10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 10
“10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 10” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 10
…rinin kafeslerinden süzülerek giren güneş ışığı evin iç tarafına doğru yayıldıkça sönüyor gibi görünüyordu. Yine bu esnada öteki sokaktan çıkan kör bir dilenci, elindeki değneği aralıklı bir usulde kaldırımlara vurarak, “Devr-i lâ’linde baş eğmem bâde-i gül fâma ben” gazelini okuyarak geçiyordu. Evin kapısında bir köpek uyuyor, komşunun damında bir iki kedi dolaşıyordu. İnsan bu sokaklarda yürüdükçe; sükûnetine, yapılış ve düzenlenişine bakarak kendini eski çağlara doğru seyahat ediyor sanırdı.
Evin kapısını açan bir Arap halayık, “Safa geldiniz Hacı Ömer Efendi, buyurun” dedikten ve gidip haber verdikten sonra, onları hanımın odasına götürdü.
(…)
Akşam olunca Arap cariye -ki ismi Taravet idi- kendisinin yattığı, mutfağın üstündeki odaya gayet ince bir şilte, katı bir yastık, kirli bir yorgan koydu. Sabahtan beri yürümekten gücü kesilen esir kızcağız, yatağın içine girdi. Evin yukarı kattaki penceresinden bahçedeki nar ağacının dallarına vuran bir şamdanın hafif ışığına gözlerini dikerek yaratılışın sırlarının anlaşılmaz bir hissine uyarak, “Gece” dedi. Yorganı başına çekti, sessiz, derin bir uykuya masumca daldı.
Sabahleyin erkenden gözlerini açtığında, odasının karşısındaki nar ağacında bir kuş ötüyordu. Bir kuşun ötüşüyle bir çocuğun ruhu arasında bir bağ vardır. Yatağından kalktı, başını pencereye dayayarak kuşu seyretmeye başladı. Bu kuş doğmakta olan güneşin aydınlığına karşı kanatlarını sallayarak uçtukça, kuşun göğsünde şafaktan topladığı al, mavi birtakım renkler dalgalanıyor, ağaca konduğu zaman yeni açılmış bir çiçeğe benziyordu. Bu seyre o kadar dalmıştı ki içinde bulunduğu tutkulu hayranlıktan onu Taravet’in “Gel yatağını kaldır!” diye bağırarak azarlaması uyandırdı. Taravet, kızın eline bir süpürge vererek süpüreceği odaları, yapacağı hizmetleri, yukarıya, mutfağa taşıyacağı suları gösterdi. İsmini Dilber koymuşlardı; zira hanım küçük kızı bu isimle çağırmaya başlamıştı. Biçare Dilber sabahları erken kalkar, incecik şiltesini bin bela ile kaldırır, odaları süpürür, kovaların içine birer parça su koyarak yukarı çıkarırdı.
(…)
(Samipaşazade Sezai, Sergüzeşt, Say Yayınları, Ankara, 2007.)
1. Köprünün üzerinden geçerken iki tarafa yanaşıp kalkan vapurlardan gözünü ayıramıyordu. Birkaç adım daha ileri gidip de vapur düdüğünün sesini işitir işitmez bulunduğu yerde vücuduna bir titreme geldi. Zira memleketinden ayrılıp gelirken Batumda duran vapurun düdüğünün yankısı hâlâ kulağında çınlıyordu. Yukarıdaki cümleler okuduğunuz metinden alınmıştır. Bu cümlelerdeki altı çizili kelime ve kelime gruplarının anlamını bağlamından tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK’nin Türkçe Sözlük ünden kontrol ediniz.
- Cevap:
gözünü ayırmamak : Bir şeye sürekli olarak bakmaktan kendini alamamak.
titreme gelmek : Titremeye başlamak, titremeye tutulmak.
zira : Çünkü.
çınlamak : Yankı vermek.
2. Okuduğunuz metinde küçük kızın çevresinde gördükleri ile ruh hâli ile arasında nasıl bir ilgi kurulabilir? Gerekçesiyle birlikte açıklayınız.
- Cevap: Mümkündür. Örneğin esirci ile dışarı çıktıklarında gördüğü ve sesini duyduğu vapur, yüzüne çarpan rüzgâr, memleketini hatırlatmış; içini özlem ve hüzünle doldurmuştur. Yürüdükleri mesafenin uzunluğu gözünü korkuturken etrafı izlemesini engellemiştir. Ama bir kahveye oturduklarında huzur ve rahatlama hissetmiştir. Yeni geldiği evde sabahleyin pencerenin dışındaki ağaçta öten kuş onu içinde bulunduğu ortamdan koparmış, bir an için dalmasına neden olmuştur.
10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Meb Yayınları Kazanım Kavrama Etkinlikleri Cevapları Sayfa 10 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























