11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 111
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 111 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 111
DEVLET ÜZERİNE
Mutluluğu ve Mutsuzluğu Bakımından İnsanlığın Doğal Durumu Üzerine
Devlet olmadıkça, herkes herkese karşı daima savaş halindedir. Buradan şu açıkça görülür ki, insanlar hepsini birden korku altında tutacak genel bir güç olmadan yaşadıkları vakit, savaş denilen o durumun içindedirler ve bu savaş herkesin herkese karşı savaşıdır. Çünkü SAVAŞ, sadece muharebeden veya dövüşme eyleminden ibaret olmayıp; mücadele etme iradesinin yeterince bilindiği bir zaman süresinden oluşur dolayısıyla, savaşın doğasında zaman kavramı, havanın doğasındaki gibi düşünülmelidir. Nasıl kötü havanın doğası bir veya iki yağmur sağanağından ibaret olmayıp, birçok günlerin eğiliminden oluşursa savaşın doğası da, çarpışma eyleminden ibaret olmayıp, tersine bir güvencenin bulunmadığı, çarpışmaya yönelik kesinleşmiş eğilimden oluşur. Bunun dışındaki bütün zamanlarda BARIŞ vardır.
(…)
Bir Devletin Nedenleri, Doğuşu ve Tanımlanması Üzerine
Devletin amacı, bireysel güvenliktir. Doğal olarak özgürlüğü ve başkalarına egemen olmayı seven insanların, devletler halinde yaşarken kendilerini tabi kıldıkları kısıtlamanın nihai nedeni, amacı veya hedefi, kendilerini korumak ve böylece daha mutlu bir hayat sürmek yani daha önce gösterilmiş olduğu gibi, insanları korku içinde tutacak ve onları, ceza tehdidiyle, ahitlerini ifa etmeye ve doğa yasalarına uymaya zorlayacak belirgin bir güç olmadığında, insanların doğal duygularının zorunlu sonucu olan o berbat savaş durumundan kurtulmaktır.
Bir devletin oluşumu. Tanımı. insanları yabancıların saldırısından ve birbirlerinin zararlarından koruyabilecek ve böylece, kendi emekleriyle ve yeryüzünün meyveleriyle kendilerini besleyebilmelerini ve mutluluk içinde yaşayabilmelerini sağlayacak böylesi bir genel gücü kurmanın tek yolu; bütün kudret ve güçlerini, tek bir kişiye veya hepsinin iradesini oyların çokluğu ile tek bir iradeye indirgeyecek bir heyete devretmeleridir. Yani kendi kişiliklerini taşıyacak tek bir kişi veya bir heyet tayin etmeleri ve herkesin, bu kişi veya heyetin, ortak barış ve güvenlikle ilgili işlerde yapacağı veya yaptıracağı şeylerin amili olmayı kabul etmesi; ve kendi iradesini o kişi veya heyetin iradesine ve muhakemesini de onun muhakemesine tabi kılmasıdır. (…) Bu yapıldığında, tek bir kişilik halinde birleşmiş olan topluluk, bir Devlet, Latince Civi- tas, olarak adlandırılır. işte o EJDERHA’nın veya, daha saygılı konuşursak, ölümsüz tanrının altında, barış ve savunmamızı borçlu olduğumuz, o ölümlü tanrının doğuşu böyle olur. Çünkü, devletteki her bir kimsenin ona verdiği yetkiyle onun elinde o kadar çok kudret ve güç toplanmış olur ki, o kişi, bu kudret ve gücün dehşetiyle, bütün insanların yurtta barış ve yurtdışında düşmanlara karşı yardımlaşma yönündeki iradelerini birleştirip biçimlendirmeye muktedir hale gelir. işte devletin özü o kişide toplanmıştır; tanımlamak gerekirse, bu öz, büyük bir topluluğun üyelerinin birbirleriyle yaptıkları ahitlerle, her birinin huzur ve sükûnu ve ortak savunmaları için, içlerinden birinin, onun uygun bulacağı şekilde, hepsinin birden gücünü ve imkânlarını kullanabilmesidir.
Sözleşme ile Kurulmuş Egemenlerin Hakları Üzerine
Bir devlet kurmak nedir? Bir insan topluluğu, kendi arasında ahit yaparak, hepsinin birden kişiliğini temsil etmek, yani onların temsilcisi olmak hakkının hangi kişiye veya heyete verileceği konusunda çoğunlukla anlaştığı vakit, bir devlet kurulmuştur denir; bunun lehinde oy verenler gibi, aleyhinde oy verenler de, barış içinde birlikte yaşamak ve başkalarına karşı korunmak amacıyla, o kişi veya heyetin bütün eylemlerini ve kararlarını, bunlar kendi eylemleri ve kararları imişçesine, yetkili kılacaktır.
Devletin kurulmasının sonuçları şunlardır: Bir devletin bu şekilde kurulmasından, halkın rızası ile kendisine egemenliğin devredildiği kişi veya heyetin bütün hakları ve yetkileri doğar.
1. Uyruklar hükümet şeklini değiştiremezler. (…)
2. Egemen güçten vazgeçilemez. (…)
3. Hiç kimse, çoğunluk tarafından belirlenen egemenin kuruluşuna, adaletsizlik etmeden karşı gelemez. (…)
4. Egemenin eylemleri uyruk tarafından eleştirilemez. (…)
5. Egemenin yaptığı hiçbir şey, uyruk tarafından cezalandırılamaz. (…)
6. Uyruklarının barışı ve savunulması için neyin gerekli olduğuna egemen karar verir. (…) Uyruklarına hangi düşüncelerin öğretileceğine egemen karar verir. (…)
7. Uyruklardan her birinin, başka hiçbir uyruğun adaletsizlik etmeden ondan alamayacağı hangi şeylerin kendisine ait olduğunu bilebileceği kurallar yapmak hakkı. (…)
8. Yargılama ve anlaşmazlıkları çözme hakkı da ona aittir. (…)
9. Uygun gördüğü şekilde savaş ve barış yapma hakkı da ona aittir. (…)
10. Bütün barış ve savaş danışmanlarını ve bakanlarını seçmek hakkı da ona aittir. (…)
11. Ödül ve ceza vermek ve (önceki bir yasa, ölçüsünü belirlememiş ise) bunu dilediği gibi yapmak hakkına da sahiptir. (…)
12. Şeref ve paye vermek hakkı da ona aittir. (…)
Soru: Metinde hangi problemler ele alınmaktadır?
- Cevap: Metinde devletin varlığının gerekliliği, devletin kurulma sebepleri, egemenlik hakkı, bireylerin özgürlüklerinin sınırlandırılması, güvenlik ve düzenin sağlanması gibi problemler ele alınmaktadır. Aynı zamanda, devletin kurucusunun hakları ve bu hakların toplumsal düzene etkisi de tartışılmaktadır.
Soru: Metinde öne sürülen temel görüşü ve bu görüşün dayandığı argümanları yazınız.
- Cevap: Metinde öne sürülen temel görüş, bireylerin güvenlik ve düzen içinde yaşayabilmesi için güçlü bir devletin kurulması gerektiğidir. Bu görüş, insanın doğa durumunda herkesin herkesle savaş halinde olduğu, güvenliğin ancak bireylerin özgürlüklerinden vazgeçip yetkilerini bir egemen güce devretmeleriyle sağlanabileceği argümanına dayanmaktadır. Devletin kurulmasıyla barış sağlanır ve egemen, toplumun genel çıkarlarını korur.
Soru: Siz olsaydınız bu metinde hangi fikirleri öne çıkarırdınız?
- Cevap: Bu metinde öne çıkaracağım fikir, bireylerin güvenliği için özgürlüklerinden vazgeçmelerinin zorunlu oluşu ve egemenin mutlak otoritesinin toplumsal barışı sağlamak için gerekliliğidir. Ayrıca, devletin bireyleri dış tehditlerden ve birbirlerinden koruma işlevini vurgulardım.
Soru: Sizce devlet olmasaydı nasıl bir toplumda yaşıyor olurdunuz?
- Cevap: Devlet olmasaydı, bireyler arasında sürekli bir güvensizlik, çatışma ve kaos hali hakim olurdu. Güvenliği sağlayacak bir otoritenin olmaması, bireylerin kendi çıkarlarını koruma güdüsüyle hareket etmesine ve toplumsal düzenin bozulmasına neden olurdu; bu durumda herkesin gücüne göre hayatta kalmaya çalıştığı bir ortam oluşabilirdi.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 111 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























