? Ayanzade Namık Ekrem ve Şiirlerinin Özellikleri | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ayanzade Namık Ekrem ve Şiirlerinin Özellikleri

Ayanzade Namık Ekrem ve Şiirlerinin Özellikleri

Ayanzade Namık Ekrem ve Şiirlerinin Özellikleri

Namık Ekrem hakkında, günümüze kadar Verdi Kankılıç’a ait bir çalışma ve Yunus Ayata’nın doktora çalışması dışında ayrıntılı bir inceleme yapılmamıştır. Hiç bir eseri günümüz harflerine çevrilmemiştir. O; eserleri kütüphane raflarında, nadir eserler bölümünde unutulmuş sanatçılardan birisidir.

Namık Ekrem’in asıl adı Mehmet Ekrem’dir. 1878-1917 tarihleri arasında yaşayan sanatçı otuz dokuz yaşında erken bir yaşta hayata veda etmiştir. Memleketi Birecik’tir. Hayatı boyunca öğretmenlik mesleği ile uğraşmıştır. Yunus Ayata’nın incelemesinden anladığımız kadarıyla Namık Ekrem’in İstanbul’a geliş yılı 1898­1899, ayrılış tarihi de 1909 yani Meşrutiyet’ten bir yıl sonrasıdır. Dolayısıyla Ekrem’in Abdülhamid döneminin son yıllarını, II.Meşrutiyet’in ilanını ve 31 Mart vakasını taşrada değil de payitahtta bulunmak suretiyle daha derinden idrak ettiğini söyleyebiliriz.

İstanbul’a geldikten kısa bir süre sonra şiirlerini İrtika ve Musavver Terakki gibi devrin önemli gazetelerinde yayımlayan Namık Ekrem’in yayımlanan ilk şiiri, İrtika gazetesinin 1 Mart 1318 (14 Mart 1902) tarihli 154. sayısında Namık Ekrem imzasıyla yer alan “Neşve-i Seher” başlıklı şiirdir. Bunu takiben ikinci, üçüncü ve dördüncü şiirler de aynı gazetenin 188. sayısında Birlikte Seninle, Nevâ-yı Tahassür ve Kebuter başlıklarıyla yayımlamıştır. Şairin beş, altı, yedi ve sekizinci şiirleri de aynı gazetede yer almıştır. Nağme-i Ruh , Bu da Bir Terane-i Bahar Menemenlizade Merhum Mehmed Tahir Bey ve Sevdiğim İçin Namık Ekrem’in dokuzuncu ve onuncu şiirleri olan Elhâm-ı Garam ve Merhum Hersekli Arif Hikmet Bey başlıklı şiirleri ise Musavver Terakki’de yayımlanmıştır.

İlk zamanlarında Divan şiiri ve Servet-i Fünûn şiiri etkisinde eserler veren Namık Ekrem, II. Meşrutiyet’ten sonra ise sosyal konulara yönelmiştir. Sosyal konuları işlediği şiirlerini, II. Meşrutiyet’in ilânından sonra kaleme almıştır. ‘Namık Ekrem, bu şiirlerinde medeniyet, meşrutiyet, istibdat aleyhtarlığı, hürriyet, adalet, müsavaat, eğitim, din, kadın ve kadının eğitimi gibi konuları işlemiştir.’

Hem nesir hem nazım alanında birçok eser vermiş sanatçılardandır.

Namık Ekrem’in şiirleri, Bahar-ı Edep (1321), Zevâhir-i Pejmürde (1321), İnkılâp (1324), Yâdigar (1325), Zaferi Hürriyet (1325), Osmanlı Ordusuna 10 Temmuz Hatırası 1325) ve Şi’r-i Hakikat (1330) kitaplarında bulunmaktadır. Hicran (1326) adlı bir mesnevi denemesi de yapan sanatçı, İrtika ve Musavver Terakki gazetelerinde yayımladığı ilk şiirlerinden bazılarını Bahar-ı Edep (1321) ve Zevâhir-i Pejmürde (1321) ye alır. Daha sonraki yıllarda ise şiirden uzaklaşır, daha çok eğitimi konu edinen mensur eserler kaleme alır:

Lâyiha (1326) 2. Ahval-i Maarif (1326) 3. İnkılâp (1324) 4. Yâdigâr (1325) 5. Âh! Vatan! (1325 6. Zafer-i Hürriyet (1325) 7. Mebâhis-i Müfide (1325) 8. Bir Telgrafın Tefsiri (1325) 9. [Maarifin Islahatı (1325 / 1326)] 10. Maskat-ı Re’sim Yahud Birecik (1325) 11. Anadolu’da Bir Cevelan (1326) Sanatçının son eseri ise, Şi’r-i Hakikat (1330)’tir.

Namık Ekrem şiirlerini, şiir ve nesirlerden müteşekkil kitaplarını istibdâdın yoğun olarak hissedildiği birçok şair ve yazarın yazmaktan vazgeçtiği veya yazsa da eserlerini yayımlamaktan çekindiği yıllarda yayımlamıştır. Bunun nasıl mümkün olduğu veya Namık Ekrem’in bunun mümkün olabilmesi için nasıl bir tutum benimsediği söz konusu eserlerin nitelikleri bakımından incelendiğinde ortaya çıkmakta, anlaşılır hale gelmektedir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir