Ana Sayfa / Türküler / Karaova Düğünü Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Karaova Düğünü Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları


Karaova Düğünü Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Karaova Düğünü Türküsünün Hikayesi

Gözü dönmüş bir kere Murat’ın. Yalvarmak yakarmak boş. Eniştesiymiş,arkadaşıymış dinler mi? Sebep? Sebep fos! bir incir çekirdeğini doldurmaz sebep.Sen-ben meselesi “vay efendim, sen Hacıgümüşoğlu’sun da, ben kimim?” Al sana bıçak. Al sana ölüm. Bundan böyle benim adım da “Efe Murat” olacak, O kadar! Sen mezara, ben kodese.Olayın geçmişi çok uzak değil. Yeri, yurdu da belli. Muğlan’ın Kafaca köyünüherkes bilir o yörede. Bu köyde iki aile vardır ki, ikisi de hatırlı. Ün-şan onlarda; mal-mülk onlarda. Aşı ekmeği de yenir iki ailenin. Köye bir konuk geldi mi, ya Hacıgümüşler’de kalır, ya da Murat’larda. Aslında Murat’lar Hacıgümüşler’den daha. Murat’la Hacıgümüşoğlu da iyi arkadaş. İçtikleri su aynı gitmiyor. Gün oluyor, ortak bir arkadaşları konuk oluyor köye. İçkiydi, sazdı sözdü birlikte alem yapıyorlar. Gün oluyor kente birlikte iniyor, gezip tozuyor, dönüyorlar. İlk gençlik yılları sırt sırta geçiyor. İyi! hoş! Dışa karşı birlikler ya, işin içine “kim daha üstün”sorusu girdi mi; ikisi de “Ben” diyor. Hem iyi arkadaşlar, hem de ellerinden gelse birbirinin gözünü oyacaklar kıskançlıktan. Gün oluyor bir kırlık yere gidiyorlar.İlkin yenilip içiliyor. Ardından herkes silahını çekip, başlıyor ateş etmeye. Boşalan şişeleri yirmi adım ileriye dikiyor, basıyorlar tetiğe” Birisi tepesinden vurursa şişeyi öteki göbeğine nişan alıp, param parça ediyor şişeyi. İş bu kadarla bitmiyor. Havaya fırlatıyorlar boş şişeleri. Yere inmeden de tuz buz ediyorlar. Kim boşa atars4 alay konusu oluyor.Şişeler tükenirse, bu kere kapaklarını fırlatıyorlar havaya. Ufacık kapaklar, kurşunlanınca fırlayıp, taa uzaklara gidiyor. Atıcılık, vuruculuk böyle! ama rekabetleri tek atıcılıkta değil. Bir de yakışıklılık var. İkisi de yakışıklı genç. Birinden birini yeğlemek güç yakışıklılıkta. İkisi de dal gibi. Köy kızfurııg1 yüreği, birini diğerinden ayıramıyor. Köy kızlarının içinde biri var ki, Murat’ın yakışıklılığı, gösterişi hiç ilgilendirmiyor onu. İllaki Hacıgümüşoğlu’nda gözü. Neden derseniz Murat zaten kardeşi. Öz be öz kardeşi Sakine’nin. Hacıgümüşoğlu da ilgisiz değil kıza. Göz göze gelmeye görsünler, içinden bir şeyler eriyip akıyor ikisinin de. Sözün kısası, Tanrı buyruğuyla isteklisi oluyor Sakine’nin Hacıgümüş. Murat pek verimkar değil. Araya girenler, şunu diyorlar, bunu diyorlar razı ediyorlar Murat’ı. Ama Murat gönülsüz gönülsüz “he” diyor. Nedeni de: hem canciğer arkadaşı, hem de rakibi. Gelip malına da ortak olacak şimdi. Kız kardeşini de alacak. Bir türlü kabul edemiyor Murat. Ama, ailesine, dost-ahbaba da fazla direnemiyor. Gönülsüz “He” diyor, İlkin nişan, sonra düğün yapılıyor. Murat’la Hacıgümüşoğlu, Kayın enişte oluyorlar. Ama, eski selamlar sabahları da bitiyor. İki düşman gibi oluyorlar. Üç gün konuşsalar, dört gün küsülü geziyorlar. Günlerden bir gün, Kara ova Köyünden bir düğün okuntusu geliyor Kafaca’ya. Düğüne çağırıyorlar Murat’la Hacıgümüşoğlu’nu. Düğün sahibi, hem Murat’ın hem de Hacıgümüşoğlu’nun arkadaşıdır. Eh, okuntu alınır da gidilmez mi düğüne? Ayıp olur. Ele güne karşı ne derler” “Falan köyden felanlara da okuntu gönderdik. Tenezzül edip gelmediler. Biz onların düğününe gitmiştik,” demezler mi? Derler elbette. İşte bunu dedirtmemek için, Hacıgümüşoğlu da Murat da düğüne gitmek için kararlı. Bir yandan atlar eyerleniyor, öte yandan armağanlar hazırlanıyor. Güneş bir boy yükseldiğinde de atlayıp atlara Kara ova’nın yolunu tutuyor enişte kayın. Karaova’nın büyük köy. İyi köy. Ama Kafaca’ya uzak, Kafaca’dan Karaova’ya gitmek için Milas’ı geçmek gerek. Akşama doğru Milas’ı tutarlar. Varıp, tanıdıkları Süvari Hakkı’nın evine konuk olurlar . Geceyi orada geçirip, sabahın erinde yine düşerler yola. Şurası senin, burası benim derken Kara ova yolunu yarılarlar. Birden Murat: “Enişte bıçağını ver de, şu şişeyi açalım, Ağzım kurudu” der. Hüseyin: “Benim bıçak taşıdığımı gördün mü hiç?. Tabanca istersen al” diye elini beline atar. Ama tabancası yoktur belinde. “Tüh, tabancayı Hakkı’larda unutmuşum. Dönüp alalım’ derse de, Murat: “Boş ver be enişte. Bu yolu yeniden mi tepeceğiz. Düğün dönüşü alırız”. Bu türkünün öyküsünü bize anlatanlar, Murat’ın özellikle eniştesinin tabancasını alıp sakladığını, çünkü onu öldürtmeye kararlı olduğunu, bir nedenle yanında bıçak bulunup bulunmadığını öğrenmek için, şişe açmayı bahane ettiğini söylediler. Tabii işin bu kadarı bizce kayıp! Bilinen şu ki, Murat’la eniştesi Hacıgümüşoğlu Hüseyin’in arası limoni. Zaman zaman iyi oluyorlar ama bu uzun sürmüyor. Yeniden küsüyor, yeniden çeneleşiyorlar. Olay günü de böyle oluyor. Karaova’ya akşama yakın ulaşıyorlar. Daha köye girerken, davul zurna karşılıyor. Düğün sahipleri “Hoş geldin”e varıyorlar. Atlardan iniyor, yularını düğün sahiplerine veriyorlar. Davullar daha hızlı vuruyor. Davulcu gelip Hacıgümüş’ün önüne diz çöküyor. Ters yatıp tokmağı vuruyor davula. Zurnacı da öyle. Tüm maharetini gösteriyor. Hüseyin elini atıp bir çeyrek çıkarıyor cebinden, uzatıyor davulcuya. Davulcu alıp başına götürüyor çeyreği, sonra da cebine atıyor. Bu kere de Murat’ın önüne diz çöküp, vuruyor davula. O da elini atıp yarım lira çıkarıyor. Uzatıyor. Davulcu daha iştahlı çalıyor bu kez. Eniştesi bozuluyor Murat’ın yarım altın vermesine. Kendisinin çeyrek verdiğini göre göre, yarım altın vermiştir davulcuya. İçine atıyor bunu. Ama suratını da asıyor. Çevredekiler de Murat’ın davranışını hoş karşılamıyorlar. Kimse de bir şey demiyor. Ne de olsa konuktur Murat. Varıp düğün evine giriyorlar. Düğün sahibi Murat’la, Hacıgümüşoğlu Hüseyin’i ayrı ayrı odalara alıyor. Aralarının iyi olmadığını, davulcuya verilen bahşişe Hüseyin’in kızdığını hesap ediyor ev sahipleri. Bir olay olmasın diye ayrı odalarda ağırlamayı yeğliyorlar.Bir yandan içkiler içilir, bir yandan saz söz dinlenirken sabaha ulaşırlar” Sabahın ilk ışıklarıyla pehlivan güreşleri başlayacaktır. Güreşlerde !’Hey!” çekme işi de düğünün en sayılan, sevilen kişisine verilir genellikle. Bu düğünde “hey” çekme işi Hacıgümüşoğlu’na verilmiştir. Yani, davulcuları meydana.çağırmaya, güreşleri başlatmaya Hüseyin yetkili kılınıyor. İyi, hoş ama Murat bozuluyor buna. Niye Hüseyin de ben değilim, diyor. İçine atıyor. Alıyor veriyor; alıyor veriyor. Dayanamıyor: “Niye davullar suskun, niye zurnalar çalmıyor. Pehlivanlar neden güreş tutmuyor?” diye ünlüyor. Yanıtlıyorlar; “Hacıgümüşoğlu biraz daha beklesinler, benim canım şimdi başlatmak istemiyor, dedi. Davulcular onu bekliyor”deyince, Murat fırlıyor yerinden, çıkıyor meydana. “Hey güreşçiler! Hey davulcular!Gelin buraya. Ben emrediyorum, çalsın davullar, başlasın güreş” diyor. N’apsın davulcu, n’apsın güreşçi. Davullar vurmaya, güreşçiler soyunmaya başlar.Hacıgümüşoğlu, davulun sesini duyunca, fırlıyor odasından. Gelip davulcunun yakasına yapışlyor. “Size kim emretti ki çalıyorsunuz. Kimden emir aldınız ki, güreşi başlatıyorsunuz?” deyince, Murat: “Eniştelik! Eniştelik! Bırak davulcunun yakasını. Davulu çaldıran da, güreşi başlatan da benim. Sana Hacıgümüşoğlu derlerse, bundan böyle bana da Efe Murat desinler” deyip belinden çıkardığı bıçağını saplıyor eniştesinin kalbine. Düğün evi yas evine dönüyor. Haber Kafaca’ya ulaşınca Hacıgümüşoğlu’nun karısı Şefika bir yandan, oğlu Fettah’ı basıyor bağrına, öte yandan ağıtla karışık ileniyor kardeşi Murat için “Na’hal olsa, ipe gittiğin günleri görürüm inşaallah. Gayn danadan gurban keserim ölüne. Adağım olsun. Dana kurban edecem ölüne. Yedin yiğidimi Murat” diye ileniyor. Köylü derseniz üzgün. Şaşkın. Ne diyeceğini bilemiyor kimse. Sonunda herkesin duygusunu birleştiren, olayı anlatan bir ses yükseliyor ve yıllar öncesinin öyküsünü, günümüze taşıyor. Bize bu türkünün öyküsünü anlatanlar, Murat’ın yıllarca hapis yattıktan sonra, cezasını bitirip hapisten çıktığını, 1970’lerde Kafaca Köyünde eceliyle öldüğünü öylediler. Kızkardeşi Şefika bir yandan kardeşinin ölümüne yanarken, öte yarıdan yıllar önceki adağını yerine getirip, bir dana kurban ediyor Murat’ın ölüsüne.

 Karaova Düğünü Türküsünün Sözleri

Karaova düğünü gece kuruldu

Varır varmaz güveyin adı soruldu

Pehlivanlar meydana çıktı soyundu

O zaman hacı gümüş oğlu vuruldu

***********************

Vurma murat yakışmaz senin şanına

İnsan eniştesinin kıyar mı canına

***********************

Karaova ya vardık güle oynaya

Aziz arkadaşımı eve koymaya

Acımadın mı murat beni vurmaya

Al kanların içinde kabre koymaya

 

Karaova Düğünü Türküsünün Notaları

Karaova Düğünü Türküsünün Notaları

Karaova Düğünü Türküsünün Notaları1

Karaova Düğünü Türküsünün Notaları2




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir