Ana Sayfa / Biyografiler / Hüseyin Siret Özsever Kimdir Hayatı Edebi Kişiliği
Şairlerin Hayatı

Hüseyin Siret Özsever Kimdir Hayatı Edebi Kişiliği


Hüseyin Siret Özsever Kimdir

Hüseyin Siret Özsever Hayatı

Hüseyin Siret Özsever Edebi Kişiliği

Hüseyin Siret, Mart 1872 tarihinde İstanbul’da doğar. Henüz üç yaşında iken babasını kaybeden Siret’in, küçük yaşta yetim kalması daha sonra şiirlerine yansıyacaktır. Hüseyin Sîret, şiire öğrenciyken ilgi duymaya başlamıştır. Onun mülkiyedeki arkadaşları da sanat câmiasından tanıdık isimlerdir: Ali Ferruh, Abdülhalim Memduh, Ahmet Reşit Rey, Süleyman Nesib, İbnü’l Emin Mahmud Kemal İnal, Ali Kemal ve Rıza Tevfik. Kendisi şiirde ilk üstâdı olarak Rıza Tevfik’i gösterirken, etkilendiği diğer bir kişi de Recaizâde Mahmud Ekrem’dir ki o dönemde Ekrem, mülkiyede hocadır. Hüseyin Sîret, 1894 yılında Mektep dergisi ve Malûmat dergisine şiirler gönderir. Bu şiirler: ‘Sevgilime’, ‘Gazel’, ‘Güzelsin’dir.

Hüseyin Sîret, 1895’te Hariciye Nezâreti Mektubî Kalemi’ne girer, bir süre sonra da Nâfıa Tercüme Kalemi’nde memur olarak çalışmaya başlar, yaklaşık beş yıl geçer ve Abdülhamid’in siyasetine karşı çıktığından Adıyaman’a tahrîrât katibi olarak sürgün edilir. Hüseyin Sîret, Adıyaman’da geçirdiği bu beş yıl süresince, Abdülhamid muhalifleri arasında yer almıştır.

Şair, 1898’de verilen bir jurnal sebebiyle, Tevfik Fikret ile beraber tutuklanıp üç gece karakolda kalır. Daha sonra pek çok Servet-i Fünûncu ile beraber Abdülhamid’e karşı olan mücadelelerinde, İngilizlerin teveccühünü kazanmak amacıyla, onların yerli halk Boerlerle olan savaşında, İngilizlerin muzafferiyetini destekleyen bir mektuba imza atmaları sebebiyle, İsmail Safa ve Ubeydullah Efendi ile beraber sorguya çekilir, daha sonra üç gün hapiste kalır. İsmail Safa, Sivas’a Ubeydullah Efendi Taif’e, Hüseyin Sîret ise Adıyaman’a gönderilir. Şair, aynı yıllarda şiirlerini İrtikâ gazetesinde yayımlamaktadır.

Adıyaman’da sıkıntılı günler geçiren şair, o dönemde ailesine hasret yaşarken, bununla birlikte bir süre sonra eşinin ölüm haberiyle yıkılmıştır. Hüseyin Siret, bütün olanlar sebebiyle, İngiliz konsolosluğundan yardım alarak yedi yıl kalacağı Avrupa’ya kaçar. Bu firar sırasında, önce İskenderiye’ye, sonra Kahire’ye oradan da uzun bir süre yaşayacağı Paris’e gider. Bütün olanlar yetmezmiş gibi, bir de o sırada 24 Aralık 1901 tarihli İkdam gazetesinden idama mahkûm edildiğini öğrenir. Ama bu haber onu hedeflerinden yıldırmaz, bilakis daha da hırslandırır.

1896 yılında Servet-i Fünûn’da yazılar yazmaya başlayan sanatçının asıl adı Hamdullah olmasına karşın o, Tevfik Fikret’in tavsiyesi ile bu adı bırakıp Hüseyin ismini kullanır. “Şairin dergideki ilk şiiri, 25 Eylül 1896 tarihli 289.sayıda yer alan ‘Dürdâne-i Garam’dır. Sone tarzında yazılan bu manzumeyi başka şiirler izler. Dergideki ilk on beş şiirin altında yalnızca Sîret imzası varken, daha sonraki sekiz şiirinde Hüseyin Sîret imzasını kullanır. Şairin Adıyaman’a sürgüne gönderildikten sonra kaleme aldığı manzumelerin altında ise ‘Ömer Senih’ takma adı vardır.”

Şair, Avrupa’da faaliyetlerine hızla devam eder. 4 Şubat1902’de Paris’te, Birinci Jön Türkler kongresine katıldıktan sonra, aynı yıl, nisan ayında Osmanlı gazetesinin başmuharriri olarak Londra’ya gider. Yazılarının bir kısmını ‘Anadolu Mektupları’ adı altında burada yayımlar. Londra’da bir yıl kalan sanatçı oradan tekrar Paris’e döner bu sırada da Şûrâ-yı Ümmet gazetesinde edebiyat ve dil konusunda birkaç makale yayımlar. 1904 yılında Paris’te Leyâl-i Girîzân adlı şiir kitabının ilk basımının ardından, 1906 yılında bir süre için Brüksel’de bulunur ve tekrar Paris’e döner.

10 Temmuz 1908’de Meşrutiyet ilan edilince her firâri gibi o da yurduna döner. Fakat; yaşadıkları yüzünden sükût-u hayâle uğrar.

“Çoğu Servet-i Fünûn şairi gibi asıl ününü, 1890’lı yıllarda kazanan Hüseyin Sîret, Servet-i Fünûn’dan Cumhuriyet sonrasına değin, uzun bir dönemde şiirler yayımlamıştır.” Geçirdiği zor, sıkıntılı yıllar sonunda, 27 Şubat 1959’da, 87 yaşında iken hayata gözlerini kapar.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir