Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 89 Cevabı

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 91 Cevabı

Ana Sayfa / Kitap Cevapları / 11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Cevapları / 11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 90 Cevabı

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 90 Cevabı

Sponsorlu Bağlantılar


11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 90 Cevabı

2017 – 2018 Eğitim Öğretim dönemiyle beraber pek çok ders ve çalışma kitabı değişti. Değişen ders kitaplarından biri de “11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Cevapları” oldu. Kitabı incelediğimizde ise Akın SEVER, Dursun SAĞDIŞ, Hasan ÖZKAYA, Mehmet KÖSEOĞLU, Tayyibe ÇOLAK, Yasemin OKUR tarafından 251 sayfa olarak kaleme alındığını görüyoruz. Kitapta görseller ön plana çıkarılmış ve görsel tasarım ise Akın SEVER tarafından yapılmış.

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 90 Cevapları“nda önce sorular yazıldı daha sonra cevaplar verildi.

11. Sınıf Meb Yayınları Tarih Ders Kitabı Sayfa 90 Cevabı

Sevgili öğrenciler,
Bu bölümde yer alan sorular ünite boyunca neler öğrendiğinizi ortaya çıkarmak, varsa eksiklerinizi tamamlamak veya yanlış bilgilerinizi düzeltmek amacıyla hazırlanmıştır. Soruları dikkatlice okuyup cevaplandırmanız beklenmektedir. Tüm soruları cevapladıktan sonra cevaplarınızı öğretmeniniz ve sınıf arkadaşlarınızla tartışınız.

A- Aşağıdaki soruları cevaplayınız.

1. İlk Türk devletlerindeki “boy teşkilatı” hangi birimlerden oluşmakta idi?

  • Cevap: Oğuzlar, boylardan oluşmaktaydı. Oğuz boyları, boy beyleri tarafından yönetilmekte idi. Devlet makamlarında görev yapan soylular bu beylerden seçilirdi. Oğuzlarda boy teşkilatı oğuz eli, boy, oba ve ailelerden oluşmaktadır.

2. İlk Türk devletlerinde “Töre”nin nasıl bir fonksiyonu vardır?

  • CevapTöre kavramı, toplumda bireysel ve sosyal ilişki kuralları bulunan ve bu ilişkileri düzenleyen, bireysel disiplin ve otoriteye bağlı , milli birlik, beraberlik ve dayanışmayı sağlayan bir kültür kurumudur.

    İlk Türk Devletlerinde uygulanan cezalar ikiye ayrılırlar.Bunlar; ağır ve hafif cezadır. Ağır cezalar;devlete isyan çıkarma, ordudan firar etme, adam öldürme ve tecavüz gibi büyük suçların cezası idamdır.Hırsızlığın cezası ise çaldığı malın 10 katını ödemektir. Daha hafif suç işleyenler ise on güne kadar hapiste kalırdı.

    Bu cezalar, devlette otoriteyi sağlar ve insanların belirli kurallara uymasını zorunlu kılar.

3. Türk-İslâm devletlerindeki esnaf örgütlenmesi olan Ahî teşkilatı hangi fonksiyonları yerine getiriyordu?

  • Cevap: Ahi teşkilatında esnaf eğitimi veriliyordu.

4. Türk-İslâm devletlerinde şehirlerin büyümesi ve canlanmasında vakıfların rolü nedir?

  • Cevap: Ticareti sorunları alt veya üst yapılarla ilgilenip devleti başka işlere teşvik ettirmek.

5. Osmanlı Devleti’nde yönetenler olarak adlandırılan vergiden muaf kesim hangi görevlilerden oluşuyordu?

  • Cevap: Osmanlı Devleti’nde askerî sınıfın dışında kalan, yönetim görevi olmayan bu sınıf; geçimini tarım, ticaret ve sanayi alanlarında üretim yaparak sağlardı. Vergi vermekle yükümlü olan reaya din, dil, mezhep farklılıkları olan Osmanlı halkından oluşuyordu.

6. Osmanlı Devleti’nin Kuruluş Dönemi’nde “Tekke ve Zâviyelerin” fonksiyonu ne olmuştur?

  • Cevap:Kuruluş döneminden itibâren Osmanlı devletinde Anadolu’ya göç eden şeyhlere ve dervişlere yöneticiler tarafından yakınlık gösterilmiştir. Devlet erkȃnı farklı vesilelerle meşȃyıhın fikirlerine başvurmuş, onları kanaat önderi olarak kabûl etmişler, hayır duâlarını almaya çalışmışlardır. Hem Selçuklular döneminde hem de Osmanlı hâkimiyeti döneminde dervişlerin bir kısmı gâzilerle berâber fetihlere katılmış, bir kısmı Anadolu ve Balkanlar’ın köylerine, boş ve tenhâ yerlere yerleşerek ziraat, hayvancılık ve zanaatkârlıkla meşgûl olmuş, yerleştikleri yerlerin îmar, iskân ve gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. Tarîkat erbâbının zâviyelerini genellikle sınır boylarında kurmuş olmaları, orduların hareketini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır.5

    Osman Bey vefâtı esnâsında oğlu Orhan Gazi’ye yaptığı tavsiyesinde bilmediği konuları ȃlimlere danışmasını söylemektedir. Orhan Gazi, kardeşi Alâeddin’i hükümdar olarak teklif ettiğinde, Alâeddin Bey; “…Gel kardeş atamızın duâsı ve himmeti senünledür… ve hem azizler dahi seni kabûl ettiler” cevâbını vermiştir. Bu beyanlar Osmanlı sultanlarının devletin kuruluşundan beri ulemâ ve meşâyihe saygı gösterdiklerine işâret etmektedir.

    İlim erbâbinâ ve tasavvuf zümrelerine duyulan güven; devlet adamlarının tasavvufa meyletmelerini, devlet erkânının desteğiyle tasavvufȋ faaliyetlerin geniş coğrafyalarda rahatlıkla sürdürülmesini sağlamıştır. Gönül verdikleri tasavvuf büyüklerinin dergȃhlarını ziyâret eden devlet yetkilileri yeni zâviyeler inşâ etmişler ya da var olan zâviyelere mâlî destekler vermişler, dergâhların kullanımına sunulan vakıflar kurmuşlardır

7. Osmanlı Devleti’nde 19.yüzyılda toplumsal değişimi meydana getiren hukuksal düzenlemelerin başında neler gelmektedir?

  • Cevap:
  • 19. yüzyılda Osmanlı toplum yapışı incelendiğinde dikkati çeken ilk özellik nüfus yapısındaki değişimdir. Bir yanda kaybedilen topraklarla toplam nüfus azalırken, diğeri yandan da Anadolu’ya göçler yaşandığından şehir ve kasabalarda nüfus artışı yaşandı.
  • 19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde şehirleşmenin hız kazandığı dönemler oldu. İstanbul bir milyonu aşan nüfusu ile Avrupa‘nın en büyük şehirlerinden biri oldu.
  • Şehitlerin görünümü de değişmeye başlamıştır. Tren ve buharlı gemiler ulaşımda, kullanılmaya başladı.
  • Alınan teknoloji ile birlikte Avrupa yaşam tarzı Osmanlı toplumunda etkilerini göstermeye başladı. Özellikle büyükşehirlerdeki devlet yöneticileri Avrupa yaşam tarzının öncüsü oldular.
  • 2.Mahmut, batı tarzı giyim kuşama ağırlık veren bir çizgi takip etmiştir. Din adamı dışındaki devlet memurlarına fes, pantolon ye ceket giyme zorunluluğu getirmiştir.
  • Büyük şehirlerde Batı yaşam tarzı özellikle yönetici ve zenginlerde kendini gösterirken halk ve taşrada yaşayanlar geleneklerine bağlı kalmışlardır.

8. Osmanlı Devleti’nde 18. yüzyıldan itibaren artan göçlerin temel sebepleri nelerdir?

  • Cevap: Fransız İhtilali ile birlikte yaşanan ve bütün Dünyayı etkileyen milliyetçilik akımı.

9. Cumhuriyet Dönemi ile Osmanlı Dönemi arasında yönetimsel olarak en temel fark nedir?

  • Cevap: Osmanlı Devleti’ndeki yönetim biçimi neydi?

    Osmanlı Devleti bir monarşi devletiydi. Ülkede yasama, yürütme ve yargıdan sorumlu olan sadece hükümdardı yani padişahtı. Saltanat ile padişahlık babadan oğula geçiyordu. Yani padişah her hangi bir seçimle hükümdar olmuyordu. Padişahlığı babasından devralıyordu.
    Dolayısıyla yönetim demokratik değildi.

    Türkiye’deki yönetim biçimi nedir?

    Türkiye bir cumhuriyet ülkesidir. Yönetim sistemi olarak parlamenter sistemi kullanmaktadır. Ancak 2019 yılı itibari ile başkanlık sistemi yürürlüğe girecektir.

    Parlamenter sistem, güçler ayrılı ilkesinin uygulandığı yani yasama, yürütme ve yargının farklı kollardan yönetildiği bir sistemdir. Yasamadan meclis veya parlamento, yürütmeden başbakan başkanlığında bakanlar kurulu ve yargıdan da ülkenin mahkemesi sorumludur. Bu üç kolu denetleyen ve ülkenin yöneticisi olan ise cumhurbaşkanıdır. Türkiye’de yasamadan TBMM, yürütmeden başbakan başkanlığında bakanlar kurulu ve yargıdan da Anayasa Mahkemesi sorumludur.

    Türkiye’de alınan her karar demokratik olarak yani seçimle yürürlüğe girer. Halkın alınan kararlarda söz hakkı vardır. Fakat Osmanlı Devleti’nin yönetiminde halkın söz hakkı yoktu. Bu nedenle demokratik bir yönetim biçimi uygulanmıyordu.

10. Toplumsal alanda yapılan inkılaplar nelerdir?

  • Cevap:

    Kılık- Kıyafet Alanındaki İnkılaplar

    Osmanlı toplumu farklı dinlere mensup milletlerden oluştuğu için belli bir kıyafet birliği de yoktu.

    Osmanlı padişahları zaman zaman birliği sağlamak için düzenlemeler yapmışlardır. II. Murat döneminde kılık-Kıyafetteki ayrıcalıklara son verebilmek için memurların ceket, pantolon ve fes giymeleri zorunlu hale getirildi. II. Abdülhamit zamanında ise fes dinin bir simgesi haline geldi. Atatürk kılık kıyafette de bir değişikliği ön görüyordu. Bu amaçla 25 Kasım 1925’te “Şapka Giyilmesi Hakkındaki Kanun” kabul edildi. 1934’te yapılan Kanuni düzenlemelerle de din adamlarının görev alanları dışında dini kıyafetlerle dolaşması yasaklandı.

    Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım1925)

    “Efendiler ve ey millet, biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti Şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır.”

    Osmanlı Devleti’nin başlıca din kurumları tekke ve zaviyelerdi. İslam’da çeşitli dini düşünce akımları mevcuttu. Bu akımlara Tanrı’ya ulaşmada tutulan yol anlamında “tarikat” adı verilirdi. Çeşitli tarikatlar “Tekke” denilen kuruluşlarda faaliyet gösteriliyordu. Tekkelerin daha küçük olanlarına Zaviye adı verilirdi. Zamanla bu kurumlar çağın dışında kaldı. Sayıları oldukça artan tekke ve zaviyeler dini sömürü merkezleri haline geldi. 30 Kasım 1925’te çıkarılan bir kanunla tekke ve zaviyeler kapatıldı.

    Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik yapılması

    Avrupa’nın kullandığı miladi takvim artık milletlerarası bir takvim olmuştu. Bu nedenle resmt devlet işlerinin ve resmi olmayan sosyal yaşayışın milletler arası ölçülere uydurulması için kanuni düzenlemeler yapılmaya başlandı. 1925 yılında hicri ve rumi takvimler bırakılarak milletlerarası miladi takvim; ezant ve vasatt saatler bırakılarak, gece yarısından başlayan 24 saatlik günlük zaman ölçüsü kabul edilmiştir.

    1928 yılında Arap rakamları bırakılarak milletlerarası rakamlar kabul edildi. 1931 yılında da arşın, okka, enzade gibi bölgelere göre değişen ağırlık ölçüleri yerine; dünyanın yaygın olarak kabul ettiği ölçüler kabul edildi. Böylece iç piyasadaki alışverişlerin daha sağlam esaslar üzerine oturtulması sağlandı.

    Hafta Tatilinin Kabul Edilmesi

    İslam geleneğine uygun olarak Cuma günleri tatil sayılıyordu. Ekonomik ve politik hayatın daha yararlı ve uyum içinde (bilgi yelpazesi. com) devamını sağlamak amacıyla, 1935 yılında Pazar gününü resmi tatil kabul eden bir kanun çıkartıldı. Böylece Türk devletinin ve Türk milletinin medeni memleketlerle ortak yaşaması ve çalışması sağlandı.

    Soyadı Kanunu’nun Kabulü

    Osmanlı toplumunda soyadı kullanılmıyordu. Kişiler ya babalarının adıyla ya da doğdukları yerlere göre anılmaktaydılar. Ayrıca ailelerin de belirli bir adı olmadığından, evlilik kurumu adsız idi. Bütün bunlar kişilerin birbiriyle, devletle olan ilişkilerinde, askerlik işlerinde, ekonomik ilişkilerde sorunlar yaratıyor, karışıklığa neden oluyordu. 21 Haziran 1934 yılında Soyadı Kanunu kabul edilerek, herkesin öz adı yanında bir de soyadı taşıması zorunluluğu getirildi.

    Aynı yıl çıkarılan bir kanun “ağa, hacı, hafız, hoca, molla, efendi, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazretleri” gibi eski toplum yapısını yaşatan unvanların kullanılmasını da yasakladı. Soyadı Kanununa uygun olarak TBMM, Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadını verdi.

B- Aşağıdaki sorularda doğru seçeneği işaretleyiniz.

11. Uygur Devleti’nde her yıl borçluların borçları ödenir, çıplaklar giydirilirdi. Uygur ilinde fakir ve yoksul yaşayan kimse yoktu. Çalışamayan ve kazanamayan Uygur vatandaşlarına ise devlet ile Uygur Kağanı yardım ederdi. Savaşta ölenlerin çocuklarını hakanlar himayelerine alır, manevi evlatları safına katardı. Yukarıda parçadan Uygurlarla ilgili hangisine ulaşılmaz?
A) Uygur Devleti, sosyal devletin icaplarını yerine getiriyordu.
B) Uygurlar çağdaşı toplumlardan etkilenmişlerdir.
C) Uygurlar yaygın olarak Manihaizm’e inanmaktaydılar.
D) Uygur Devleti özellikle bilim alanında geliştirme göstermişti.
E) Uygurlar Döneminde fakir kimse yoktu.

  • Cevap: A

12. Bütün siyasetname türü eserlerde ve hatta resmî vesaikte temel olarak işlenen konu halkın korunması ve adaletle hükmedilmesinde düğümlenmektedir. Adalet genel olarak toplum düzeninde başta yer almaktadır. Halk kesiminde, idareci zümrenin mağduriyetine uğramamak için bir teminat olarak mütalaa edilmiştir. Yukarıdaki parçaya göre Türk-İslam Devletlerinde yönetim ve halk arasındaki ilişkiler göz önüne alındığında aşağıdakilerden hangisine varılamaz?
A) Türk-İslam devletlerinde halkın temel beklentilerinden biri adalettir.
B) Türk-İslam devletlerinde halkın beklentileri idareci zümre tarafından her zaman karşılanmıştır.
C) Türk-İslam devletlerinde halkın korunması adaletle birlikte zikredilmektedir.
D) Türk-İslam devletlerinde yönetime dair eserler verilmiştir.
E) Devlet yönetiminde bulunanlar bazen toplumda mağduriyetlere neden olabilmektedir.

  • Cevap: B
0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry


Sponsorlu Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir