Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 219
“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 219 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 219
KALDIRIMLAR* Necip Fazıl Kısakürek, ilk Cumhuriyet nesli şairleri arasında en trajik veya daha uygun bir deyimle, en “patetik” olanıdır. Bu bakımdan o, şiirlerinde “bunalımlarını anlatan son “kuşak” şairlerine yaklaşır. Fakat onlara hayatı boş, karanlık ve karışık gösteren ruhî sıkıntı daha ziyade sosyal sebeplere bağlı göründüğü halde, “Kaldırımlar” şairinin ızdırabı, daha çok ferdî ve metafizik bir mahiyet taşır. Gerçi Kısakürek, bazı şiirlerinde sosyal durumları ele alır. Bilhassa nesirlerinde toplum problemleri daha geniş bir yer tutar, fakat onu tahrik eden esas âmil, dıştan ziyade kendi içindedir. O, bir mizacın şairidir. “Kaldırımlarda bu mizaç en sanatkârâne ifadelerinden birini bulmuştur. Şairin kudreti, kendi ruh haline en uygun sembol, atmosfer ve ahengi bulabilmesindedir. “Kaldırımlarda dış âlem, iç âlemin objektif karşılığını, T.S. Eliot’un tabiriyle “objective correlative”ini teşkil eder. “Kaldırımlarda şairin içinde bulunduğu dekor, neresi olduğu belirtilmeyen büyük bir şehrin sokaklarıdır. Şiir, şairi bu dekor ortasında gösteren bir mısra ile başlıyor: Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında. Şairin hareket halinde olmasına rağmen, bir dehlizi andıran bu dar, karanlık ve kapalı dekor devam eder. Kaldırımlar ve sokak kelimelerinin sık sık tekrarlanmasıyla bu kasvetli mekân, bir musallat fikir, daha doğru bir deyişle, şairin hayatına şekil veren bir kader haline geliyor. Onun dünyası bu dar ve karanlık sokaklardan ve kaldırımlardan ibarettir. Klâsik trajedideki “mekân” birliğini hatırlatan bu “tek mekân” psikolojik bir kesafet yaratıyor. Değişmeyen dekor şairde aynı sâbit ruh halini doğuruyor: Yalnızlık, korku ve ölüm duyguları. Şiire baştan sona kadar birbirine bağlı bu üç duygu hâkimdir. Yine klâsik trajedide olduğu gibi “zaman” birliğinin de bu duygu kesafetinde mühim bir rol oynadığını görüyoruz: Vakit gece yarısıdır. Şair nasıl kendi hayatı ile kaldırımlar arasında sıkı bir münasebet kurmuşsa, âdeta karanlıklarla da birleşmiş gibidir. Aydınlığı sevmiyor: Ne ışıkta gezeyim, ne göze görüneyim, Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları. mısraları bu kaynaşmayı anlatır. Karanlık sokaklar, yalnızlık ve korku duygusu ona ölümü munis gösteriyor. Şiir ölüm arzusunu ifade eden şu mısralarla sona eriyor: Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya; Alsa bu soğuk taşlar alnımdaki ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse kaldırımların karasevdâlı eşi... Türk edebiyatında büyük şehrin ortasında ferdin yaşadığı yalnızlığı bu kadar kesif ve kuvvetli olarak anlatan pek az şiir vardır. Tevfik Fikret, “Sis” şiirinde İstanbul’a hâkim olan istibdat ve onun yarattığı korkunç havayı çok iyi tasvir etmiştir. Fakat “Sis” muayyen bir devre ve şehre bağlı olduğu gibi, şairin ferdî yaşantısını da doğrudan doğruya vermez. Fikret “Sis’te şehri âdeta Aşiyan’ın penceresinden bir tablo gibi seyreder. Dikkati şehrin her tarafında dolaşır. Panorama gayet geniştir. Bu arada topluma ve tarihe yer vermiştir. “Sis”in bâriz karakteri ferdî olmaktan ziyade içtimaî bir sıkıntıyı anlatmasıdır. “Kaldırımlar”da gayri muayyen bir büyük şehirde tek başına kendi trajedisini yaşayan bir insanın ruh hali bahis konusudur. Türk edebiyatında ilk defa Necip Fazıl bu duyguyu dile getirmiştir.- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 219 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
😃 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok