Ana Sayfa / Hikaye / Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin İncelemesi Özeti Ana Fikri Konusu
Hikaye Tahlilleri

Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin İncelemesi Özeti Ana Fikri Konusu


Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin İncelemesi

Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin Özeti

Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin Ana Fikri

Ahmet Rasim Gam-ı Hicran Hikayesinin Hikayesinin Konusu

İki bölümden oluşan hikâyede, hem öksüz hem yetim olan iki kardeşin hayat öyküsü anlatılmaktadır.

Anne ve babalarını kaybettikten sonra bir köye yerleşen yirmi yirmi beş yaşlarındaki Azmi ve on yedi yaşındaki kız kardeşi Remziye’nin hayatta tek dayanak noktaları birbirleridir. İki kardeş, birlikte gezer, birlikte yer içer, birlikte ağlar, gülerler.

Birlikte mutlu bir şekilde yaşayan bu iki genç kardeşin, Azmi’nin bir kıza ilgi duymaya başlaması ile mutluluklarına gölge düşer. Azmi, kız kardeşini ihmal eder ve sahilde gördüğü Şadiye isimli kızı hayal eder, onun üzerine yazılar yazar. Remziye, günler sonra abisinin hal ve tavırlarından bir kıza âşık olduğunu anlar ve büyük bir kedere düşer. Remziye, en büyük varlığı olan abisinin kendisini terk edeceğinden korkmakta ve sürekli ağlamaktadır. Halbuki Azmi’nin en çok istediği şey, kız kardeşinin mürüvvetini görüp onu emin ellere teslim ettikten sonra evlenmektir. Remziye ve Azmi için endişeler içinde geçen bu günlerden birinde Şadiye, artık Azmi ile buluşmak istemediğini söyler ve onu terk eder. Bir daha da onu görmeye gelmez. Bu olanlara dayanamayan Azmi, baygınlık geçirir ve on beş gün kadar yatakta hasta yatar. Remziye ona gözü gibi bakar ve Azmi on beş günün sonunda iyileşir. Adaya taşınırlar ve Azmi kız kardeşini orada iyi bir kısmetle evlendirir. Bu şekilde vazifesini yerine getirmiş olan Azmi, adada mizacı kendisine benzeyen, düşüncelerle dolu, kederli biriyle tanışır ve bir süre sonra ona evlenme teklif eder ve

evlenirler. Böylece iki kardeş adada eskiden olduğu gibi mutlu, huzurlu ve birbirlerinden ayrılmadan yaşamaya devam ederler.

Azmi’nin ve Remziye’nin hikâyesi olan Gam-ı Hicran, okuyucuya da hayatla ilgili bir ders vermek amacıyla kaleme alınmıştır:

“Hayat düz bir meydan olsa idi herkes istediği gibi yürür, koşar, bütün hayat-ı içtimaiyeyi bir türlü mâişete sevk eden kavaninin ehemmiyeti kalmazdı.” İnsanların bazen oyalandıkları işlerde aldandıklarının farkına vardıklarını ve sonra da Azmi’nin yaptığı gibi ‘ah aldandım!’ dediklerini söyleyen yazar, bu aldanmanın da aslında insan hayatı için çok büyük bir tecrübe ve gelecek adına önemli bir ders olduğunu hatırlatır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir