Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Test Çöz Sayfası
11. Sınıf Felsefe Meb Yayınları

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 33

Google Play Uygulama

“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 33 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 33

Soru: Metni okuyup soruları cevaplayınız.

İkinci Kitap
(…) “Bir devlet, aramızdan kimsenin kendi kendine yetememesinden, başka pek çok şeye (ve kişiye) ihtiyaç duymasından doğar. (…) Türlü türlü ihtiyaçları olan insanlar bunları karşılayabilmek için birbirlerinin yardımına başvururlar; ancak çok çeşitli ihtiyaçları olduğundan, çok sayıda insanı yurttaş ve yardımcılar olarak bir yerleşimde toplarız; bu yerleşim topluluğuna devlet adını veririz.”
Üçüncü Kitap
(…) “Şüphe yok ki, yönetenler yaşlı, yönetilenler ise genç olmalı. (…) Ve yaşlılar arasından da en iyi olanlar yönetici olmalı.
Beşinci Kitap
(…) “Devletlerde filozoflar kral olmazsa ya da bugün şu kral dediklerimiz ve yöneticiler (hükümdarlar) sahici, iyi filozoflar olmaz, politik güç (iktidar) ile felsefe tek bir elde toplanmazsa ve bugün doğal yetenekleri sayesinde, iki ödevden sadece birine kendini adamış olan çok sayıda kimse, zorla bundan (tek görevle uğraşma durumundan) men edilmezlerse sevgili Glaukon, devletlerin, hatta bütün bir insanlığın mutsuzluğunun sonu yoktur ve düşüncelerimizde tasarladığımız düzen (anayasa), hani gerçekleşme imkânı varsa bile, bunlar olmadan önce gerçekleşip güneş ışığını göremeyecektir.”
Altıncı Kitap
(…) Hakikatin (doğrunun) ve varlığın aydınlattığı şeye dayandığında ruh (gerçeği) kavrar ve bilgiye ulaşır ve aşikâr bir şekilde düşünme gücüne sahip olur. Oysa karanlık ile karışmış, olmakta-olan ve geçen (değişen) dünyaya (yukarıdan) baktığında sadece salt sanıya (kanaatlere) sahip olur ve körleşir; görüşlerini kâh şöyle kâh böyle değiştirir ve akıl’sız (anlama yetisini yitirmiş) izlenimi uyandırır.” “Aynen öyle olur!”
“Demek ki düşünmenin nesnelerine hakikati (doğruyu), bilgi edinen özneye bilgi edinme gücünü veren şu kuvveti, iyi İdea’sı olarak belirle kafanda. Gerçi akıl iyi İdea’sını bilgi’nin ve hakikatin nedeni olarak kavrar; ancak bu ikisi, anlayacağın hakikat ve bilgi, her ne kadar güzelseler de, iyi İdea’sını bunlardan daha güzel başka bir şey olarak görsen isabetli davranmış olursun. Nasıl ki orada haklı olarak ışığı ve görme gücünü güneşimsi (güneşe aynen benzer) saymakla birlikte güneşin yerine koymuyorsan, burada da bilgiyi ve hakikati ‘iyiye aynen benzer’ şeyler olarak kabul etsen de, ne birini ne de ötekini iyi’nin yerine koy- masan iyi edersin; özü gereği daha yüksek bir yere yerleştirmek gerekir iyi’yi.”
İki âlem var; görülebilir olan ve bilinebilir olan. (…) Bunu eşit olmayan iki parçaya bölünmüş bir doğru çizgi gibi düşün; bu parçaları al ve gene kendi aralarında aynı oranda böl; parçalardan biri görülebilir, ötekisi bilinebilir olanın alanını temsil etsin. Şimdi (çizginin görünebilir şeyleri temsil eden yanını ele alacak olursak) nispeten çok ya da az belirgin (net) görünme durumuna göre bu parçada karşımıza imgeler (yansılar, kopyalar) çıkar; bundan önce gölgeleri anlıyorum, sonra sudaki ve bütün katı, düz, parlak şeyler üzerindeki yansıları ve benzer her şeyi anlıyorum, söylediklerimi anlıyorsan eğer?”
“Anlamaz olur muyum!”
“Çizginin üzerindeki öteki parçayı, resimlere benzeyen nesnelere ayır; örneğin çevremizdeki canlı varlıklara, bitkiler dünyasına ve de insan elinin ürettiği o sayısız araç gerece, alete!”
“Peki!”
“Şunu da kabul ediyor musun? Hakikat ile hakikat olmayan (gerçek ile gerçek olmayan) ilişkisinde imgenin (yansının/kopyanın) orijinalle (asılla) oluşturduğu ilişki neyse, sanma’nın (sanının, öyle olduğunu düşünmenin, kanaatin) bilmeye (bilgiye) olan ilişkisi de odur!”

  • Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 34)

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 33 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!