10. Sınıf Felsefe Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 108
“10. Sınıf Felsefe Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 108” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Felsefe Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 108
teizmde olduğu gibi evrene müdahale eden, din gönderen, koruyucu ve kollayıcı olan Tanrı anlayışına karşı çıkar. Dolayısıyla bu yaklaşımda din, ibadet, ölüm sonrası hayat (ahiret) gibi olgular yoktur Philia.” deyip Philia’in yüzünden yansıyan anlamsız ifadeye baktıktan sonra “Mesela Tanrı’yı bir saatçi gibi düşün Philia. Saatçi, saati yapar, kurar ve bir daha saate müdahale etmez. Deizmin Tanrı’sı da tam olarak böyledir. Bir saatçi, bir sanatçı veya mimar gibi ürününü ortaya koyar ve çekilir.” dediğinde, Philia’in “Bu örnek iyi oldu.” sözünü duyduktan sonra “O hâlde sıra geldi panteizme. Bu adı hatırladın mı Philia?” diye bir sordu Theano.
3. Evreni koruyup gözeten, kurallar koyup müdahale eden bir Tanrı anlayışını Dostoyevski’nin, “Eğer Tanrı olmasaydı her şey mübah (serbest) olur muydu?” sorusu bağlamında tartışınız.
- Cevap: Bu tarz bir Tanrı anlayışı teist bir anlayıştır. Teizme göre Tanrı evrenin yaratıcısı ve sahibidir. Bundan dolayı yarattığı evrenin kural koyucusudur. Evrende var olan akışın, milyarlarca yıldır süregelen sistematik düzenin sarsılmazlığının teminatı Tan- rı’dır. Tanrı’nın olmadığı bir evren bilinç ve düzenden mahrum kalır. İnsanlar toplumsal yapı içerisinde bir düzen kurarken çoğu zaman ahlaki, hukuksal ve örfi ilkelerini Tanrı’nın buyruklarını esas alarak ortaya koyarlar. Bu ilkeler zorlayıcı ve buyurgandır. Herkesin kafasına göre her istediğini gerçekleştirip bir düzensizliğe ve kaosa yol açmasının önüne geçilebileceği temeline dayanır. Tanrı’nın her an her şeyi görüp işitmesi, her eylemin bir yaptırımının olması insanı kendisine, içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu kılıyor. Buna göre her türlü eylem ve davranış Tanrı’nın bu varlığı ve yaptırımı olduğu için gerçekleşmektedir. Tanrı’nın olmadığı düşünüldüğünde eylemin mutlak bir bağlayıcı ilkesi kalmamış olur. Bu durum, insanın sorumluluk ve özgürlük ilişkisinin yeniden yorumlanmasına yol açar.
“Evet, ahlaksal determinizmden konuşurken bunu daha sonra anlatacağını söylemiştin.” dedi Philia. “Aynen öyle. Panteizm, Yunanca tüm manasına gelen “Pan” ve “Theos” manasına gelen Tanrı sözcüklerinden doğmuştur ve tümtanrıcılık olarak adlandırılır. Panteizm, Tanrı ile evreni bir sayan, her şeyi Tanrı olarak gören bir yaklaşımdır. Bu görüşe göre Tanrı’nın doğa ve evrenden bağımsız ayrı bir yeri yoktur. Tanrı evren ile özdeştir. Evrendeki her şeydir, evren bir bütün olarak Tanrı’dır dolayısıyla Tanrı evrenin içinde gizlidir. Bu açıdan Tanrı ve evren, ezelî ve ebedî bir öze sahiptirler. Bu manada Tanrı’ya dönüş diye bir durum söz konusu değildir.
Panenteizm ise panteizmden farklı olarak maddi evrenin Tanrı’nın bir parçası olduğu görüşündedir. Buna göre Tanrı, evrendeki her şeyde olmasına rağmen maddi evrenden daha büyük ve aşkındır. Özetle evrendeki her şeyde olmasından dolayı hem evrene içkindir hem de evrenden büyük ve evrenin dışında olmasından dolayı da evrene aşkındır. Bu bağlamda her şey Tanrı’dan oluşmuştur ama Tanrı değildir. En nihayetinde her şey gelişimini tamamladıktan sonra oluştuğu Tanrı’ya döner. Bu manada evrene içkin olmasından dolayı Tanrı hem değişken hem de evrene aşkın bir varlık olmasından dolayı değişmeyen mutlak varlıktır. Hem zamanın içinde hem dışında hem sonlu hem de sonsuzdur. Bu yönüyle de panteizmden ayrılır Philia.” dediğinde anne martı,
“Çok ince farklarla ayrılıyor panteizmden. Bunlar üzerine kafa yormalıyım daha sonra.” dedi Philia.
4. Vahdetivücut (varlığın birliği) kavramını araştırınız. Panteizm ve panenteizmle benzerlik ve farklılıklarını açıklayınız.
- Cevap: Vahdetivücut Tanrı’yı evrene içkin olması yönüyle panteizme, hem içkin hem de aşkınlığı yönüyle panenteizmle benzeşmektedir. Panteizmde Tanrı doğanın kendisidir, panenteizmde ise Tanrı hem doğayı kuşatmıştır hem de doğanın ötesindedir. Vahdetivücut varlığın birliğini esas alması itibarıyla her varlığın bir ve aynı özden doğduğunu ve tanrısal özellik taşıdığını ancak Tanrı olmadığını savunur. Her şey Tanrı’dan bir soluk, bir ses ve yansımadır anlayışına sahiptir. Ancak Tanrı bu her şeyi aşan üstün bir iradedir. Bu açıdan her şey, ruhsal olarak olgunlaşmasını yani tekâmülünü bitirdikten sonra Tanrı’ya döner. Bu bakış açısı panenteizmi “vahdeti vücut”a daha çok yakınlaştırır.
10. Sınıf Felsefe Meb Yayınları Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 108 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























