“Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 266 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Sayfa 266

“Kızılelma’ya,” “Kızılelma’ya!” “Kızılelma’yacak...” Padişah, tahtından yavaşça ayağa kalktı. Sağ elini altın koltuğa dayadı. Gökten inen manası anlaşılmaz bir sese kulak verir gibi başını büktü. Ordunun velvelesini dikkatle dinledi. “Kızılelma, Kızılelma...” Bu ismi şehzadeliğinden beri binlerce defa duymuştu. Sonra tekrar tahta oturdu. Gözlerinin üstüne kadar eğilmiş yusufiye'sini geri itti. Gayet çıkık geniş alnını esmer uzun parmaklarıyla tuttu. Düşündü. Düşündü. “Kızılelma neresi?” diye mırıldandı. Şarkta olsun, garpta olsun, sefere çıkarken galeyana gelen asker hep “Kızılelma’ya.” diye bağrışıyordu. Bu narayı yeniçeri kışlalarında, sipahi ocaklarında, geçit resimlerinde, hatta İstanbul’da, sarayın iç bahçesinde bile duymuştu. Kızılelma neresiydi? Üvez rengi sırmalı perdenin arkasında nöbet bekleyen Mahmut’u çağırdı. “Sadrazama söyle, vezirlerle beylerbeyini, kazaskerleri toplasın, hemen gelsin!” dedi. * * * Yarım saat evvelki büyük divandan çıkan vezirler niçin yine huzura çağrıldıklarım ürkek bir ıstırap ile merak ediyorlardı. Ahmet Paşa’yla Hadim Ali Paşa’nın arkasından kazaskerler, Sokullu Mehmet Paşa, Haydar Paşa, Ayas Paşa, İskender Paşa gözleri yerlerde atağa girdiler. Birer birer tahtın saçağını öpüp el bağladılar. Padişah beyaz tülbent sarıklı çifte tuğlu yusufiyesini yine çok öne eğmişti. Kaşları hiç görünmüyordu, yüzü her vakitkinden daha ziyade sertti. İnce murassa direkler üstüne kurulmuş donuk zümrütten bir kubbeyi andıran otağın loş sükûnunu “Kızılelma neresi? İçinizde bilen var mı?” suali bozdu. “!” “?” “!..” “?...” Kimse cevap veremedi. Herkes önüne bakıyordu. Padişah, “Bunu sormak için sizi çağırdım” dedi. “Otağımızın etrafında daima bu narayı işitiriz. İşte bakınız. Yine ‘Kızılelma’ya, Kızılelma’ya.. ’ diye bağrışıyorlar. Burası neresidir? Binlerce defa ismini işittiğim bu memleketin neresi olduğunu öğrenmek isterim.” Temaşvar fatihi Ahmet Paşa kekeledi: “Viyana olsa gerek, padişahım.” Padişah öteki vezirlere döndü: “Öyle mi?” Ne “evet”, ne “hayır” diyebiliyorlar, önlerine bakıyorlardı. Padişah; orduya getirdiği “kaplan postlu, kurt taçlı, çekirdek mahmuzlu, tekne kalkanlı, tepeden tırnağa kadar demire gark olmuş, elleri kostaniçeli, ak kızıl bayraklı” emsali görülmemiş mükemmel alayıyla iki gün evvel teveccühünü kazanan Rumeli Beylerbeyine sordu: “Sokullu! Sen söyle, Kızılelma neresi?” “‘Roma’ olsa gerek, padişahım!”
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Metin Tahlilleri Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 266 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.