“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 211 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 211

türlü kan kendi icabında kabanp durur hesapladık mı?” (Sepetçioğlu 1999: 14) demektedir. Bu yepyeni bir savaşın habercisidir ve artık asıl önemli olan budur. Alpaslan’ın ölümüyle birlikte bir boşluğa düşen beyleri Melikşah’ın etrafında çekip düzenlemek Küpeli Hafız’a kalmıştır. Lakin artık karşılarında Hasan Sabbah (Hasan Sabbah) gibi bir bela ve Nizamül Mülk gibi bir tehdit unsuru yer almaktadır. Küpeli Hafız, eski Şamanlar gibi sadece dinî, yol gösterici, ufuk açıcı bir önder de değildir. O da tıpkı Şamanlar gibi yeri geldiğinde iyileştirici özelliklere sahip olan bir insandır. Sav-Tekin’in rahatsızlanmasından sonra ona ilaç yapacak ve iyileşmesi için gerekli önlemleri alacaktır. “Küpeli Hafız’ın el ayası Sav-Tekin’in alnında, parmakları şakak üstleriyle saç diplerinde hafif, pamuğumsu kıpırtılarla oynuyordu. İki yan şakak damarlarında ve saç diplerinde Küpeli Hafız’ın parmakları sanki Sav-Tekin’in hastalığını arıyordu; bulmuştu da hastalığın üstüne üstüne vuruyordu” (Sepetçioğlu 1999: 43). Ancak Küpeli Hafız, Hasan Sabbah ve onun gibi düşünenler tarafından tehlike olarak görüldüğünden (...) yaralanır. Bu yara ölümcül bir yaradır. Fakat Küpeli Hafız’ın ölümü ile bu süreç sonlanmayacak başka Küpeli Hafızlar, Sarı Hocalar tarafından devam ettirilecektir. Nitekim Küpeli Hafız ölüm anlarında oğlu İltutmuş’a vasiyetini yazdırırken şöyle der: “Yaz oğul, Bismillahirrahmanirrahim.. Şöyle ki: adını ne derseniz deyiniz, gençlerden ve illaki bekar uşaklardan bir dernek kurula; başlarında illa Aslan Babadan genç bir pir buluna ve onun seçeceği kimseler Kutlamış oğlu Süleyman Beyin alacağı yerlere gönderilip tekkelerini yahut zaviyelerini yahut misafirhanelerini ki her neyse kuralar” (Sepetçioğlu 1999: 104). Küpeli Hafız’ın bu sözlerinde o ana kadar yapılan tüm savaşların neticelerinin kalıcı olması için gereken hususlar olduğunu oğlu İltutmuş daha iyi fark eder. Kendisinin de içinde bulunduğu bu hareketin devamı için oğluna ‘el verir’ ve ölüme doğru son yolculuğuna çıkar.
Sonuç Mustafa Necati Sepetçioğlu’unun Kilit-Kapı-Anahtar adlı romanlarında yaptığımız bu çözümlemede kolektif bilinçdışına ait unsurların Sarı Hoca ve Küpeli Hafız’ın şahsında sembolik bir anlatımla sergilendiğini görmekteyiz. Arketipsel sembolizmin unsurlarından birisi olan Yüce Birey arketipinin bilinmezin sesi, milletin sözcüsü konumunda olduğunu görmekteyiz. Kahramanın gelişim ve değişim sürecine birebir katkıda bulunan bu iki şahıs eser boyunca Selçukluların içine düştükleri zor durumlarda onlara yol göstermiş, olayların akışını değiştiren kararların alınmasında etkin rol oynamışlardır. Böylece kendisine yeni bir yurt arayan Türk insanı vatanını bulmakla beraber devlet mantığını da ortaya koyarak bin yıl, on bin yıl hüküm süreceği bir coğrafyanın hâkimi olmuştur. Saçlı Hoca, Sarı Hoca ve Küpeli Hafız’ın Yesi’de başlayan serüvenleri, Türk devletinin kurulması ve Anadolu’nun vatanlaştırılması sürecinde üzerlerine düşen vazifelerini yerine getirmiş olarak görevlerini tamamlamışlardır. Bu uzun, yorucu ve güçlüklerle dolu süreç içerisinde özellikle Sarı Hoca ve Küpeli Hafız benzer diğer karakterlerden farklı olarak devletin üst düzey beyleriyle birlikte hareket etme ve onlara akıl, duygu ve düşünce bağlamında yön vermeleri açısından öne çıkmış iki karakterdir. Şahsi vasıflarından ziyade milletin ortak aklının, duyuş ve düşüncelerinin sembolik bir ifadesi olan bu iki karakter ve eserdeki diğer karakterler arketipsel sembolizm yöntemiyle incelendiği takdirde eserin içerisinde yer alan Türk milletinin binlerce yıllık tarihinden gelen gizli ses açık bir şekilde ortaya çıkarılabilecektir.
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 211 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.