Okul Temelli Sosyal Sorumluluk Çalışmaları Kitabı Cevapları (1. Kitap) Sayfa 24
“6-7-8. Sınıf Okul Temelli Sosyal Sorumluluk Çalışmaları Ders Kitabı Cevapları (1. Kitap) Sayfa 24 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Okul Temelli Sosyal Sorumluluk Çalışmaları Kitabı Cevapları (1. Kitap) Sayfa 24
Müslümanların bir başka yardım aracı da fıtır sadakasıdır. Buna halk arasında kısaca "fitre” denilmektedir. Müslümanlar genellikle fitreyi bayram arifelerine denk getirerek fakir ve ihtiyaç sahiplerinin bayramda eksiklerini tamamlamalarını, çocuklarını giydirmeleri ve bayramlık alışverişlerini yapmalarını amaçlamaktadır. Bir diğer sosyal yardımlaşma, zor durumda olan kişinin imdadına yetişmektir. Ölecek kadar hasta olan veya aç susuz kalan birinin imdadına yetişmek İslam’da vaciptir.
İslam dininde sosyal yardımlaşma ile ilgili verilecek örnekler arasında kurban ve zekât ibadeti de yer almaktadır. Allah "O hâlde Rabbin için namaz kıl, kurban kes (Kevser, 2).” emriyle hâli vakti yerinde olan Müslümanların yılda bir defa olsun kurban kesmelerini ve bundan muhtaçların yararlanmalarını istemektedir. "Namazı kılın, zekâtı verin (Bakara, 43).” ayetiyle de zekât varlıklı bireylere farz kılınmıştır. Böylelikle Müslüman toplumlarda varlıklı kişilerin gelirlerinin bir kısmını yoksullar ve ihtiyaç sahipleri ile paylaşması sağlanmıştır.
Dinimiz ve kültürümüzde sosyal yardımlaşma arasında yer alan davranışlardan biri de misafir ağırlamaktır. İslam’da misafir ağırlamak bazı âlimlere göre vacip, çoğunluğa göre ise sünnettir. "Misafir on kısmetle gelir; birini yer, dokuzunu bırakır.” atasözü de misafir ağırlamanın kültürümüzdeki önemini gösteren güzel bir örnektir.
Osmanlı Dönemi’nden Günümüze Kültürümüzde Yer Alan Yardımlaşma Örnekleri Osmanlı toplumunda ve kültürümüzde yardımlaşmanın temelini "Sağ elin verdiğini sol el bile görmesin.” anlayışı oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Osmanlı Dönemi’nden günümüze pek çok yardımlaşma örneği vardır. Bu örneklerden bazıları aşağıda verilmiştir:
Vakıf Sistemi
Vakıf sistemi, İslâmiyet’in kabulünden sonra özellikle Selçuklular ve Osmanlılar döneminde Türk dünyasının sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına damgasını vurmuştur. Vakıf kavramı "bir mülkü kamu yararına sonsuza kadar ayırmak, tahsis etmek” anlamında kullanılır. Bireysel çalışmayla elde edilen imkânlar ve mal varlığının gönül rızasıyla paylaşılmasını öngören bir sistemdir. Vakıf sisteminde katılımcılık ve paylaşma ruhu hâkimdir.
Osmanlı Dönemi’nde padişahlar, sadrazamlar, devlet adamları ve varlıklı kişiler güçlerine göre vakıflar kurmuşlardır. Örneğin Orhan Gazi, İznik’te ilk Osmanlı medresesini kurarken onun idaresi için yeterli geliri sağlayacak gayrimenkulü de bağışlamıştır. Bu medrese kısa sürede pek çok ilim ve devlet insanı yetiştirmiştir. Bu dönemde hastane, imaret, cami, medrese adına kurulmuş birçok vakıf hizmet vermiştir.
Ahilik
Ahilik; Anadolu’da 13. yüzyılda kurulan ve 19. yüzyılın başına kadar etkili olan, belirli kurallar çerçevesinde gelişen esnaf ve zanaatkârlar topluluğudur.
İlk dönemlerde ayakkabı ve saraç gibi birkaç esnaf kolunun örgütlenmesinden oluşmuş, ilerleyen dönemlerde farklı esnaf kollarının katılımı ile genişlemiştir. Arapça bir sözcük olan ahi, "kardeşim” anlamına gelmektedir. Dîvânu Lugâti’t-Türk’te ahi kelimesi "eli açık” anlamında kullanılmıştır.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
6-7-8. Sınıf Meb Yayınları Okul Temelli Sosyal Sorumluluk Çalışmaları Ders Kitabı (1. Kitap) Sayfa 24 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok