Ana Sayfa / Deyimler / İnsan Kuş Misali Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

İnsan Kuş Misali Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa


İnsan Kuş Misali Deyiminin Açıklaması

İnsan Kuş Misali Deyiminin Anlamı

İnsan Kuş Misali Deyiminin Hikayesi Kısa

İnsan Kuş Misali Deyiminin Öyküsü

İNSAN KUŞ MİSALİ DEYİMİNİN ANLAMI

  • Sabah burada, akşam orada… Çok seyahat etmeyi anlatır.
  • İnsanın konum ve makamlarındaki beklenmedik, hızlı değişiklikleri anlatmak için de kullanılır.

İNSAN KUŞ MİSALİ DEYİMİNİN ÖYKÜSÜ

Zamanında, Üsküdar Karacaahmet’te bir miskinler tekkesi vardı.

Burada kalanlar yiyor, içiyor, odanın duvar kenarlarına sıralanmış minderler üstünde otu­rarak zaman geçiriyorlardı.

Günler haftaları, haftalar ayları izledi. Mev­sim önce sonbahara sonra kışa döndü.

Tekkenin açık duran penceresinden içe­riye yağmur girmeye başlayınca pencerenin hemen önündeki iki minder boşaldı. Minder­lerini terk etmek zorunda kalan iki derviş diz­lerinin üstünde yürüyerek odanın daha kuytu köşelerine göç ettiler.

Tekkenin büyük penceresi hâlâ açıktı ama. Kimse onu kapatmak zahmetine girmek istemiyordu.

Kış ilerledi; ortalık buz kesmeye başladı.

Altlarındaki minderlerde büzüşüp duran, soğuktan tir tir titreyen dervişler birbirlerine bakmaya devam ettiler.

En çok üşüyenlerden biri:

“Yahu erenler, havalar da iyice soğudu, şu pencereyi kapatmanın zamanı geldi,” dedi.

Sanki bunun söylenmesini bekliyorlarmış gibi hep bir ağızdan destekledi ötekiler:

“Ya, ya! Kapatmak lazım pencereyi!”

Sonra herkes önüne baktı.

Bir gün daha geçti. Bu kez, bir başkası:

“Dün, erenler çok doğru bir şey söyledi,” dedi.

Odada bulunanlar, ona da destek verdiler hemen:

“Doğru, doğru!”

“Pencereyi kapatmak lazım!”

“Kış günü pencere açık olur mu?”

“Değil mi? Karı var, yağmuru var!”

Üç gün sürdü bu konuşma. Yılbaşı sabahı uyandıklarında, gece yağan karın içeriye de dolduğunu gördüler.

Dişlerinin birbirine vurmasından çok üşüdüğü belli olan bir der­viş, oturduğu minderde dizleri üstünde doğruldu. Elleri ve dizleri­nin üstünde yavaş yavaş ilerleyerek pencerenin önüne kadar gel­di. Başını kaldırıp baktı. Sonra eline dayanarak ayağının üstünde doğrulup pencerenin pervazını dolduran karları temizledi. Son bir çabayla yazdan beri açık duran pencereyi kapattı.

Geriye dönüp minderine baktı. Minderi, çok uzak göründü gö­züne. Pencerenin hemen önündeki mindere attı kendini. Çok yo­rulmuştu.

Ötekiler sevinçle ellerini ovuşturup:

“Sağ ol erenler,” derken o, derin bir oh çektikten sonra, mutlu ve sevinçli:

“Ya işte böyle erenler; insan kuş misali,” dedi. “Geçen yıl nere­deydim, bugün neredeyim.”




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir