11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 67
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 67 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 67
İslam felsefesi tarihinde irade özgürlüğü konusunda yapılan tartışmalarda birbirinden farklı iki temel görüş ortaya çıkmıştır. İlki, Allah’ın mutlak iradesi karşısında insanı irade sahibi olmayan bir varlık olarak gören Cebriyye kelamcılarının görüşüdür. Mu’tezile ve diğer kelamcılar ise Allah’ın mutlak iradesine karşın insanın eylemlerinde özgür olduğu görüşünü savunmuşlardır.
• Toplumsal Hayata Yönelik Problemler
İslam felsefesinde toplumsal hayatı konu edinen düşünürler içinde Fârâbî ve İbn Haldun öne çıkar. Fârâbîbu konudaki görüşlerini el-Medînetü’l Fâzıla (Erdemli Şehir), İbn Haldun ise Mukaddime (Giriş) adlı eserinde açıklamıştır.
Fârâbî el-Medinetü’l Fâzıla adlı eserinde ideal toplumsal hayatı ve devlet fikrini ele almıştır. Fârâbî insan topluluklarını ihtiyaç, iş bölümü, dayanışma ve ahlaki erdemleri gerçekleştirme gibi ölçütlere göre insan topluluklarını gelişmiş ve gelişmemiş olarak ikiye ayırır. Gelişmiş olanları küçük (şehir), orta (devlet) ve büyük (birleşik devletler) olmak üzere üç grupta inceler. Gelişmemiş olanlar ise aile, sokak, mahalle ve köy topluluklarıdır. Ahlaki erdemlere bağlılık açısından devlet şekillerini erdemli olan ve olmayan diye iki kategoriye ayıran Fârâbî’ye göre erdemli devletin sadece bir şekli bulunmaktadır. Bu da ahlaki erdemleri ilke edinmiş, iş bölümü ve sosyal dayanışmanın en mükemmel düzeyde gerçekleştiği, hukukun ve sosyal adaletin tam olarak uygulandığı, bilgelerin başkan olduğu bir devlettir.
İbn Haldun farklı ülkelerin toplum düzenini, insanların gelenek ve göreneklerini, yaşayış biçimlerini incelemiş; toplumlar arasındaki farklılıkların nedenini sorgulamış, çalışmalarında gözlem yöntemini esas almıştır. Tarih ve sosyoloji bilimlerinin öncülerinden sayılan İbn Haldun’un toplum ve siyaset yaşamı üzerine en ünlü eseri Mukaddime’dir. İbn Haldun, bu eserinde devletin insanların ihtiyaç duymaları nedeniyle doğal olarak meydana geldiğini belirtir. Devletleri organizmalara benzeterek onların da doğuş, gelişme, gerileme ve çöküş dönemlerinin olduğunu belirtmiştir.
Mukaddime’de ümran dediği toplumun dayandığı esasları ele alan İbn Haldun, bu esasları; asabiyet, coğrafya ve nübüvvet olarak sıralamıştır. Asabiyet, insanların hayatta kalmalarının ön şartı olan her türlü dayanışmayı ifade eder. Coğrafya, insanların içine doğdukları, kendisiyle zorunlu biçimde irtibat hâlinde bulundukları ve bu sebeple tesirine maruz kalarak kendi varoluşlarını bu etki çerçevesinde sürdürdükleri fiziki çevreyi ifade eder. Nübüvvet ise Allah’ın iradesiyle düzeni sağlamasını ve toplumlara peygamberler göndermesini ifade eder.
Bilgi Problemi
İslam felsefesinde bilgi problemi üzerinde duran ve farklı yaklaşımları temsil eden iki önemli filozof İbn Sînâ ve Gazâlî’dir.
İbn Sînâ’ya göre bilgi, nesnelerle kurulan deneysel bir ilişkiyle başlar. Bilginin geliştirilmesi süreci nesnelerden tümel kavramların soyutlanmasıyla devam eder. Bilgilenme süreci akıl yürütme yoluyla gelişir. İbn Sînâ insan aklını temelde teorik akıl ve pratik akıl olarak ikiye ayırır. Teorik akıl bir bütün olarak insanı, insanın nihai amacıyla ilgili olarak değişmez hakikatleri ve âlemi kavramaya yönelir. Teorik aklın bunu yapabilmesi için duyulardan ve pratik akıldan yardım alması gerekir. Pratik akli, gözlem ve deneyle nesnel dünyanın bilgilerinin kazanılmasını sağlamaya yöneliktir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 67 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























