10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Sayfa 181
“10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 181 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 181
METNİ ANLAMA VE ÇÖZÜMLEME
Soru: 1) “Şimdi kendisini biraz topluyor, şakaklarında hafif bir serinlik hissediyor, dimağını ateşin bir bulutla örten buhar yavaş yavaş açılıyordu: Onun âlemi işte şu yavaş yavaş açılan beyninin içinde mai bir sema, o mai semanın içinde birçok gülümseyen ümit yıldızlarından ibaretti.” cümlelerinde bilmediğiniz kelimelerin anlamlarını metnin bağlamından hareketle tahmin ediniz. Tahminlerinizi Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğümden kontrol ediniz. Cümleleri sadeleştirerek aşağıdaki boşluğa yeniden yazınız.
- Cevap:
“Dimağ” kelimesi bağlamdan hareketle “beyin” anlamına geliyor olabilir. “Mai” kelimesi ise “mavi” anlamında kullanılmış olabilir. “Semâ” kelimesi “gökyüzü” anlamında olabilir.
Şimdi kendini toparlıyor, şakaklarında hafif bir serinlik hissediyor, beynini kaplayan ateşli sis yavaş yavaş dağılıyordu. Onun dünyası, işte bu yavaş yavaş açılan beyninin içinde mavi bir gökyüzü ve bu gökyüzünde parlayan umut dolu yıldızlardan ibaretti.
Soru: 2) Okuduğunuz metin ve aşağıdaki parçadan hareketle soruları cevaplayınız.
(…) bu romanın “kendi yaşayış tarzımızı, zevklerimizi âdetlerimizi yaşatmadığı” ve “yalnız ferdî tahayyül ve tehassüsleri işlediği” iddiasının pek yerinde olmadığı muhakkaktır. Edebiyât-ı Cedîde şiirinin hikâyesi olan Mâi ve Siyâh ’ta idealist bir şairin iç dünyası ile birlikte, orta halli bir Türk ailesinin yaşayış tarzı, zevkleri, âdetleri ve o devrin basın hayatı gayet iyi bir şekilde tasvir edildiği gibi; Aşk-ı Memnu’da da batılı yaşayış tarzına kaymış zengin bir Türk ailesinin hayatı etraflı olarak verilmektedir. Hatta, tamamıyle psikolojik bir roman olan Eylül’de bile, roman kahramanlarının Batı kültürü ve bilhassa müziği ile ilgili bulundukları anlatılır.
Kenan Akyüz, Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri
- Cevap:
Soru: a) Ahmet Cemil’in edebiyat ve sanat görüşü hakkında çıkarımlarda bulununuz.
- Cevap: Ahmet Cemil, Servetifünun dönemi şair ve yazarlarını temsil eden bir kahramandır. Edebiyatta yeni bir tarz yaratmak isteyen, idealist bir gençtir. Sanatın bireysel duygulara ve hayallere hitap etmesi gerektiğine inanır. Mevcut edebiyat anlayışını aşmak daha derin ve evrensel temalar işlemek ister.
Soru: b) Metinden, romanın yazıldığı dönemin sosyal ve kültürel hayatını yansıtan cümleleri belirleyiniz. Bu cümlelerden hareketle dönemin sosyal ve kültürel hayatını yorumlayınız.
- Cevap: Metinde “orta halli bir Türk ailesinin yaşayış tarzı, zevkleri, âdetleri” ve “basın hayatı”nın iyi bir şekilde tasvir edildiği belirtilmektedir. Bu cümleler, dönemin şehir hayatında orta sınıf ailelerin geleneklerine bağlı olduklarını ve basının o dönemde toplumsal bir güç olduğunu gösterir.
Soru: c) Metnin temasını, yukarıdaki parçada verilen roman adlarından hareketle Servetifünun romanlarında işlenen temalarla ilişkilendiriniz. Ulaştığınız sonuçları söyleyiniz.
- Cevap: Servetifünun romanlarında Batılılaşma fikri önemli yer tutar. Yenilikçi anlayışın etkisi büyüktür. Mai ve Siyah romanında da Ahmet Cemil yeni edebiyat anlayışını savunur.
Soru: 3) Okuduğunuz metinden hareketle yazar, romana Mai ve Siyah adını niçin vermiş olabilir? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
- Cevap: “Mai ve Siyah” ismi, Ahmet Cemil’in hayatındaki iki zıt kutbu simgeler: Mai, yani mavi, umutlarını ve hayallerini; siyah ise acı gerçekleri ve hayal kırıklıklarını temsil eder. Yazar, bu isimle, Ahmet Cemil’in umut dolu gençliğinin hayatın zorlu gerçekleri karşısında kararmasını anlatmak istemiştir.
Soru: 4) Ahmet Cemil’in hayalleri gerçek olsaydı romanın olay örgüsü nasıl olurdu? Düşüncelerinizi paylaşınız.
- Cevap: Eğer Ahmet Cemil’in hayalleri gerçek olsaydı, başarılı bir şair olur, eseri büyük beğeni toplar ve servet kazanırdı. Aşk hayatında da mutlu olup Lâmia ile evlenir ve ailesini daha iyi bir yaşama kavuştururdu.
Soru: 5) Okuduğunuz metindeki mekân ve zaman unsurlarıyla kahramanın ruh hâli arasında nasıl bir ilişki vardır? Açıklayınız.
- Cevap: Mekân ve zaman unsurları, Ahmet Cemil’in ruh hâlini yansıtır. Özellikle gece vakti ve İstanbul’un karanlık sokakları onun karamsarlığını ve umutlarının karanlığa gömüldüğünü ifade eder.
Soru: 6) Metinde hangi bakış açısı kullanılmıştır? Bu bakış açısının yazarın üslubunun oluşmasına ne tür bir katkısı olmuştur? Söyleyiniz.
- Cevap: Metinde genellikle ilahi (hakim) bakış açısı kullanılmıştır. Bu bakış açısı, karakterlerin hem dış dünyasını hem de iç dünyasını anlatmaya yardım eder. Ahmet Cemil’in iç çatışmalarını, hayallerini ve hayal kırıklıklarını okura etkili bir şekilde aktarır.
Soru: 7) Birden, bu siyah gecenin karşısında aklına başka gecenin hatırası geldi. Ta hulya hayatının başlangıcında, ümitlerinin incilası zamanında Tepebaşı Bahçesi’nde Haliç’e bakarak seyrettiği mai gece ile o bârân-ı elması tahattur etti. Gözlerinin önünde o mai gece ile bu siyah gece tekabül etti: Mai ve Siyah. Yukarıdaki parçada hangi anlatım tekniğinin kullanıldığını aşağıdaki boşluğa yazınız.
- Cevap: Kahramanın duygu ve düşüncelerinin, iç dünyasının anlatıldığı bilinç akışı tekniği kullanılmıştır.
Soru: 8) Okuduğunuz metinde geçen en uzun cümle hangisidir? Bu cümle kaç kelimeden ve kaç satırdan oluşmuştur? Bu durum Servetifünun romanının hangi özelliğini yansıtır?
- Cevap: “Ahmet Cemil daima aceleci ve telaşlı yürüyüşle, adeta koşarak Bâbıâli Caddesi’nin kenarından çıkarken şu kitapçı dükkânları, cam kapıların aralarından fark edilen şu kütüphane müdavimleri, bu matbaalar, sabahtan akşama kadar fikir ve sanat hareketlerinin münferit mecrası olan şu cadde bir gün olacak ki onun teshiri altına girmiş olacak.” cümlesi 47 kelimeden oluşmuş, 5 satırlık bir cümledir. Bu özellik dönemin ağır dilini ve anlaşılması zor edebiyat anlayışını yansıtır.
Soru: 9) Yazar Halit Ziya Uşaklıgil’in ve roman kahramanı Ahmet Cemil’in sanat anlayışlarını karşılaştırınız.
- Cevap: Ahmet Cemil, Servetifünun Dönemi’nin anlayışını temsil eden bir karakter olduğu için Halit Ziya Uşaklıgil’le edebî anlayışları örtüşür. İkisi de bireyin iç dünyasını konu alan, sanatlı bir üslubun ön planda olduğu anlayışı savunur.
10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 181 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























