Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar
Ana Sayfa / Kitap Cevapları / 6. Sınıf Meb Yayınları Türkçe Çalışma Kitabı Cevapları / 6. Sınıf Meb Yayınları Türkçe Kitabı Dibek Dövücü ile Hınk Deyici Cevapları

6. Sınıf Meb Yayınları Türkçe Kitabı Dibek Dövücü ile Hınk Deyici Cevapları

Sponsorlu Bağlantılar


6. Sınıf Meb Yayınları Türkçe Kitabı Dibek Dövücü ile Hınk Deyici Cevapları

6. Sınıf Türkçe Öğrenci Çalışma Kitabı Meb Yayınları 5. Tema Vatandaşlık Bilinci Sayfa 151, 152, 153, 154 Dibek Dövücü ile Hınk Deyici Metni Etkinlik Soruları ve Cevapları 2017 – 2018

DİBEK DÖVÜCÜ İLE HINK DEYİCİ

1. ETKİNLİK 

Dinlediğiniz metinden alınan aşağıdaki cümlelerden, gerekçe ve kanıtlarla desteklenebilen- leri örnekteki gibi işaretleyiniz.

  • Cevap:

✓ Hoca Nasreddin’in kadılığında, huzuruna iki kişi getirilmiş.
Adaletinize sığınırım Hocam.
✓Tokmağı her kaldırıp vurduğunda HINK demiyordu.
✓Çıkart bakalım belindeki akçe kesesini de bana uzat.
✓Hınk deyici büyük bir iştah ve şevk ile Hoca’nın yanına doğru atılır.
Dibeği döven akçe kesesini alır. Dibek dövenin yanında hınk diyen de akçelerin şıngırtısını.

2. ETKİNLİK 

Aşağıya dinlediğiniz metinden bazı kelimeler verilmiştir. Kelimelerin anlamlarını sözlükten bularak noktalı yerlere yazınız.

  • Cevap:

destur çelimsiz dibek hane akçe vaziyet cüsse mahcup mahzun şevk
Destur = İzin, müsaade
Çelimsiz = Çok zayıf ve kuru
Dibek = Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan
Hane = Ev, konut
Akçe= Her türlü madeni para
Vaziyet = Durum, tavır, hal
Cüsse = insan gövdesi
Mahcup = Utangaç
Mahzun = Üzgün
Şevk = İstek, heves

3. ETKİNLİK 

Dinlediğiniz metinde geçen bazı eş anlamlı kelimeler aşağıda verilmiştir. Eş anlamlı kelimeleri aynı renge boyayınız.

  • Cevap:

Öfkeli = kızgın
Güçlü = kuvvetli
Ev = Hane
Para = Akçe
Çelimsiz = Sıska

4. ETKİNLİK 

Aşağıya Sadi Şirazî’nin “Gülistan” adlı eserinden bir parça verilmiştir. Parçada geçen hükümdarın adalet anlayışını nasıl değerlendirirsiniz? Kısaca yazınız.

“Adaletli olmasıyla tanınan bir padişah, saray eşrafı ve hizmetçileriyle birlikte ava çıkar. Av sonunda, bulundukları yerde avlarını pişirip yemeye başlayacakları vakit bir bakarlar ki yanlarına tuz almamışlar. Padişah hemen bir hizmetçisini çağırarak yakındaki bir köyü gösterir ve “Hemen git oradan bir tutam tuz al gel.” der ve sıkı sıkıya da parasını ödemesini tembihler. Etrafındakiler hayretle, padişaha bu kadar tuzun köye ne zarar vereceğini sorarlar. O ise şu vurgulayıcı cümleleri sıralar:
– Eğer ben padişah olarak ücretini ödemeden halkın bir yumurtasını alsam, çevremdekiler o halkın bütün tavuklarını keser, yerler.
– Yine; eğer ben parasını vermeden bir elma alsam, onlar ağaçları kökünden söküp çıkarırlar.”

  • Cevap:

Parçaya göre hükümdarın adalet anlayışı, devlet büyüklerinin adalet yönünden halka örnek olması gerektiği yönündedir. Eğer bir devlet büyüğü adaletsiz davranırsa, halkındaki kötü niyetli kişiler o adaletsizliği daha da büyütecek bahaneyi bulmuş olurlar. Hükümdara göre yöneticiler adaletli olmalı ki, etrafındaki kişiler de bu adalete uysunlar.

5. ETKİNLİK 

Aşağıdaki “Nasıl Adaletli Bir İnsan Olurum?” etkinliğini örnekten hareketle yapınız.

  • Cevap: Herkese eşit davranmalıyız bir olay olduğu zaman sadece bir tarafı değil her iki tarafı da dinlemeliyiz. Kimsenin hakkını göz ardı etmemeliyiz bu dünya  da herkes eşit haklara sahiptir. Adaletin olmadığı yerde barış ve huzurda olmaz. Herkes kendi çıkarları için başkalarının hayatlarını mahvederler. Zaten adil bir insan merttir, İnsanlara karşı içi merhametle kaplıdır.

— Yalancı şahitlik yapmamalıyım. Ne görüp duyduysam aynı şekilde anlatmalıyım.

— Haksız olduğum durumlarda özür dilemeli, gereğini yapmalıyım.

— Sırf tanıdığım bir insan diye onun işine öncelik vermemeliyim.

— Hiçbir tanıdığımdan ayrıcalık istememeliyim.

6. ETKİNLİK 

Aşağıda verilen metindeki zamirleri bularak noktalı yerlere yazınız.

O, çeliğe çifte su vermesini biliyordu. Uzun kılıçlar değil, yaptığı kısacık bıçaklar bile iki kat olur, kırılmazdı, “çifte su vermek” sanatının, yalnız ona özgü bir sırrı vardı. Yanına çırak almaz, kimseyle çok konuşmaz, dükkânından dışarı çıkmaz, durmadan uğraşırdı. Bekârdı. Hısımı, akrabası yoktu. Kentin yabancısıydı. Kılıçtan, demirden, çelikten, ateşten başka söz bilmez, pazarlığa girişmez, müşterileri ne verirse alırdı. Yalnız savaş zamanları ocağını söndürür, dükkânının kapısını kilitler, kaybolur, savaştan sonra ortaya çıkardı. Kentte onunla ilgili birçok hikâye söylenirdi. Kimi “cellat elinden kaçmış bir çelebi”, kimi “sevgilisi öldüğü için dünyadan elini eteğini vakitsiz çekmiş garip” derdi. Siyah şahane gözlerinin mağrur bakışından, soylu davranışlarından, gururlu suskunluğundan, düzgün sözlerinden onun öyle sıradan bir adam olmadığı belliydi… Ama kimdi? Nereliydi? Nereden gelmişti? Bunları bilen yoktu. Halk onu seviyordu. Kentte böyle tanınmış bir ustanın bulunması herkes için ayrı bir övünç kaynağıydı. – Bizim Ali… – Bizim koca usta… – Dünyada eşi yoktur… – Zülfikâr’ın sırrı ondadır!.. derlerdi.
Ömer SEYFETTİN / DİYET

  • Cevap: Ona, o, kimse, onunla, onun, kimdi, nereliydi, nereden, bunlar, onu, herkes, bizim, ondadır.

7. ETKİNLİK 

Aşağıdaki cümlelerdeki edat ve bağlaçları bularak noktalı yerlere yazınız.

  • Cevap:

Onu görünce öyle sevindim ki. Ki-bağlaç
Bilmek için okumak lazım. İçin-edat
Okula gitmek üzere evden çıktı. üzere-edat
Ali ve Gülşah gayretli iki öğrenciydi. Ve-bağlaç
Akşama kadar çalışır, eve gelince de hiç durmadan okurdu. Kadar-edat
Yaşıtlarına göre daha olgun davranışlara sahipti. Göre-edat
Az uyumasına rağmen dinç görünüyordu. Rağmen-bağlaç
Onu görünce öyle sevindim ki. Ki-bağlaç

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry


Sponsorlu Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir