Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar
Ana Sayfa / Kitap Cevapları / 9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları / 9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı 5. Ünite Roman Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme Cevapları

9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı 5. Ünite Roman Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme Cevapları

Sponsorlu Bağlantılar


9. Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı 5. Ünite Roman Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme Cevapları

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sonuç Yayınları 5. Ünite Roman 156, 157, 158, 159, 160   Ünite Sonu Ölçme ve Değerlendirme Soruları ve Cevapları

ÜNİTE SONU ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME CEVAPLARI

9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 156 Cevabı

A. Aşağıdaki soruları bu parçaya göre cevaplayınız.

1. Çin kağanının en belirgin kişilik özelliği nedir?

  • Cevap:

2. İşlediği konuya göre bu parça hangi tür bir romandan alınmıştır?

  • Cevap:

3. Parçada anlatma ve gösterme tekniklerinin birlikte kullanılması romana nasıl bir katkı yapmıştır? Açıklayınız.

  • Cevap:

4. Parçadaki olayın kim tarafından anlatıldığını ve bu anlatıcının özelliklerini söyleyiniz.

  • Cevap:

5. Zamanı belirten ifadeleri bularak yazarın böyle bir yola başvurma nedenini açıklayınız.

  • Cevap:

9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 157 Cevabı

B. Aşağıdaki yargılar, yukarıda verilen parçaya göre doğru ise cümlelerin başına “D, yanlış ise “Y” yazınız.

  • Cevap:

9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 158 Cevabı

C. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri uygun ifadelerle doldurunuz.

1. “Hakikaten çocukken oynamasını o kadar sevdiği ve ömrünün sonuna kadar seveceği bir balçık parçası bu kayaların yanında ne kadar canlıydı. Onun yumuşak ve şekilsiz varlığı, her şekli, her iradeyi, hatta düşünceyi bile kabul edebilirdi. Fakat bu sert kaya parçaları hayattan ebediyen uzaktılar; rüzgâr eser, yağmur yağar, zerre zerre ufalırlar, dev cüsselerinde derin izler, oluklar peydahlanır; fakat hiçbiri onlardan ilk felaketin eliyle yoğrulup kaldıkları hali gideremezdi. Onlar hayat yolunun üzerinde soracak belli hiçbir sualleri olmadığı için, her suali birden soran sonsuz zamanın içinden gelmiş zalim, haşin sembollerdi. (Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur)”
Bu parçada……………………..bakış açısı kullanılmıştır.

2. “Prenses Aylin bir daha bu eve adım atmayacak. Yoksa sonunuz fena olur.” dedi öteki Arap.
“Bir daha beni ziyarete gelecek olursa mesajınızı bildiririm. Ama bu mesajı vermek benim değil, sizin işiniz. Bizim geleneklerde evden konuk kovmak yoktur.”
“Sizi son kez uyarıyoruz. Bu kadını bir daha görmek yok!” dedi. (Ayşe Kulin, Adı Aylin)
Bu parçada roman anlatım tekniklerinden……………………………………….kullanılmıştır.

3………………………………………………………………………..ve……………………………………………romanın yapı unsurlarındandır?

4. Günlük hayatta sıkça rastlanmayan olayları işleyen roman türüne………………………………………romanı
denir.
5. Hikâyede………………………………… sınırlıdır, romanda ise bu konuda herhangi bir sınırlama yoktur; bir
romanda kahraman, dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar dolaşabilir.

6. “Para kaygısıyla yazdığı sıradan yazılarda annesi Server Bedia’nın adından esinlenerek yarattığı ‘Server Bedii’ takma adını kullanan Peyami Safa’nın bu isimle kaleme aldığı ‘Cingöz Recai’ adlı
polisiye dizi romanları herkesten büyük ilgi gördü.” cümlesinde……………………………..kelimesi zamir
olarak kullanılmıştır.

Ç. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Romanda olaylar mutlaka bir zaman diliminde cereyan eder. Bütün romanlar insanı tek başına değil, başka insanlarla ilişkisi bulunan, geçmişi ve geleceği olan bir varlık olarak ele alır. Buna göre romanlarda zaman “geçmiş, içinde bulunulan an ve gelecek” olmak üzere üç boyutuyla ele alınır. Yazar, bu üç boyutlu zamanı, bazen yaşanan andan geleceğe doğru akıtır bazen de hatırlamalarla geriye doğru taşır. Çünkü insan yalnızca geçmişin, yalnızca yaşanılan anın ve yalnızca geleceğin değil, her üçünün bir birleşimidir.

Yukarıda verilen parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmamıştır?
A) Romanların yapı unsurlarından biri de zamandır.
B) Romanlar insanı yaşadığı çevrede bütünüyle ele alır.
C) Romanlarda sadece içinde bulunan an değil öncesi ve sonrası da işlenir.
D) Zaman akışı bazen yaşanandan geleceğe doğru verilebilir.
E) İnsan; geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanın birleşmesinde oluşmaktadır.

9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 159 Cevabı

2. Aşağıdakilerden hangisi romanın yapı unsurlarından biridir?
A) Çatışma B) Diyalog C) Konu D) Mekân E) Tema

3. Nasıl olduysa ortalık düzelir gibi oldu, maç yeniden başladı. Bizim takım taraftarları takımı coşturmaya başladık: “Ya ya ya, şa şa şa, bizim takım çok yaşa…” Benim artık bağırmaktan sesim soluğum kesilmiş. Oradan birinin elindeki tenekeye ben de vurmaya başladım. Asıl kıyamet de ondan sonra koptu. Sahada iki oyuncu birbirine girdi. Biz de birbirimize yapıştık. Birisi beni bacağımdan yakalayıp havaya savurdu. Şöyle bir havada uçtuğumu biliyorum. Ondan sonrasını hatırlamıyorum, birader. Gözümü hastanede açtım.

Yukarıda verilen parçada yazar, okuyucuyu etkilemek için metindeki düşünce ve kişilere yönelik aşağıdaki anlatım tutumlarından hangisini tercih etmiştir?
A) Betimleyici
B) Eleştirel
C) Mizahi
D) Nesnel
E) Öğretici

4. Romanlarda anlatım ya I. tekil kişili veya III. tekil kişili anlatım tekniğiyle gerçekleşir. I. tekil kişili
anlatımda roman kahramanı, kendi başından geçen olayları anlatır. III. tekil kişili anlatımda ise
olaylar, olayların dışında üçüncü bir kişi tarafından anlatılır.

Buna göre aşağıdaki parçaların hangisi farklı bir anlatıcı tarafından aktarılmıştır?

A) Gün doğdu, sırmalanmış bulutlar açıldı, karların üstüne ışıltılı bir ışık dumanı çöktü. Ahmet atı tuttu, at uysaldı, üstüne bindi aşağılara sürdü. Atı bıraktı, döndü. Döndü ki ne görsün, at Sofi’nin yanında duruyor. Bunu üç kere yineledi. “Başa gelen çekilir, dayı.” dedi Ahmet.

B) Alacakaranlık basarken Köprü’ye gelmeden önce sözcünün hemen sol tarafında otururken hayvanları izledi. Yağmur Kraliçesi’nin mükemmel yansıması olan kocaman dolunay, tam tepelerinde asılı duruyordu. Çölün sonsuz boşluğunun önünde, yol üzerinde yakılmış ateşler…

C) Poyraz Musa, günün ucu gözükünceye kadar olduğu yerde, kayıkla birlikte sallanarak orada öyle, kendinden geçmiş durdu kaldı. Önce denizin aklığı kaydı gitti, bir anda gözden silindi. Ardından denize yansımış şeftali çiçeklerinin pembesi birden uçtu gitti, adanın üstüne kondu. Yıldızlar parladı, söndü.

D) Dün gece uyumadım ki uyanayım. Şu ne zamandır isteyip durduğun gençlik mektuplarımız var ya dün akşam yemeğinden sonra gardırobun üstünden mektup kutularını indirdim, sabaha kadar mektup ayıkladım. Türkan, inanılır gibi değil, mektuplaşmaya 1949 yılında başlamışız. Haftada üç, dört kez yazıştığımız olmuş.

E) Kayık sağa sola sallanırken denizin üstüne fırlamış yüzen kürekleri gördüler. Küreksiz kalan kayık habire dönüyordu. Uzaklaşıp giden kürekleri görünce Kerim çabucak kendine geldi, sol eliyle küpeşteye yapıştı, sağ elini kullanarak küreğe yaklaşmaya çalıştı. Kürekler yavaş da olsa uzaklaşıyorlar, Kerim eliyle kayığı çekemiyordu.

9.  Sınıf Sonuç Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 160 Cevabı

5. Şirketin büyük kapısı önünde biraz durarak ne yapacağını kendi kendine sordu. Hiçbir şeye muvaffak olmadan Vaniköy’üne dönemez, kocasını mutlaka aramak, bulmak lazım. Lami’nin o sıralarda nerede olduğunu tahmin etmek ne güç? Üç gündür hep Kadıköyü’nde gündüzleri nerede vakit geçiriyor? Düşündü, düşündü en sonunda, yine Kadıköyü’ne geçerek biraderi Şemseddin’i görmeye karar verdi.

Yukarıda verilen parçanın dil ve anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Hâkim bakış açısıyla anlatılmıştır.
B) Öyküleyici anlatıma başvurulmuştur.
C) Kelimeler terim ve mecaz anlamlarıyla kullanılmıştır.
D) Anlatım üçüncü kişi ağzından yapılmıştır.
E) İç çözümleme tekniğinden yararlanılmıştır.

6. “Bu sözlerimden bir şey anlamadınız galiba.” Anlamadık. Başını salladı. “Tören yapılıyor.” O kadarını anladık. Gözlerini yere dikti, tören için parlatılmış döşemenin üstünde eski ve tozlu ayakkabılarını gördü. Orta yaşlı adam güldü: “Zarar yok, ceket ve kravat yeter.” Sonra hemen sözü değiştirdi: “Ama tören için gelmedin buraya, değil mi?” Genç adam başını kaldırdı: Koyu renk giyinmiş olmakla birlikte bu ihtiyar, bir yetkiliye hiç benzemiyordu; gene de “Giriş imtihanı,” dedi, sustu.

Yukarıdaki parçada altı çizili kelimelerden kaçı zamir görevinde kullanılmıştır?
A) 2 B) 3 C) 4 D) 5 E) 6

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı vardır?
A) Dışarda, köyün içinde benden hiç mi hiç söz etmeyeceksin.
B) İşte bunun üstüne Taşbaş’ın eski öfkeli hâli üstüne geldi, küplere bindi.
C) Sevdiği insana istediği bir temiz havayı bile aldıramamak ne acı şey.
D) Onu memnun etmek, rahat yaşatmak için hiçbir fedakârlıktan çekinmiyorum.
E) Taşın üstüne eğildi, yukarıdan iki eliyle sıkıca kavrayıp olanca gücüyle dayanarak bir yana

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
2
angry


Sponsorlu Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir