11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 184
“11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 184 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 184
(…)
— Pekâlâ beyefendi, bunların hepsi iyi, hepsi âlâ, fakat şunlara ne buyurursunuz rica ederim?
Halil Hilmi Efendi kendisine uzatılan üç kâğıdı görmek için gözlüğünü taktı. Bunlar, gündelik işlere ait üç evraktı: Aylık bordrosu tasdiki ve buna benzer şeyler. Kaymakam bu kâğıtlarda buyurulacak bir şey göremeyerek hayretle gözlerini açıyordu.
— İmza tarihleri 27 Temmuz, yani zelzele gecesinin sabahı, yani zatıâlinizin yaralı bulunduğunuz gün. Mademki ahval-i sıhhiyeniz bunları tetkik ve imza etmenize müsaittir, neden öyle ise dört kelimelik bir telgrafla bana vaziyeti bildirmediniz? Mademki size gönderdiğimiz parayı sarfedecek yeriniz yokmuş, neden öyle ise komisyonlar yapıp ortalığı velveleye vereceğiniz yerde iki satırlık bir telgrafla keyfiyeti bana bildirmediniz?
Mutasarrıfın “mademki” ve “neden öyle ise.” diye başlayan sualleri büyük bir süratle noktasız, virgülsüz akmakta idi. Halil Hilmi Efendi evvelâ bunların birine cevap vermeye hazırlanırken bir başkasının başladığını görerek bunalıyordu. Fakat sonradan bütün ümidini kaybetti ve oturduğu yerde taş gibi donup kaldı. (…)
— Hem o geceki toplantıya da aklım ermiyor benim beyefendi. Toplantıya değil, saçlı sakallı bir büyük memurun böyle bir toplantıya riyaset etmesine. Bütün pislik zaten oradan başlıyor. Bir kere başta Kaymakam olmak üzere yaralıların hepsi orada yaralanmış. Aralarında zatıâliniz bulunmasaymışsınız, denemez ki, bu olanlar mutlaka olmayacakmış, fakat aralarında hiç değilse kaymakamımız bulunmayacakmış. Bize hali haber verecek aklı başında bir memurumuz ayakta kalacakmış. Böyle olunca da söz ayağa düşmeyecek ve bu rezalet olmayacakmış. Verilen yanlış haberlere aldanarak ben de vilâyeti telâşa düşürdüm; boşu boşuna paralar, yardım heyetleri gönderdim. Sizin yüzünüzden ben de müşkül vaziyete düşüyorum.
Halil Hilmi Efendi, derin derin içini çekti. Zaten bütün bu gürültünün sebebi o değil miydi? Ümitsizlik içinde bir an:
— Üzülmeyin beyefendi. Suç benimdir, diyerek bu işkenceye son vermeyi düşündü. Fakat bir sevk-i tabiî haline gelmiş memur ihtiyatı buna mâni oldu.
Birinci Dünya Savaşı kapıdadır ve OsmanlI Devleti’ni kendi ittifakına çekmek isteyen Batılı devlet temsilcileri de deprem haberiyle ilgilenirler. Alman ve Avusturya elçileri, taziye ve geçmiş olsun dileklerini Osmanlı Devleti’ne iletir ve para yardımında bulunurlar. Gazetelerde depremzedeler için Açe ve Sumatra (Endonezya) halkının yardım parası topladığı haberleri çıkar. Vali ilçenin durumunu yakından görmek için yola çıkar, ardından şehzadenin de ilçeye geleceğine dair bir telgraf ulaşır. Şehzadeyi deprem yalanına inandırmak için tren istasyonuna yakın evler yıkılır, eşyalar dışarı çıkarılır, meydanlara çadırlar kurulur. Gördüğü manzaraya inanan şehzade İstanbul’a dönünce Kaymakam Halil Hilmi Efendi’ye fedakârca çalışmalarının karşılığı olarak devlet madalyası gönderir. Gelen yardım parasıyla ilçedeki harap yapılar tamir edilir, birçok yeni bina yapılır, insanlara yardımlar dağıtılır hatta paranın artan kısmıyla hükûmet binasının karşısına havuzlu bir park yaptırılır.*
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 184 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























