Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Youtube Kanalı
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ata Yayınları

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 139

Test Çöz Sayfası

“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 139 Ata Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Ata Yayınları Sayfa 139

varmak ister ki, o da başka sanatların çizgi, hacim veya sesle elde ettikleri faidesiz alâkayı uyandırmaktır.
Bu alâkada, aklın, hikmetin, büyük mefkûrenin ve küçük insanı zaafların hiçbir hakkı yoktur. O hepimizin tabiî olarak mücehhez bulunduğumuz teessür cihazını tahrik etmeyi düşünmez. Onun içindir ki, şiir, tesirini konuşma ve nesir gibi -kaba mânasıyle- mânâ ve vuzuh ile yapmaz. Bununla beraber şurasını tasrih edelim ki, bu sözlerle şiirde mânâ yoktur demek istemiyoruz. Sözü sanatta sadece bir musikî kıymeti gibi kullanmak belki bir hayâl olarak birkaç müstesna fıtratı bir an için okşamıştır. Fakat onların tecrübeleri bize bu arzuyu nasıl bir imkânsızlığın karşıladığını daha pek yakın zamanlarda gösterdi.
Şiirde mânâ vardır, fakat bu mânâ nesrin ve konuşmanın mânâsı değildir; ve asıl kıymet onda değil, şiirin manevî benliğini yapan havasındadır. Birbiriyle irtibatı olmayan rüyet ve düşünce parçalarını, hissin ve hayâlin bütün dağınık unsurlarını kendi içinde ve bir vahdet hâlinde toplayan, işte asıl bu havadadır. Mânâ bu havaya, tıpkı sesle melodi gibi refakat eder. Aksini nasıl kabul edebiliriz ki, şiirdeki bu mânâ sadece söz veya nesirde ancak tâli ve tezyinî bir kuvvet mahiyetinde kullanılan imajların birbirini takibinden ibarettir.
Şiire asıl sihrini veren bu bahsettiğimiz havadır. Buna istersek şiirin musikisi de diyebiliriz. Yalnız bu tabiri kullanırsak bir ruh hâletinin gölgeli havasının lisana naklinden ibaret olan ve kolaylıkla hiçbir asla irca edilemeyen seyyal bir halitayı, hiç olmazsa zâhiren bir tek hassamıza ait olan bir kelime ile tayin etmek tehlikesi vardır.
Bütün kuvvetini ve tesir kabiliyetini, velhâsıl mükemmeliyetini doğuran her şeyi sanatın lisanından alan bu havanın kelime ile, imajla olan münasebeti bir peyzajın veya bir odanın ışıkla olan münasebeti gibidir. Nasıl bir odanın içindeki eşya, ayna ve dolaplar, sedir, kitaplar, her şey ruhumuza itiyatlarını veren asıl izafi varlıklarını perdelerden süzülen veya lâmbadan dökülen ışıkta bulursa ve bütün bu kapalı mahremiyet o aydınlığın vaziyet, kuvvet ve cinsine göre ruh ve manzarasını değiştirirse, söz veya fikrin unsurları da bu havanın öylece ihtiyarına tâbidir. Ufak bir ışık değişikliği eşyayı nasıl bir vehim, bir gölge ve bazen bir korku hâline indirir, buutları değiştirirse, bu hava da kelimelerin ve imajların üzerine öylece tesir eder. Işığı büsbütün kaldırın, o zaman itiyatların kapalı zarfı olan odanın yerini münferit ve dağınık yaşayan eşya alır ve bütün bu değişikliklere sebep küçücük bir zarf içinde yanan esansın yokluğu yahut derecesidir. Çünkü o, bu ayrı ayrı parçaları içinde birleştiren, bir kül hâlinde toplayan alâka idi. Uzaklık, yakınlık, bin türlü izafiyet hep ondan geliyordu. Onu kaldırınca bir terkip en canlı noktasından, alâkasından ihlâl edildi ve oranın yerini teker teker ve ancak aramakla bulunacak eşya aldı.
Şiir de böyledir. Onu yapan havayı kaldırınız, elinizde lûgata iadesini bekleyen bir yığın kelime ile birkaç hayal kırıntısı kalır. Asıl olan bu hava sanatkârdaki ruhî vaziyetin lisana naklinden başka birşey değildir ve bunu yapan da sanatın nizamı ve sanatkârın çalışma kudretidir. Onun için bir şiirin mucizesini onun dışında aramak, bir uzviyeti zî-hayat kılan müessiri kendi haricinde aramağa benzer. Yaşıyorsam, uzviyetimi teşkil eden ecza arasında tam bir irtibat ve ahenk mevcut olduğu için vücut dediğimiz bu mudil makinenin her parçasının bende birbirini tekzip etmeden, birbirini kaybetmeden ve bir an için istikballerini düşünmeden çalıştıkları için yaşıyorum. Niçin benim eserim benden ayrı olacak. Bu sâri hava, bu seyyal ruh vücudum gibi birbirini tutan, birbirini tamamlayan, hakikî varlıklarını, güzelliklerini birbirinden bulan cüz’ülerin, kelimelerin, şekillerin terkibinden doğmuştur. Bu en ufak parçasından en hâkim fikrine kadar hepsini birbirine tâbi cüz’ülerin yaptığı mükemmeliyetin mânâsıdır.

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Ata Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 139 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!