Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 111
“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 111 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 111
Farabi ve İbni Sina’nın görüşleri Osmanlı düşünce geleneği içinde İdris-i Bitlisi, İbn Kemal (Görsel 3.10) gibi isimler tarafından temsil edilmiştir. Platon ve Aristoteles’in görüşleri de yeni yorumlarla Osmanlı düşüncesinin hemen her alanında etkili olmuştur. İbni Rüşd’ün görüşleri ise Kadızade-i Rumi, Alaaddin Tusi gibi isimlerce devam ettirilmiştir. Bununla birlikte Gazali, Osmanlı düşünce dünyasını diğer düşünürlerden çok daha fazla etkilemiştir.
Davud-i Kayserî Osmanlı felsefe geleneğinin kurucu ismi olmuştur. Kay- serî hem Merağa Okulundan edindiği matematik ve astronomi alanlarındaki bilimsel birikimini Osmanlı’ya aktarmış hem de İbn’ül Arabi’nin ekolünü yani vahdetivücut düşüncesini felsefi bir dille yeniden inşa etmiştir. Ayrıca o, Siracüddin Urmevi’nin öğrencisi olarak İbni Sinacı geleneğe de vâkıf olmuştur. Kayserî, kendinden öncekilerden devraldığı ilmî ve felsefi mirası başarılı bir biçimde Osmanlı’ya aktarmış; özgün yorumları ve yaratıcı düşünceleriyle Osmanlı düşüncesinin oluşumunda büyük rol oynamıştır.
Osmanlılarda felsefeye en yoğun ilgi, Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde gösterilmiştir (Görsel 3.11). Fatih, felsefi tartışmaları geliştirmek için eski Yunan felsefesine vâkıf bilginleri zaman zaman huzuruna çağırmış, onları dinlemiş ve sorular sorarak onlarla tartışmıştır. Fatih Sultan Mehmet 1470’te, İstanbul’da inşa ettirdiği Sahn-ı Seman Medreselerinin programlarıyla da yakından ilgilenmiştir. Bu medreselerde diğer derslerle birlikte felsefe ve mantık dersleri de okutulmuştur.
Fatih, devrin ünlü âlimlerinden Hocazade Muslihiddin Mustafa Efendi ve Alaaddin Ali Tusi’den Gazali ile İbni- Rüşd arasındaki felsefi tartışma hakkında birer eser yazmalarını istemiştir. Böylece GazaIi’nin Tehafütü’l Fe- lasife’si ve İbni Rüşd’ün Tehafütü’t-Tehafütü birlikte dikkate alınarak yeniden değerlendirilmiştir. Her iki düşünürün kaleme aldığı eserler hem Fatih tarafından hem de medrese çevrelerince büyük itibar görmüştür. Bu eserler, daha sonra tehafüt geleneği olarak adlandırılan bir düşünce çizgisinin gelişmesini sağlamıştır. XVI. yüzyılda Şeyhülislam İbn Kemal ve Muhyiddin Karabaği’nin katıldığı bu tartışmalar, XVIII. yüzyılda Mestçizade Abdullah Efendi ile devam etmiştir.
Kanuni Dönemi’nde kurulan Süleymaniye Medreselerinde kelam ve hikmet şubesi içinde İslam felsefesi tarihi, genel felsefe tarihi ve mantık dersleri yer almış ve bu disiplinlerden her biri için kürsü açılmıştır.
XVI. yüzyıl, Osmanlı düşünce dünyasının en zengin olduğu dönemdir. Ka- rabaği (?-1535), Taşköprülüzade Ahmed Efendi (1494-1561) ve Kınalızade Ali Efendi (1510-1572) bu yüzyılda felsefe alanında öne çıkan isimlerin baş- lıcalarındandır.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 111 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























