç bölüm hâlinde düzenlenmiştir. Mukaddimede, ahlak felsefesi alanına giren konular, ahlak ilmi ile ilgili terimler, ahlak ilminin faydaları, nazari ve amelî (teorik ve pratik) ahlak, ruh ve terbiye meseleleri üzerinde durulmuştur. Ahlak ilmine ayrılan birinci bölüm ferdî ahlak meselelerini ele alarak huy çeşitleri, faziletler, faziletlerin elde edilmesine engel olan ruh hastalıkları (rezîletler), bunların tedavi usulleri, lisan terbiyesi ve konuşma adabını konu edinmiştir. İkinci bölüm aile ahlakına ayrılmıştır. Aile müessesesine son derece önem veren Kınalızâde, bu bölümde Müslüman Türk ailesinin kuruluşu, aile reisinin görevleri, küçükten büyüğe doğru aile fertlerinin hak, vazife ve mesuliyetleri hakkında bilgi vermiş, ailede terbiye usullerini örneklerle anlatmıştır. Üçüncü bölüm, devlet idaresi ve siyasi ahlak ile ilgilidir. Bu bölümde yazar, Türk milletinin asırlardır içinde yaşadığı ve yaşattığı devlet modelini anlatmaktadır. Eserin bu son kısmında adalet kavramına geniş yer vermiştir. Bölümün sonunda da mülkün ancak adaletle ayakta durup devam edebileceğini belirtmektedir. Ahlâk-ı Alâî, İslam ahlakının gelenekçi, felsefi ve tasavvufi ekollerinin tüm ünlü temsilcilerinin fikirlerinden faydalanılarak meydana getirilmiş ve sahasında klasikleşmiş bir eserdir. Yazarın en büyük arzusu, Türkçe bir ahlak

Klasik Ahlak Metinleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 87 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.