10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Sayfa 271
“10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 271 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 271
Genç yaşlı insanlarının yüz renklerinin özellikleri: Suyunun ve havasının tatlılığından bütün halkı sağlam yapılı, rahatına düşkün, buğday tenli sağlam bünyeli adamları olur. O kadar yaşlanır ve yaşarlar ki kuvvetleri gitmiş, hey’eti yitmiş, ömrü yüz yetmişe yetmiş ve sohbetten (…) kalmış olurlar, ama uleması, akıllı, olgun, yetkin ve ergin insanları vardır.
(…)
Bölge halkının giyeceklerinin özellikleri: Genellikle askerî taifeleri samur kürk ve değerli kumaşlardan kaftan elbise giyerler. Ulemaları muhteşemane çeşit çeşit soflar ve Bruci zaî ve mollayî bezler giyerler. Ehl-i örfü (idarecileri) ve diğer erleri tamamen Hazret-i Mevlânâ muhibbi (sever) olduklarından halkın çoğunluğu Mevlevî külâhları üzerine Muhammedî sarık sararlar.
Karaman şehri halkının özel lehçeleri: Gerçi Etrak diyarıdır ama musannif ve müellif dili açık ve ifadesi düzgün kimseleri vardır, ama şehir Etrakleri “Nidek şu mühmeli, helecesi, kelecisi tatlı tatlı sözlü değildir” derler. Başka, “Bürü anariye vardım, o kişiyi onda yasanladım” diye nice çeşit sözleri vardır, ama gayet gerçek garip dostu adamlardır.(.)
Hububat ürünlerinin anlatılması: Yedi çeşit taneli buğdayı olup deve dişi dedikleri buğday meğer Şam Havranı’nda ola, ama arpası gayet yağlı olduğundan atlara çok vermekten sakınmak lazımdır. Diğer tahılları, otları ve sebzeleri beğenilir. Yeşillikleri güzel ve sevimli, ekinlikleri geniş, bereketi bol, şenlikli şehri bolluk içinde bir beldedir.
Sanayilerinin beğenilenlerinin anlatılması: Bu şehrin kuyumcuları, külâhcıları, terzileri ve pâk Selmanî berberleri meşhurdur, ama debbağları (deri işleyicisi) yedi iklimde yoktur. Bu şehir Meram’ında bir gûne çiçek hasıl olur. Silû (kırmızı veya mavi renkli kök boya) ve mavidir. Onun ile debbağlar tabaklayıp gök mavisi renk, şeftali gülü, sarı, turuncu ve kırmızı sahtiyanı olur ki Arap ve Acem’de meşhurdur.
Yiyeceklerinin anlatılması: Evvelâ beyaz ekmeği, kâhîsi (bir çeşit simit), çöreği, ballı böreği ve helvasının çeşitlerinden zülbiyesi, pandısı, pişmaniyesi ve tahinlisi meşhurdur, ama sabuniyesi (helva) ile canım beyaz halka çinisini âşıklar yediklerinde insanın dimağı ikiye ayrılır. Başka özel helvacı çarşısı vardır. “Konya’da adama helvayı döğerek yedirirler” diye meşhurdur.
Meyve çeşitlerinin anlatılması: Evvelâ Meram Bağı’nda kamerüddevle adında ve kameruddin derler iki çeşit mışmış alusu (kayısı) olur ki Şam’ın Hamavî kayısısından lezzetli, sulu ve yemesi hoş olur. 20 çeşit armudu, kirazı, dürbelisi, üzüm sarması ve badem kırması olur, ama limonu, turuncu, narı, inciri, zeytini ve hurması olmaz.
(…)
Direkli İrem Bağları benzeri Meram bağları ve diğer gezinti ve mesire yerlerinin özellikleri
Evvelâ Meram Mesireyeri: Bu İrem Bağları ve Cennet bahçelerine benzeyen bu güzel yeri nice bin şairler sultanı övgüler dizip anlatmışlardır, ama Tanrı bilir denizde katre (damla) ve güneşte zerre övememişlerdir. İnsaflı olan ülkeler görmüş dünya gezginleri “Cihanda benzerini görmedik” derler.
Gerçekten de bu hakir de bu Konya gezisine gelinceye kadar 20 sene seyahatimiz olup böyle bir bahçe ve böyle güzel bir yeşillik görmedim. Budin serhaddinde İrem Bağı’na benzer Peçoy şehrinin kale ardında Baruthane Mesireyeri, Kırım Adası’nda Sudak Bağı, İstanbul’da Osmanoğullan’nın 170 gülistan bahçeleri, Malatya’nın Aspozusu, Tebriz’de Şah Cihan Bağı ve bu Konya Meramı Mesireyeri’nin yanında o övgüler yazılan mesire yerleri küçük bir çimenlik değildir.
Sözün kısası, Hazret-i Sultanu’l-ulemâ’nın, Celâleddin-i Rumi hazretlerinin, yetmiş yedi tabaka büyük evliyâların nazarı değmiş bir evliyâ nazargâhıdır.
(…)
Konya şehrinin içinde ve dışında yatmakta olan büyük velilerin Allah onlardan razı olsun ve sırlarını aziz kılsın nur dolu kabirlerini anlatır.
(…)
Sultan Süleyman Han yapısı Hazret-i Mevlânâ Türbesi Allahın rahmeti üzerlerine olsun: Nice padişahlar ve sultanlar bu kutlu türbeyi tamir etmiştir, ama 941 [1533-34] tarihinde Süleyman Han, Bağdad fethine giderken 200 kese masraf koyup cennet benzeri Bağdad’ı fethedip gelince evvelâ Sultanu’l-ulemâ ve oğlu Hazret-i Molla Hünkâr’ın sandukalarını altın işlemelere gömdürüp gümüş şebekeler, dört tarafında güzel yazılı Kur’an-ı Kerimler, gümüş âletler, gümüş şamdanlar, buhurdanlar, gülâbdanlar ve çerağdanlar ile bezemiş ve nice bin kıymetli kandiller ve sanatlı avizeler ile süslemiştir. Hazret-i Sultanu’l-ulemâ’nın sandukası hepsinden yüksek ve Molla Hünkâr ’ın sandukası ondan alçak (…).
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 271 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























