Ana Sayfa / Sorularınız / Ashab-ı Kehf Mucizesi Neye İşaret Ediyor
Ödev Soruları

Ashab-ı Kehf Mucizesi Neye İşaret Ediyor


Ashab-ı Kehf Mucizesi Neye İşaret Ediyor

Bir mağarada 309 yıl uyuyan yedi genç insanın efsanesi olan Ashab-ı Kehf, hem Hıristiyan hem de İslam kaynaklarında yer almaktadır. Kuran’m Kehf suresinde bu gençlerin yaşadıkları mucizeye onların kaç kişi olduğu ve ne kadar süre uyutuldukları belirtilmeden değinilir. İsimleri Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şâzenuş, Kefeştetayyüş olan bu gençlerin Kıtmir adında bir de köpekleri vardır.

Ashab-ı Kehf’in yeri hakkında sayısız yer işaret edilmiştir. Mağaranın sınırları içinde olduğunu iddia eden 33 kent vardır. Ama yedi uyurlara ev sahipliği yapan yerlerin en bilinenleri Afşin, Tarsus ve Efes’tedir. Ancak Şam ve Endülüs civarında da yedi uyur kıssaları oldukça yaygındır. Bu mucize kıssaya gelince, pek çok versiyonu olmasına karşın, bilinen ve asıl konu edilen bu gençlerin bir zaman ve mekân değiştirme işlemi yaşadıklarıdır. Uyumadan önce iktidarda bulunan imparator Decius tarafından suçlu ilan edilen bu gençler, 309 yıl sonra uyandıklarında bu kez Hıristiyanlığı kabul etmiş olan Roma İmparatoru ve halk tarafından aziz ilan edilirler.

Roma imparatoru Decius’un İsevilik dininden vazgeçmeleri için yaptığı baskıya dayanamayarak yaşadıkları yeri terk eden bu yedi genç insan, yaşadıkları şehrin dışına kaçarak bir mağaraya sığınırlar. Olay muhtemelen M.S. 250 civarında geçmektedir. Zaten o dönemde hüküm süren Roma imparatoru Decius’un dönemi de zorbalıklar, işkenceler ve işlettiği cinayeüerle anılırdı. Konuyla ilgili en eski kaynak Suriyeli rahip Saruclu James’e aittir (M.S. 452). Ünlü tarihçi Gibbon, “Roma İmparatorlu-ğu’nun Çöküşü” adlı kitabında rahip James’ten birçok almü yapmışür.

Buna göre, yedi Hıristiyan gence işkence yaparak onları mağaraya sığınmaya zorlayan kralın ismi, İmparator Decius’tur. Müslüman tefsircilere göre olayın geçtiği yer Aphesus’tur. Gibbon’a göreyse bu yerin ismi Ephesos’tur. Gençlerin kaçtığını anlayan imparator onların saklandıkları mağarayı bulup, ağzını ördürür. Ama gençler kendilerine yapılan bu kötülüğü bilmeksizin rahat bir uykuya dalarlar ve uyandıklarında ne kadar uyumuş olduklarının farkında bile değildirler. Zamanın ve tarihin üç yüz yıl ötesine kaydıklarını bilmeden, sanki birkaç saat önce uykuya dalıp da uyanmışçasına sohbet etmeye koyulurlar. Karınları çok acıkmışür. Ama imparatorun askerlerine yakalanma olasılığını düşünerek hep birlikte şehre inmekten çekinirler. Böylece içlerinden Yemliha’nm şehre gidip yiyecek bir şeyler almasına karar verilir.

Gençlerin uzun uykularından uyandıkları zamanın İmparatoru II. Theodosius’tur ve kendisi Hıristiyanlığı kabul etmiş bir imparatordur. Yemliha şehirdeki bir fırıncıya üç yüz küsur yıl öncesinin sikkelerini verince kendisini bir anda II. Theodosius’un huzurunda bulur. Yemliha kendisinin ve arkadaşlarının başlarından geçenleri imparatora anlaür. Gençlerin yaşadıklarına akıl sır erdiremeyen İmparator onları Hıristiyan azizleri olarak ilan eder. Halk onların uyuduğu mağaraya akm etmeye başlar.

Kıssanın bundan sonraki bölümleri değişik şekillerde aktarılmıştır. Bazı anlatılarda yedi gencin yeniden uykuya yattığı ya da kendilerini ziyarete gelen halkın gözleri önünde bir anda yok oldukları şeklindedir. Ashab-ı Kehf sadece dinî bir mucize değildir. Şimdiki zamanda yaşayan bizler bile tam olarak anlayıp kavrayamasak da bu mucizenin içine saklanmış olan evrensel bir bilimin izlerini rahaüıkla fark edebilmekteyiz.

Zaten inançlarımızın sorgusuz sualsiz onayladığı pek çok mucizeyi, bilimkurgusal yanımız desteklemiyor mu? Nasılsa bilimkurgu olan her şey bir süre sonra gerçek olarak yaşanümızdaki yerini alıyor. Bu da insanın bilgi konusunda bir sıralamaya gereksinimi olduğunun en güzel kamü. Belli ki merdivenleri birer birer çıkmak her zaman daha güvenli oluyor bizler için. Önceleri masal ve efsane sayılan, sonrasında mucize sayılmaya başlıyor; ardından bilim kurgusal bir düzeye yükseliyor ve tam o noktada bilimin dikkatini çekip, hangi konu olursa olsun üzerinde araştırma yapılmaya başlanıyor ve en sonunda da bir bakıyoruz ki masallarımız, mucizelerimiz, hayallerimiz gerçek oluyor…

İşte bu ilginç olay da bazılarımıza göre ölüp de dirilmenin bir ispatı, bazılarımıza göre paralel evrenlere yapılan yolculuğun resmi bir kanıtı, bazılarımız içinse ışınlanma ve zamanın göreceli oluşunun en güzel örneği sayılmakta…




Tek Yorum

  1. GÜZEL Mİİİİİİİİ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir