Ana Sayfa / Türküler / Köğenk Türküsü Hikayesi Sözleri Notaları

Köğenk Türküsü Hikayesi Sözleri Notaları


Köğenk Türküsü Hikayesi Sözleri Notaları

Köğenk Türküsü Hikayesi

Köğenk türküsü ise, Hayriye’nin ikinci türküsüdür. Köğenk, Mollaköy’e 15-20 dakika mesafede ve bu köyün doğusundadır, bu iki köy, nüfus kesafeti, topraklarının münbit ve mahsuldar olması ve bilhassa Mollaköy’ünün kavununun meşhur bulunması bakımından Uluova’nın belli başlı köylerinden sayılırlar. Mollaköy,ünün ağaları da, halkı da oldukça zengin, bilgili ve anlayışlı insanlardı. İsmi bu türküye geçen Ahmet ise, Köğenk’lidir ve Mollaköy,lü meşhur Hacı İshak Efendi’nin oğlu Mamo Bey’inde adamıdır. Şimdi Köğenk’i burada bırakarak tekrar Haprut’a çıkalım ve Hayriye’yi takip edelim: Hayriye, bu sıralarda İnce Araplardan Kemeneci küçüğün oğlu Ali ile evlenmiş ise de bununla da uyuşamamış, ayrılmıştır. Bu evlenme ve ayrılmanın sonunda Hayriye’yi şimdi de bir artist olarak görmekteyiz. Elazığ’a, bir tular kumpanyasının başında olarak gelen Nuri isminde birinin idaresindeki bu kumpanya Elazığ,da uzun zaman Topuz’un kahvesinde her akşam numaralar gösterir, rakslar yapılır, kantolar söylenirdi. Nuri, Elazığ’ı sevmiş ve orada yerleşmişti. Bu arada Harput ve dolaylarında güzelliğiyle, oyunuyla, cinsi cazibesiyle nam almış olan Hayriye’ye müracatle:  Benimle çalışırsan seni nikah ederim, diye bir teklifi hemen kabul ederek Nuri ile evlenmiştir. Evlendikten sonra Hayriye, tiyatroda mühim roller alarak kumpanyanın yüzünü güldürmüş ve bir hayli de kar sağlamıştır. Aradan yıllar geçiyor; Fakat Hayriye, bu çerçeve içinde de sıkılıyor, daha doğrusu bu monoton hayattan bıkıyor, Nuri’den de, kumpanyadan da ayrılarak Elazığ’da ayrı bir ev tutarak tek başına oturmağa başlıyor. Şimdi tekrar Köğenk’e dönelim, Mamo Bey genç yaşında ölmüş. Köğenk’te Ahmet onun yerine geçmiş ve çok da zenginlemiştir. Ahmet, aynı zamanda yakışıklı ve hovarda bir delikanlı… Hayriye ile eski aşinalık da var, aralarında münasebet başlıyor, Hayriye,yi Köğenk,e götürüyor, şimdi yeniden derin bir aşk faslı başlamış.. Hayriye zevk ve neş’e içinde seviliyor ve seviyor, dünya umurunda değil, Fakat bu hal böyle devam etmiyor; çünkü Hayriye, bu güne kadar en çetin dostlarının zamanında bile hür ve serbest yaşamıştı, halbuki, şimdi öyle değil, Ahmet çok kıskançtır, Hayriye’yi gözünün önünden bir in ayırmak istemiyor, Hayriye ise bu sıkı bağdan hiç de memnun değil. İşte bu buhranlı günlerde, köyde dedikodular da başlamıştır. Ahmet evlidir, çoluk çocuk sahibidir, bu yüzden vakit vakit Hayriye ile Ahmet’in arası açılıyor ve nihayet Hayriye, Köğenk’ten tekrar Elazığ’a dönüyor, Aradan  aylar, yıllar geçmede, Ahmet şimdi yetişmiş oğlu Abdurrahman’ı evlendirecek.”” Köğenk’te düğün, dernek hazırlıkları başlamış. Muhteşem bir düğün  yapılacak. Bu düğüne Ahmet, eski dostu Hayriye’yi de davet ediyor, hayriye, tekrar bir tuzağa düşme ihtimalini gözönüne alarak bu davete icabet etmiyor. Esasen Ahmet’e, içinden dargın ve kızgındır da.. Ahmet’in ısrarlarına rağmen gitmek istemiyor ve en nihayet başından savmak için on adet beşi bir arada gönderirse geleceğini ısmarlıyor, böyle ağır şartlar ileri sürmesinden maksadı tekrar Ahmet’in pençesine düşmesin diye. Bunun üzerine Ahmet ısrarından vazgeçiyor. Köğenk’teki düğüne gelelim: Düğün günü, adettir. köylerde ve şehirlerde bütün kadınlar, çoluk çocuk evlerin damlarına çıkarlar, düğünü seyretmek için .. Bu nünasebetle bütün köyün damları, civar köylerden seyre gelenlerle beraber hıncahınç dolmuş. Uluova, yerinden kalkacak gibi davullar gümbürdüyor, zurnalar etrafı çınlatıyor, atlar kişniyor, bütün köy halkı atlı pusatlı, düğüncülerden çoğu bellerindeki tabancalar havaya doğru sıkan sıkana.. Bir rivayete göre hayriye, dayanamamış, gizli olarak Köğenk’e gelmiş, bu damlardan birine çıkarak düğünü seyre başlamışı. Kim bilir, belki de içinde hala Ahmet’e karşı bir sevgisi var. Düğün alayı, bu suretle köyün sokaklarını yarıp geçerken, tam bu sırada atılan silahlardan çıkan serseri bir kurşun damlardaki seyircilerden genç bir kıza isabetle ölümüne sebep olmuş, düğün dernek de neş’e ve heyecanını kaybederek sönmüş, alay dağılmış, bu zavallı ve güzel kıza bütün köy, bütün Uluova ağlamıştır. Ortada  hadiseyi adım adım takip eden ve  Ahmet’le Hayriye’nin maceraları yakından bilen birisi vardır ki, o da harput’un  meçhul  şairi, bestekarı ve kıymetli sanatkarıdır. Bu türküyü hemen düzene almış ve tellendirmiştir. Ertesi günü zavallı kızcağızın tabutu, bütün köy  halkının  omuzlarında ve gözyaşları arasında mezarlığa götürülürken köğenk’in etrafını saran sık bahçeler ve kavaklıklar arasında bu türkü, köy delikanlılarının ağzında adeta göklerden inmiş gibi hazin hazin söyleniyor ve etrafa yayılıyordu doğrusunu söylemek lazım gelirse Köğenk türküsü, hem güfte, hem beste itibariyle büyük bir kıymet ifade eder, çok lirik, neş’eli ve bütün Uluova köylerinin sihirli enfsununu üzerinde toplamış olduğundan Köğenk türküsü, bu güne kadar yaşarmış ve bundan sonra da yıllar ve asırlar boyunca yaşayacaktır.Hadise 1918 yılı içindedir. Bu dörtlüklerden her biri Ahmet’in, Hayriye’den ayrıldığını ve ızdırap içinde kıvrandığını ve en son kuplede ise ailesinin sual şeklindeki düşünce ve hislerini ortaya koymakla ve en sonra da kızın mukadderata boyun eğmesi gibi kutsi bir inanışın ifadesi sezilmektedir.

Köğenk Türküsü Hikayesinin Sözleri

Kevegin yollarında

Cimeydim göllerinde(He anom he)

İlik düğme olaydım

O yarin kollarında(He anom he)

Severim seni candan(He anom he)

Üç gün oldu seveli

Ne tez usandın benden(He anom he)

*****************

Daha vurdum çatmayı

Seslen gelsin fatmayı(He anom he)

Fatmam nereden öğrenmiş

Çarşaftan kol atmayı(He anom he)

*****************

Kevengin yazıları

Meliyor kuzuları(He anom he)

Ben buraya gelmezdim

Alnımın yazıları(He anom he)

Köğenk Türküsü Hikayesinin Notaları

Köğennk Türküsünün Hikayesi Notaları

Köğennk Türküsünün Hikayesi Notası




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir