28 Mart Salı 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Abdülhak Hamid Tarhan Zeynep Tiyatro Oyunu

Abdülhak Hamid Tarhan Zeynep Tiyatro Oyunu


Abdülhak Hamid Tarhan Zeynep Tiyatro Oyunu 

‘Zeynep’in tefrika tarihi 24 Teşrin II – 7 Aralık 1908 ‘dir ve bu eser Abdülhak Hâmid’in Londra’daki Bürüksel sefirliği görevinden alınmasına sebep olmuştur. İnci Enginün ‘Zeynep’hakkında şu tesbitte bulunur:

“Nesteren’in iç kapağında basılacak olan eserlerin adları arasında Zeynep yahut Tecrübe-i Kader Mukaffa da yer alır. Elbette basılacak kaydı ile sunulan bu eserler henüz tasavvur halinde mi yoksa tamamlanmış mı olduğu bilinemezse de Zeynep’in doğuşu Hâmid’in ilk eserleri arasındadır demek doğru olur” İnci Enginün’e göre Hâmid eserini ikinci adıyla bassa idi, bu ona daha çok anlam katacaktı. Hâmid, eseri Londra’da iken yayımlamak istemiş fakat izin alamamıştır.

Zeynep, 1908’de İkdam gazetesinde tefrika edilir, oradan da kitap olarak yayımlanır. İkdam’da eserin tefrika edileceği Hamid’in açıklamasıyla şöyle duyrulur:

“İkdam’ın tefrikası/ Abdülhak Hâmid / Zeynep: Zeynep bundan takriben yirmi beş sene mukaddem yazılmış ve bir aralık basılması istenilmiş ise de bazı ile’l- i hafiyeden dolayı basılamamış veyahut mânâ-yı diğeriyle basılmış. Uğradığı en büyük ziyâ’ hayatında bir dâhiye-i ebediyet-nüma iken sonra millet için bir zâyi’a-ı uzmâ olan Kemal-i bî-hemâlin bir hem-hâlin takbîl-i dest-i fezail-peyvesti şerefinden mahrum olması keyfiyet-i kader-efzâsıdır. Eserin o muhatab-ı muazzam-ı mağfura hitap olan ciheti en müessir sayfası addolunur ki bu da müellifin tâli’sizliği iktizasıdır. Bürüksel, fi 8 Teşrinevvel 908.Abdülhak Hamid”

Abdülhak Hamid, Mektuplarında. ve Hatıralarında Zeynep’ten birçok defa bahseder ve bu eser sebebiyle başına gelenleri anlatır

‘Zeynep’ eseri hakkında Nahit Sırrı Örik şunları söyler:

“Hâmid’in Nesteren’den çok önce yazmış olduğu bir eserse de 1908 inkilâbından sonra ve müellifin ifadesine nazaran pek çok tâdiller görerek intişâr etmiştir. İlk kısmı tamamen manzum, sonraları tamamıyle mensur, nesir kısmı da manzum kısmından güzeldir.”

Ahmed Hamdi Tanpınar ise ‘19.Asır Türk Edebiyat Tarihi’adlı eserinde Zeynep tiyatrosu ve Abdülhak Hâmid hakkında şu yorumda bulunur:

“ …üst üste tezler müdafaa etmek, uzak ve bilinmeyen iklimlere kaçmak dallı budaklı va’âlarda birtakım uçlarda kendini kaybetmek Hâmid’in sonuna kadar kurtulamayacağı şeylerdir.”

Tiyatro, beş fasıldan oluşmuştur bununla birlikte dördüncü fasıl ek iki fasıl, beşinci fasıl da ek bir fasıl içermektedir. İlk dört fasıl manzum dördüncü fasıldan sonrası mensur ve daha anlaşılır bir dille yazılmıştır. Tiyatroda kahramanlar; Zeynep, Ceyran, Hümâ, Derviş, Alâ, Cellat, Gazenfer, Abbas, Atiye, Mâziye, Resul, Masum’dur.

Zeynep A’lâ adında bir Hint hükümdarının üvey kızıdır. Bu Hint hükümdarı zamanında Zeynep’i annesinden çalmıştır. Zeynep’in annesi yıllar sonra talihin yüzüne gülmesi ile gelir. Kızının saraydaki Zeynep olduğunu öğrenir. A’lâ adlı hükümdar ise kendisini ve saltanatını zor durumda bırakan hükümdar Abbas ile kızını evlendirmek ister. Zeynep ise adını Derviş olarak bildiği birine âşıktır halbuki bilmez ki Derviş, babasının kendisini evlendirmek istediği hükümdar Abbas’ın ta kendisidir. Zeynep Abbas ile evlenmeyi kabul etmez babası da onu cezalandırır ve zindana hapseder. Abbas’a da kızı yerine kızının dadısı Ceyran’ı gönderir. Bir süre sonra Zeynep’i annesi zindandan kurtarır ve Zeynep onun annesi olduğunu bu suretle öğrenmiş olur.

Ceyran ile evlenen Abbas onunla mutlu olamaz sürekli ölen karısının hayali kendisini rahatsız eder. Abbas Zeynep’i, Ceyran da Abbas’ı sevmekte böylece bu üç kişi de mutsuz bir halde yaşamaktadırlar. Zeynep zindandan kurtulduktan sonra olağanüstü güçlere sahip olduğunu anlar. O çok hızlı bir şekilde bir yerden bir yere ulaşabiliyor, istediği zaman görünmez oluyor, istediği zaman istediği kişiye görünebiliyor….bütün bunlarla birlikte Zeynep’in yanında iki melek vardır : Maziye ve Atiye. Zeynep olağanüstü güçlerinin bilincinde olarak davranır fakat bu güçlerini sadece kendi ihtiraslarının yolunda harcar. Ceyran ve Alâ’üzerinde harcar.

Zeynep, Abbas’ı çok sevdiğinden kendi kılığına girip Abbas’ın karısı olarak gönderilen Ceyran’ı çok kıskanmakta ve bütün suçu onda görmektedir bu sebeple üçüncü perdeden sonra Zeynep yanında iki meleği ile beraber Abbas’ın çadırına girer ve orada başına gelenleri anlatır. Ceyran orada şaşkınlıktan delirir. Abbas ise eski karısının hayâli yüzünden zaten çok yıpranmış bir haldedir. Son perdede Abbas kendilerini tehdit eden hayâleti öldürüyorum diye Ceyran’ı öldürür. Zeyneple baş başa kalır. Tiyatro saz çalan derviş ve gül bahçesi tasvirleri ile başlamış, bir fırtına sahnesi ile son bulmuştur.

Abdülhak Hâmid’in tiyatrolarında özellikle kadın kahramanlar, şaşırtıcı özelliklere sahiptir. Bu tiyatrosunda da Zeynep karakteri böyle üstün vasıflara sahiptir. İnci Ergünün bu konu hakkında şunu söyler:

“… kimi güçlü iradeleri ve masalların beklenmedik havasında olağanüstü güçler kazanarak düne ve yarına hakim olan ama yine de düne dönüşecek olan bugünün zevklerini isteyenler. Zeynep bunların en önemlisidir ve şairin derin yaşadığı vicdan azaplarıyla beslenen arzularını elinden her an kaçan mutluluğu tam bir masal belirsizliği ile dile getiren eseridir.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir