14 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Hikaye / Nazlı Eray Sonsuzun Çocuğu Hikayesi

Nazlı Eray Sonsuzun Çocuğu Hikayesi

Nazlı Eray Sonsuzun Çocuğu Hikayesi

SONSUZUN ÇOCUĞU

Nazlı ERAY

Ayakkabımın tabanında bir delik açıp, oradan toprağın derinliklerine baktım. Her yanı sarı kemiklerle dolu Ölüler Bahçesi’ni gördüm. Orada dolanan kahverengi bir solucan gördüm. O İbzer’in babasıydı.

Deniz kenarına gidip suya bir çakıltaşı attım. Az sonra İbzer suyun dibinde göründü. Bir süre ona baktım. Hiç bir şey söylemedim. Sonunda İbzer konuştu.

“Ne istiyorsun?” diye sordu.

“Sudan çık,” dedim.

İbzer cevap vermedi. Dönüp evine girdi.

Ayakkabımın tabanındaki delikten bakıp, doğduğum Yahudi mahallesini gördüm. Rofat’ı gördüm. Rosita’yı gördüm. Rofat, Rosita’nın

ardından gidiyordu.

-“Artık bir karar vermen gerekiyor, Rosita,” dedi Rofat. Rositahiç arkasına bakmadı. Yolun karşı yanma geçip evine gitti.

Yeniden deniz kenarına gidip, suyun dibine baktım. İbzer in anası

evi temizliyordu.

“İbzer nerede” diye sordum ona.

“İbzer evde yok” dedi anası. İçeriye girip kapıyı kapattı. Ayakkabımın tabanındaki delikten bakıp, Rofat ın evini gördüm.

Anası, Rofat’ın küçük kardeşini emaye bir leğenin içinde yıkıyordu. Rofat’ın babası eve geldi, paltosunu kapının arkasına astı. Sonra, buzdolabını açıp, bir tavuğun katısını yedi.

İbzer denizin dibinde yaşar. Anası var, babası var. Ona benimle oynaması için çok yalvardım ya, hiçbir zaman sudan çıkmayacağını söyledi.

Doğduğum Yahudi mahallesinde gün batıyordu. Eskiden oturduğumuz eğri evi gördüm, çocukluğumu anımsadım. Anamı anımsadım. Babamı anımsadım.

öğleden sonra, yeniden deniz kenarına gittim.

– “İbzer, İbzer, İbzer”, diye seslendim.

Evinden çıkmadı. Onun içeride olduğunu biliyorum.

“İbzer,” diye seslendim bir kez daha.

Yerden bir çakıl taşı alıp suya attım. Suyun dalgalanması durunca, dipten bana bakan İbzer’in anasını gördüm.

“Ne istiyorsun?” dedi bana.

“İbzer’i görmek istiyorum”, dedim.

“Söyledim ya, İbzer evde yok,” dedi anası.

“Yalan söylüyorsun İbzer evin içinde. Biliyorum”, dedim.

“Sen delisin” dedi, İbzer’in anası. İçeriye girdi. Ayakkabımın tabanındaki delikten bakıp, Rofat’la Rosita’yı gördüm. Kol kola girmişler, yoldan aşağıya yürüyorlardı. Rofat yeni deri ceketini giymişti.

“Seni seviyorum, Rosita”, dedi Rofat. Rosita güldü.

Bir sicimin ucuna bir parça ekmek bağlayıp deniz kenarına gittim. Sicimi suya sarkıttım. Az bekledim. İbzer suyun dibinde görünüverdi. Ekmeği yaladı. Sicimi çabucak çektim. İbzer kuru kumun üstüne düştü. Yerden büyük bir taş aldım. İbzer’i onunla ezdim.

İbzer’in babası, yerin altındaki ölüler Bahçesi’nde gezer. Gündoguşu ya da günbatışı ile ilgili hiçbir şey bilmez. Yalnızca toprak yer.

Bugün annemi gördüm. Yapayalnız dolaşan küçük gri bir kediydi. Onu yakalamaya çalıştım, ama beni görünce kaçtı. Belki de beni tanıyamadı- Birbirimizi son göreli çok oldu.

Babam, buradan uzakta bir bahçede elma ağacı. Bütün gece yıldızlara bakar. Rüzgâr yapraklarının arasından estikçe, sesler çıkarıp, öne arkaya sallanır, ilkbahar gelince, beyaz çiçekler açar, mutlu olur.

Gece oldu. Onu göremez oldum. Durup karanlığa baktım.

Yavaşça, dağların ardından çizgili bir ay çıktı. Bir elma bahçesinde olduğumu gördüm. Elma ağaçlarının arasında babamı bulmaya çalıştım. Hepsi birbirine benziyordu. Aralarında anlamadığım bir dilde konuşu­yorlardı.

Orada çok uzun durdum. Ayaklarımın altında otların büyüdüğünü duydum. Günler geçti, elma ağaçlan çiçek açtalar, rüzgâr estikçe, birbirleriyle mutlu mutlu konuştular. Saçım kulaklarımın üstüne uzadı. Onu geriye ittim.

Bu sabah ben de bir elma ağacı olduğumu anladım. Ayaklarımı oynatamıyorum, çünkü onlar toprağa bağlı.

Gece, ayaklarım artık üşümüyor, ılık toprak onları örtüyor. Kollarım beyaz çiçeklerle dolu. Parmaklarımı açıyorum, rüzgâr estikçe öne arkaya sallanıyorlar.

Artık deniz kenarına hiç gitmeyeceğim. Buğday tarlalarında oynama­yacağım. Ben toprağınım. Toprak benim anam.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir