10. Sınıf Tarih Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 40
“10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Sayfa 40 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Tarih Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 40
Büyük Selçuklu Devleti’nde merkezî otoritenin tek temsilcisi es-sultanü’l-a’zâm ünvanıyla anılan hükümdardı. Devlet teşkilatının başındaki en büyük kurum ise Divan-ı A’lâ ya da Divan-ı Saltanat adı verilen büyük divandı. Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu dönemlerinde kurumsal bir nitelik kazanan divan teşkilatı, işlev ve yetkileri bakımından günümüzdeki hükümet kurumuyla benzer nitelikteydi. Divan-ı A’lâya sahib-i Divan-ı Vezâret ya da sahib-i a’zâm ünvanıyla anılan bir vezir başkanlık ederdi. Divan-ı A’lâ’ya bağlı çalışan alt divanlarda ise devletin mali, idari, askerîve resmî yazışmaları yürütülürdü.
Eski Türk gelenek ve âdetlerinin büyük bölümü Karahanlı ve Gazneli devletlerinde olduğu gibi Selçuklular Dönemi’n- de de devam ettirildi. İlk Türk devletlerindeki taht, otağ, tuğ, para, bayrak, sancak gibi hükümdarlık alametlerine zamanla hutbe, çetr, saray, taç, tevki (tuğra), nevbet, hilat (tırâz) gibi yeni alametler eklendi (Görsel 1.10).
Türkler, Büyük Selçuklu hükümdarlarından Tuğrul Bey zamanında halifeliğin ve İslam dünyasının koruyuculuğunu üstlenerek Müslüman ülkeler arasında siyasi gücünü ve saygınlığını artırdı. Ayrıca Büyük Selçuklu ve Türkiye Selçuklu dönemlerinde gerek Anadolu topraklarında gerekse Suriye ve Doğu Akdeniz kıyılarında Türk-İslam medeniyetinin gelişimesine önemli katkılar sağlarken bölgenin siyasi ve askerî savunmasını da gerçekleştirdi.
Savaş sonrasında otağ kurup kurultay yapan Selçuklu beyleri, yıllardır güvenli bir yurt bulma amacı etrafında gelişen- siyasi ve askeri faaliyetlerine yeni bir yön vererek devletleşme sürecine girdiler. (…) Neticede Nişaburda hutbe Tuğrul Bey adına okunmaya başladı. Hemen sonrasında
Sultan Mesut’ un Nişaburdaki tahtına oturan Tuğrul Bey, böylece devletin kuruluşuna dair önemli adımlardan birini daha atıyordu. (…) sonra Abbasi halifesi el-Kaim Biemrillah’a gelişmeleri bildirmek ve icazet-i padişah almak için bir mektup kaleme alındı. Tuğrul Bey’in yay şeklindeki tevkii ya da tuğrasıyla mühürlenerek gönderilen bu mektupta, (…) kurdukları devletin hilafet makamı tarafından onay/anmasını talep ediyorlardı. Bu talep kabul gördü Hatta sonrasında, Tuğrul Bey halifelik makamının koruyucusu olacaktı. (…)
Selçuklu/arın güçlü bir şekilde tarih sahnesine çıkıp bölgedeki birçok devlet ve hanedan gibi Büveyhoğullarına karşı da üstünlük kurması, Halife el-Kaim Biemrillah’ı harekete geçirdi. Tuğrul Bey’e mektuplar göndererek onu Bağdat’a çağırdı. (…) Halife, Tuğrul Bey’e ‘el-melikü’l-mağrib ve’l-maşrık’, yani ‘doğunun ve batının hükümdarı’; ‘rüknü’ddin’, yani ‘dinin direği’ ve ‘kasimu emiri’l-müminin’, yani ‘Emirül-müminin, halifenin ortağı’ gibi unvanlar verdi. Taç giydirip altın kılıç kuşattı ve bu suretle Tuğrul Bey’i dönemin bütün İslam hükümdarları arasında üst bir mevkide gördüğünü gösterdi.”
Soru: Kaynak F ve Kaynak G’yi Türklerde devlet anlayışının gelişimi ve değişimi bağlamında değerlendiriniz.
- Cevap: Selçuklular, eski Türk geleneklerini sürdürürken hutbe, tuğra ve hilat gibi İslami unsurları da devlet anlayışına kattılar. Tuğrul Bey’in halife tarafından onaylanması, Türk devletlerinin meşruiyetini İslam dünyasında güçlendirdi. Böylece Türklerde devlet anlayışı hem geleneksel hem de dinî temellere dayalı bir yapıya dönüştü.
10. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 40 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























