“11-12. Sınıf Sosyoloji 1 Ders Kitabı Cevapları Sayfa 18 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Sosyoloji 1 Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 18

2. Etkinlik

Adı: Sosyal Felsefeden Sosyolojiye GeçişAmacı: Sosyolojinin doğuşuna etki eden düşünürlerin görüşlerini analiz edebilmeSüre: 30 dk.

Soru: Aşağıdaki adımları takip ederek etkinliği gerçekleştiriniz.

  • Cevap:

Soru: 1) Aşağıdaki metin ve bilgi görselinden yararlanarak soruların cevaplarını sınıf arkadaşlarınızla sözlü olarak paylaşınız.

  • Cevap:

SOSYAL FELSEFEDEN SOSYOLOJİYE GEÇİŞ

Sosyolojinin bir bilim olarak ortaya çıkışından önce de var olan toplumu anlama çabalarının tarihi Antik Mısır, Anadolu, Mezopotamya, Çin, Hindistan gibi kadim medeniyetlere ve Antik Yunan'a kadar uzanır. Sosyolojinin doğuşuna kadar toplum düzenini ve ideal toplumu sorgulayan çalışmaların büyük bir kısmı sosyal felsefe olarak adlandırılır. Bu sorgulama Bağdat, Semerkant, Kahire, Kurtuba, Paris, Oxford (Oksford) gibi merkezlerde devam etmiştir. İslam filozoflarından Farabi, el-Medînetü'l- Fâzıla (Erdemli Şehir) adlı eserinde ideal bir devlet ve toplum yapısı tasarlamıştır. Sosyolojinin doğuşundan önceki düşünürler genel olarak ideal bir toplumsal düzen tarif etme yaklaşımına sahiptir. Ütopyalar da bu ideal düzen arayışları çerçevesinde ortaya çıkmıştır.

Aristoteles (Aristoteles) toplumu doğal bir birlik olarak görmüş ve hocası Platon (Platon) gibi "İdeal bir toplum düzeni nasıl olmalıdır?" sorusuna cevap aramıştır. Aristoteles'e göre insan toplumsal bir varlık olduğu için sadece toplum içinde ve devlet çatısı altında kendini gerçekleştirebilir. Toplumsal yapının aileden köye, oradan da en yetkin birim olan şehre (polis) doğru doğal bir süreçle evrildiğini savunan filozof, bu gelişimin nihai amacının erdemli ve "iyi bir yaşam" sürmek olduğunu belirtir.

İbn Haldun 14. yüzyılda "ümran ilmi" adını verdiği yeni bir disiplin kurduğunu ilan eder. Ümran yerleşik hayat, toplumsal düzen ve medeniyet anlamlarına gelir. İbn Haldun ümran ilmiyle toplumsal olay ve değişimlerin yasalarını (sürekli tekrar eden düzenlilikler) keşfetmeyi, geçmiş ve güncel olayların gerçek nedenlerini anlamayı amaçlar. İbn Haldun, bu anlamda sosyal felsefenin ötesine geçerek sosyolojinin bilimsel perspektifine yaklaşan ilk düşünür olur. Onun bakış açısı ve ufku zamanının çok ilerisindedir.

İbn Haldun toplumların gelişimini ve çözülmesini asabiyet (dayanışma) kavramı üzerinden açıklar. Buna göre güçlü asabiyet topluma ortak kimlik bilinci kazandırarak birlik ve beraberliği sağlar. Asabiyetin zayıflaması ise toplumsal çözülmeye ve düzenin bozulmasına yol açar. Hadarilik (yerleşiklik) ve bedevilik (göçebelik) onun analizlerine temel oluşturan diğer önemli kavramlardandır. Şehirlerde yaşayan yerleşikler devletin sağladığı güvenlik ortamında ticaret ve sanatla geçimlerini sağlar ve konforlu yaşama alışırlar. Göçebeler ise zorlu ve güvensiz koşullarda hayvancılık yaparak geçimlerini sağlar. Cesur ve sert yapılarıyla göçebeler, lüks hayata alışmış ve savaş kabiliyetini yitirmiş olan yerleşiklerin şehirlerini ele geçirerek devletlerini ortadan kaldırırlar. Kendileri şehirlilerin yerine geçerek bir başka göçebe kavim tarafından yok edilene kadar varlıklarını sürdürürler. İbn Haldun bunun bir döngü şeklinde tarih boyunca devam ettiğini öne sürer. Mukaddime adlı eserinde devletlerin doğuşunu, yükselişini ve çöküşünü derinlemesine analiz etmiştir.

11-12. Sınıf Meb Yayınları Sosyoloji 1 Ders Kitabı Sayfa 18 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.