Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Google Play Uygulama
Türk Düşünce Tarihi Meb Yayınları

Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 64

Youtube Kanalı

“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 64 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 64

Din-felsefe ilişkisi Türk-İslam felsefesinin temel problemlerinden biri olmuştur. Bu konuda öne çıkan iki önemli ekol işrakilik ve meşşailik olmuştur. İşrakilik, akıl yürütme veya duyu verilerinin yetersiz kaldığı durumlarda bilginin keşif ve ilham yoluyla elde edildiğini savunur. İşrakilik ekolünün en önemli temsilcisi VI. yüzyılın sonlarında yaşamış olan Şahabeddin Süh- reverdi’dir. Diğer temsilcileri ise Cüneyd Bağdadi, Zünnun Mısri, Muhyid- din İbn’ül Arabi gibi İslam düşünürleridir. Sühreverdi, Hikmetü’l işrak (İşrak Felsefesi) adlı eserinde gerçek bilgiye keşif ve ilham yoluyla ulaşılabileceğini savunmuştur. Sühreverdi, duyusal ve akli verileri reddetmemekte ancak bu verilerin yetersiz olduğunu düşünmektedir. Bu yüzden gerçeğe yalnızca objektif bilgilerle değil, insanın kendi özündeki bilgi ile ulaşılabilmektedir. Bu dönemin diğer önemli ekolü ise meşşailiktir. Bu ekol bilginin elde edilmesinde temel kaynağın “akıl ve vahiy” olduğunu savunmuştur. En önemli temsilcileri Kindi, Farabi, İbni Sina ve İbni Rüşd’dür. Meşşailer vahiyle aklın çelişmediğini savunmuşlardır. Örneğin İbni Rüşd Faslu’l Ma- kal (Felsefe ve Din Uyumu) adlı eserinde akıl ve vahyin çelişmez olduğuna vurgu yaparak bu iki bilgi kaynağını “süt kardeşler” benzetmesiyle ifade etmiştir. Bu bağlamda akıl ve vahiy aynı kaynaktan beslenir ve birbirinin tamamlayıcısıdır.

Farabi (870-950)

Türk-İslam felsefesinin en önemli temsilcilerinden biri olan Farabi’nin (Görsel 2.6), Türkistan’ın Farab şehrinde doğduğu tahmin edilmektedir. Farabi, büyük ölçüde Aristoteles’in felsefesinden etkilenmiştir. O; Aristoteles, Platon ve Yeni Platonculuktan gelen fikirleri İslam düşüncesiyle sentezleyerek kendine özgü felsefi bir sistem oluşturmuştur. Farabi; aklın mahiyeti, tanrı-âlem ilişkisi, sudur teorisi ve ahlak gibi konularda ortaya koyduğu farklı düşünceleriyle Aristoteles felsefesinden ayrılmaktadır. Farabi’nin felsefesi varlık ilkesinden yola çıkarak geometri ve mantığı temel alan, fizikten metafiziğe yükselen bir sistemdir. Farabi asıl başarısını mantık alanında göstermiştir. Aristo’nun altı ciltlik Organon adlı mantık kitabı üzerine çalışmış, bunun yorum ve açıklamalarını yapmıştır. Ayrıca kendisi de mantığın her bölümü için kitaplar yazmıştır. Bundan dolayı Farabi’ye Aristoteles’ten sonra “İkinci Öğretmen” anlamına gelen “Muallim-i Sani” denmiştir. Farabi’nin felsefesini varlık, bilgi ve ahlak felsefesi olmak üzere üç başlık hâlinde incelemek mümkündür.

a) Varlık Felsefesi

Farabi’ye göre felsefe “varlık olarak varlığın bilgisi”dir. Felsefe tüm evreni ve her şeyi kuşatan tümel bir ilimdir; varlığın işleyişini, ilk prensibini ve en son amacını sebep-sonuç ilişkisi içinde araştırır. Buna göre varlığı araştıran filozofun bilgisi de tümel olacaktır. Filozofun yapması gereken şey ise gücü ölçüsünde Tanrı’ya benzemek olmalıdır.

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 64 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!